Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünkü Yozgat mitinden sonra sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlarda bir şey fark ettim.
Belki de bu güne kadar çok fazla üzerinde durmadığımız bir konu.
Her biri farklı ilçelerden pek çoğunu yakinen tanıdığımız insanlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması üzerinden siyaset yapıyordu.
Biraz daha detaya inelim.
Cumhurbaşkanı hangi ilçelere vaatlerde bulundu, ismini zikretti üzerinden ilçeler arasında bir tartışma yaşandığını ve bunun çekişmeye dönüştüğünü gördüm.
Özellikle de aynı partiye mensup insanlar arasında...
Belli ki Erdoğan’ın konuşması üzerinden iktidar ve o ilçenin en güçlü muhalif partisi arasında çekime yaşanmış.
Bir taraf Sayın Cumhurbaşkanının söylemleri üzerinden eleştiride bulunurken karşı taraf ayynı söylem üzerinden savunma geliştiriyor.
Kendi ilçelerinin göz ardı edildiğini düşünen siyasi partiler olduğu kadar ilçelerine vaatte bulunduğunu savunan iktidar partisi mensupları vardı.
Bu tartışma biraz daha uzayacak gibi.
Asıl mesele neyin hani şekilde vaat edildiği değil uygulanabilirliği bence!
Siz ona bakın hele.
Nasrettin Hocanın koyunlarının yünü hesabına dönmesin iş.
YAKALIĞI BIRAKSAK OLACAK DA…
Yozgat’ta isteriz ama isteyemeyiz.
Kapalı kapılar arından pekala isteriz ve yerden yere vururuz icracı konumdaki zatı muhteremleri.
Ama iş istemeye yani yüzlerine karşı konuşmaya gelince dut yemiş bülbül.
Daha çok işin methiyeler dizme, kıymetli büyükleri göklere çıkarma, kişisel beklentiler umudu ile hafiften yalakalık yapma durumları çıkar ortaya.
Artık durum öyle bir hal alır ki Yozgat’ın canı cehenneme pozisyonu çıkar ortaya.
İnsanlar kendisinin, ailesinin geleceğinin elde edilen kişisel çıkarlarla değil topyekun kalkınma ile iyi ve müreffeh bir şehirde yaşayacağı gerçeğini düşünmez.
Kafa dank etmez bir türlü.
Askerliğini tamamlayan evladı asgari ücretle büyük şehirlerde köle olur, bizim anne-baba hiç yere evlat hasreti çeker, memleketin kaderine göç kara leke gibi yazılır ama bizim topraklarımızda kişisel beklentiler bitmez.
Millet adına istemesi, talepkar olması gerekenler de kişisel beklentiler uğruna genel talepleri rafa kaldırır.
İlçelerin kendi içinde yaşadığı çekişmeye baktım da elimizi yağ kovasının içinden çıkarsak her şey düze çıkacak ama olmuyor nedense.
Yağcılık bizde hastalık olmaz bul bulabilirsen devasını.