AKİB Genel Başkanı Hızar: “Özgür basın, güçlü toplumun temelidir” - 1

Abone Ol

Avrupa Kayserili İşverenler Birliği (AKİB) Kurucu Genel Başkanı Ali Hızar, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru olduğuna dikkat çekti.
Gazetecilerin, kamuoyunun doğru, tarafsız ve hızlı bilgiye ulaşması adına büyük bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Genel Başkan Ali Hızar, özellikle günümüz dünyasında basın emekçilerinin fedakârlıklarının her zamankinden daha kıymetli olduğunu ifade etti.
Genel Başkan Hızar, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Gazeteciler, toplumun gözü, kulağı ve vicdanıdır. Doğruyu arayan, hakikatin peşinden yılmadan giden basın mensuplarımız; demokrasinin, özgürlüklerin ve toplumsal barışın en önemli teminatıdır. Zor şartlar altında, büyük bir özveriyle görev yapan tüm gazetecilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, hayatını kaybeden basın emekçilerini rahmetle anıyorum.”
Avrupa’da yaşayan Kayserili iş insanları adına da değerlendirmelerde bulunan Hızar, yurt dışında Türk toplumunun sesi olan gazetecilerin üstlendiği misyona dikkat çekerek, diaspora basınının kültürel bağların korunmasında önemli bir rol oynadığını belirtti.
Ali Hızar, sözlerini şu temenniyle tamamladı: “Basın özgürlüğünün güçlendiği, gazetecilerin güven içinde görev yaptığı, kalemin her zaman hakikatten yana olduğu bir gelecek diliyorum.”
GAZETECİLER GÜNÜ’NÜ
İÇİMİZ BURUK
KARŞILIYORUZ
Avrupa Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Fişenk gazeteciler günü münasebetiyle bir mesaj yayınladı. Fişenk mesajında,
“10 Ocak Gazeteciler Günü”nü daha içimiz buruk ve hüzün içinde karşılıyoruz!” Şöyle devam etti; "Kutluyoruz" diyemiyoruz çünkü, basın çalışanları, önceki yıllara göre daha
"iç karartıcı" bir ortamda giriyoruz.
2025'ün ilk haftasında geriye dönüp de geçen yıllara baktığımızda tablo mesleğimiz adına hiç de iç acıcı değil.
2025 Yılına dönüp baktığımızda da yaşam, geçim riskinin yanına bir de işsizlik eklenerek 2025 yılına girmiş bulunmaktayız.
Başta savaş halindeki Ukray’na ve Rusya’da görev yapan meslektaşlarımız olmak üzere birde sahneye katliamları ile İsrailin çıkarak, Pervasızca katlettiği masum Çocuklar, Kadınlar, Yaşlılar, sivil insanlar yetmiyormuş gibi Filistin topraklarında ve Gazze’de yaptığı insanlık dışı işgal, yağma, işkence ve katliamları dünya’ya haber olarak duyuran gazetecileri de vahşice davranıp işkence ederek, olmadık güçlükler çıkartıp sert şekilde darp ederek Filistin de görev yapan meslektaşlarımızdan 201 Gazeteciyi gözlerini kırpmadan Şehit etmişlerdir.
Dünyanın hiçbir ülkesinde bu şekilde organize bir cinayeteler serisine Gazeteciler uğramamıştır.
Bu Katliamcı Katil İsrail’i Tüm Dünya ki meslektaşlarım adına şiddetle kınıyor, bu işlediği sivil soykırımı ve cinayetleri de dahil omak üzere öldürdüğü gazeteci meslektaşlarımızın da hesaplarının sorulmasını Uluslararası Ceza Mahkemesinden talep ediyorum.
Dünyanın dört bir tarafında her türlü zorlu koşullarda doğal afetler, depremler, yangınlar, salgın hastalıklar, savaşlar, ekonomik buhranlar gibi çok zor şartlar altında görevini ifa etmeye çalışan meslektaşlarımıza yapılan mesleki, fiziki saldırılar, ekonomik baskılar, iş kısıtlığı, işsizlik kısaca tüm baskılamaların ve çatışmaların içinde görev yapmaya çalışırken bişekilde dolaylı veya dolaysız zarar gören, yaralanan, can veren,
Aralarında esir alınan, İşkenceye maruz bırakılan, yaralanan, sakat kalanlar, hayatını kaybedenler olmak üzere işlerinden edilen, işsizliğin üzerinde baskı aracı olarak kullanılan, Yaşam kaygısı yanında birde geçim kaygısıyla savaş veren, Basın mensupları dünya da sayıları binlerle ifade edilebilecek oranda işsizliğe mahkum olmuşlardır. Ayrıca Emekli olarak bir köşeye çekilmiş yaşam mücadelesi veren ömrünü mesleğine adamışları da unutmamak gerekmektedir. Şurası bilinmekidir ki bugünün çalışanları yarının emeklileridir.
"Çalışan" gazetecilerin ise (Gazeteci her zaman gazeteci’dir. Çalışsa da, çalıştırılmasa da, yaşlanıp emekli olsa da, çalışan gazeteciler diyerek ayrıştılmayı da anlamış değilim doğrusu)
ne yazık ki "iş güvencesi" mensubu oldukları kurumlarının yönetimi ile ters düşersem işimden olursam kaygısı içinde, Diğer yandan "yıpranma hakkı" bişekilde olamayanlar
Ve yasaklar, vs uydurma nedenlerle Gazetecilerin artık yasaklanmaya da başlandığını duyuyoruz,
Birçok ülkelerde özellikle de İsrail’in işgal ettiği yerlerde meslektaşımızın akreditasyonu iptal edildiklerini duyuyoruz haklı nedenlerin dışında bu uygulamaları kabul etmiyoruz.
SÜRECEK