Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad, Kırmızı Ebe, Ayran Taşı, Oruç Gazi ve Gelin Kayası etrafında şekillenen efsaneleriyle dikkat çeken köy; tarihi dokusu, manevi ziyaret alanları ve doğal taş oluşumlarıyla son yıllarda kültür turizminin önemli duraklarından biri haline geldi.

Ankara’nın saklı kültür hazinelerinden biri olan Kızılcahamam’a bağlı Taşlıca Köyü, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, yüzyıllardır anlatılan rivayetleriyle de ziyaretçilerini büyülüyor. Halk anlatılarına göre “Anadolu” kelimesinin doğuşuna ev sahipliği yapan köy, bugün hem tarih meraklılarının hem de manevi atmosfer arayanların uğrak noktası olarak öne çıkıyor.

Taşlarla çevrili jeolojik yapısı, türbeleri, efsanevi kayaları ve unutulmayan halk hikâyeleriyle Taşlıca, Anadolu’nun sözlü tarih atlasında özel bir yer tutuyor.

“Ana Doluyor” Sözüyle Başlayan Anadolu Rivayeti

Taşlıca Köyü’nde kuşaktan kuşağa aktarılan en güçlü anlatı, Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın bölgeye gelişi sırasında yaşanan mucizevi ayran ikramına dayanıyor.

Rivayete göre Sultan Keykubad’ın askerleri köy yakınlarında konakladığında, köyde yaşayan ve ermiş bir kadın olduğuna inanılan Kırmızı Ebe, yanında getirdiği ayranı büyük bir taşın oyuk kısmına boşaltarak askerlere ikram ediyor. Ancak anlatıya göre bu ayran, yüzlerce askere dağıtılmasına rağmen hiç eksilmiyor. Ayranın bereketine şaşıran askerlerin “Ana doluyor, ana doluyor” diye haykırdığı, zamanla bu sözün “Anadolu” adına dönüştüğü ifade ediliyor. Bu nedenle köydeki söz konusu taş bugün “Ayran Taşı” olarak ziyaret ediliyor.

Çiçekdağı Lisesi 1987 Mezunları Yıllar Sonra İlçede Buluştu: Nostalji ve Gelişim Bir Arada Yaşandı
Çiçekdağı Lisesi 1987 Mezunları Yıllar Sonra İlçede Buluştu: Nostalji ve Gelişim Bir Arada Yaşandı
İçeriği Görüntüle

Kırmızı Ebe: Anadolu’ya Adını Veren Kadın Eren

Taşlıca’nın manevi hafızasının merkezinde yer alan Kırmızı Ebe, köy halkı tarafından yalnızca bir efsane kahramanı değil, aynı zamanda bölgenin koruyucu ereni olarak kabul ediliyor.

Anlatılara göre Alaeddin Keykubad, bu bereket mucizesinden sonra Kırmızı Ebe’ye dileğini soruyor. Kırmızı Ebe ise şahsi bir talepte bulunmak yerine devletin zaferini diliyor. Bunun üzerine sultanın, köyü yurtluk olarak bağışladığı ve uzun yıllar vergi muafiyeti tanıdığı yönündeki rivayetler bölge halkı arasında halen anlatılıyor.

Köyde bulunan Kırmızı Ebe Türbesi ise yıl boyunca ziyaret edilerek adak ve dua noktası olarak değerlendiriliyor.

Oruç Gazi’nin İzleri Taşlıca’da Yaşıyor

Taşlıca’da adı en çok anılan tarihi şahsiyetlerden biri de Oruç Gazi. Kesin arşiv kayıtları sınırlı olsa da yöre halkı onu bölgenin Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinde etkili olmuş bir alperen gazi olarak tanımlıyor.

Rivayetlerde Oruç Gazi’nin Kırmızı Ebe’nin oğlu olduğu, ilim ve irşad eğitimi aldığı, kırsal yerleşimlerin kurulmasına öncülük ettiği anlatılıyor. Köy sınırlarında bulunan Oruç Gazi Türbesi de bu anlatının en önemli duraklarından biri olarak ziyaret ediliyor.

Yerel anlatılar, Taşlıca çevresinde geçmişte bir medrese bulunduğunu ve bu bölgenin uzun süre manevi eğitim merkezi olarak kullanıldığını da öne sürüyor.

Gelin Kayası Efsanesi: Davulun Susturulduğu Köy

Taşlıca Köyü’nün yalnızca Ayran Taşı değil, neredeyse her kaya parçası ayrı bir halk hikâyesine konu oluyor. Bunların en bilineni ise Gelin Kayası.

Köy halkının anlattığına göre Selçuklu döneminde güzelliğiyle ün salan Nigar Gelin, zorla götürülmek istenirken Oruç Gazi’nin uyarılarına rağmen düğün davulu çalınmaya devam eder. Bunun ardından yaşanan beddua sonucu gelinin taş kesildiğine inanılır. Bugün Gelin Kayası adı verilen doğal oluşum, bu rivayetin somut sembolü olarak gösteriliyor.

Bu efsanenin etkisi köy yaşamında hâlâ hissediliyor. Yaşlı köylüler arasında davul çalmanın uğursuzluk getireceğine dair inanç günümüzde bile konuşulmaya devam ediyor.

Her Taşın Bir Hikâyesi Var: Kültür Turizminde Yükselen Rota

Taşlıca Köyü’nü farklı kılan en önemli unsur, doğal taş oluşumlarının yalnızca jeolojik değil kültürel bir anlam taşıması. Köyde bulunan kayaların önemli bir kısmı isimlendirilmiş durumda ve her biri farklı bir menkıbe ile ziyaretçilere anlatılıyor.

Bu yönüyle Taşlıca; klasik bir kırsal mahalle olmanın ötesine geçerek adeta açık hava halk anlatıları müzesi niteliği taşıyor. Son yıllarda özellikle Ankara, Bolu ve çevre illerden gelen yerli turistlerin köye yoğun ilgi gösterdiği belirtiliyor. Köy, “Anadolu’nun adı burada doğdu” söylemiyle kültür rotalarında daha görünür hale geliyor.

Taşlıca Köyü Neden Bu Kadar İlgi Görüyor?

Taşlıca’ya gelen ziyaretçiler sadece bir köy gezmiyor; aynı zamanda Selçuklu’dan bugüne uzanan sözlü kültürün içinde dolaşıyor. Ayran Taşı’ndan Kırmızı Ebe Türbesi’ne, Oruç Gazi’den Gelin Kayası’na kadar her nokta Anadolu insanının hafızasında yer eden bereket, inanç, fedakârlık ve keramet anlatılarını yeniden canlandırıyor.

Bu nedenle Taşlıca Köyü, Ankara kırsalında keşfedilmeyi bekleyen en özgün kültür mirası alanlarından biri olarak gösteriliyor.

Muhabir: Haber Merkezi