Anılarla Mazideki Yozgat-33

Abone Ol

Eskiden kömür, odun belediyede satılırdı. Sorgun kömürü, Ayrıdam kömürü, çam odunu önceden yazılıp alınırdı.

Birgün valiliğin kaloriferine bir kamyon kömür lazımmış. Belediyenin kamyonu geldi. Kömür yükleyeceyeğiz. Valiliğin kaloriferini İsmail Özel Amca yakıyordu. O da geldi kamyonun yanında bekliyordu. Belediyede kömür işlerinden sorumlu Ahmet Amcaydı. Bana usulca kömürün tozlarından koy abidikle dedi. Ben de kömürün hep tozlarından koydum abidikledim gitti. İsmail Özel Amca geldi: "Napıyorsun Sıddık Ustamın oğlu? Hep toz atıyorsun. Bunlar kaloriferin ızgarasından aşağı olduğu gibi akar. Yazık günah değil mi? Bir de komşuyuz bu komşuluğa hiç yakışıyor mu? " dedi. Orda ben çok utandım mahcup oldum. İsmail Amca'ya hiçbir şey söyleyemedim. İsmail Amca Çile Kitabevinin sahibi Mehmet Özel'in babasıydı. O sırada kömür işlerinden sorumlu Ahmet Ağa hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi geldi: "Oğlum niye toz atıyorsun İsmail Amca'nın kamyonuna? İyi kömürlerden yükle." dedi. İsmail Amca da buna inandı. Adam iki yüzlü. Bana başka türlü, İsmail Amca'ya başka türlü konuşuyordu. Ahmet Ağa sonra yanıma tekrar geldi. Sen onu boşver tozlarından yükle abidikle dedi. Ben de abidikledim. Ne kadar toz varsa kamyona yükledim. İsmail Amca tekrar yanıma geldi. Amirin sana iyi kömürlerden at diyor. Sen hala toz atıyorsun. Senin böyle biri olduğunu bilmiyordum gibi beni üzücü sözler söyledi. Doğruyu söylesem beni işten çıkarırlardı. Bir türlü doğruyu söyleyemedim. Ne zaman İsmail Amcamı görsem yüzüne bakamadım. İki arada bir dere kaldım.

Birgün belediyede kömür dağıtılıyor. Kömürden sorumlu Ahmet Ağa Başçavuşun kömürünü at arabasına yükleyin dedi. Bir yandan da bana dediği gibi işçilere toz yüklenmesini söyledi. Araba yüklendi. Adamlar teyze bu kömür senin al götür dediler. Kadın öyle bir öfkelendi ki anlatamam. Başçavuşa diye at arabasını doldurdunuz. Sonunda bu kömür al senin diye tozlu kömürü bana yutturmaya kalkıyorsunuz. Şimdi burda Başçavuş ben miyim? Hemen bunu yıkın en iyisinden benim kömürümü verin yoksa sizi Yozgat'a rezil ederim dedi. Adamlar da baktılar ki olacak gibi değil. O tozlu kömürü başka bir garibanın evine saldılar. Kadına en iyisinden bir at arabası kömür verdiler.

Birgün Kara Mehmet Abi'nin Ford kamyonuyla Sarıhacılı Köyü'ne kaldırımlara taş toplamaya gittik. Bir yandan kamyona bulduğumuz taşları yüklüyoruz bir yandan da arkadaşlar birbiriyle güreş tutuyorlardı. Kim yenerse yenilenin bir yevmiyesini alıyordu.

Arkadaşlardan bir tanesi bana İsmail benimle güreş yapıyon mu dedi. Ben de ben güreş bilmem dedim. Arkadaş ille de seninle güreşeceğim diye üsteliyordu. Bu arada yanımıza yakın bir yerde oturan yaşlı bir amca söze karıştı: "Oğlum! Arkadaşın güreş bilmediğini söylüyor. Bilmeyenin üstüne varmak erkekliğe yakışmaz adiliktir. Erkeksen gel benimle güreş." dedi. Ben 86 yaşındayım. Beni yık belediyeden aldığın yevmiyenin bir aylığını sana vereceğim. Ben seni yıkarsam sen bana bir yevmiye vereceksin. Aha para da hazır. Arabanın şoförüne vereceğim. Kim yenerse şoförden alsın. Var mısın dedi. Arkadaş güreşi kabul etmedi. Adamın yıkacağını anlamıştı. Yaşlı adam yaa dedi yenileceğini anladın. Mızıdın değil mi? Bundan sonra bilmeyenlerin üzerine gitme dedi ve ordan ayrıldı. Bu arkadaşa çok güzel bir ders verdi.

Bugünkü anlatacaklarım bundan ibaret olup haftaya buluşmak üzere yazımı Yozgat Sürmelisi ile bitiriyorum. Hepinize selamlar saygılar sevgiler...

Felek felek derler bir büyük hoca

Ne gündüzüm gündüz ne gecem gece

Ah eder ağlarım ben sabahaca

Hasret kullarını kavuştur diye.