Bankada çalıştığım yıllarda bankamızın müşterileri beni hep severlerdi. Onların her türlü işleriyle yakından meşgul olurdum.
Bir gün arkadaşın biri müşteriyi kızdırmış. Müşteri de eline aldığı bütün banka cüzdanlarını almış kapatın benim bütün hesaplarımı. Ben bu banka ile çalışmak istemiyorum dedi. Adamı yanıma çağırdım. Adama çay ısmarladım. Amca dedim ben arkadaş adına özür dilerim. Hesabını kapatırsan kapat ama merhabamız devam etsin dedim. Adamın gönlünü aldım. Adam çok sevindi. Kapanan hesaplarını yeniden açtırdı. Memnun şekilde bankadan ayrıldı.
Bir gün yine bankaya yaşlı amcayla hanımı geldi. Bunları yanıma çağırdım. Hoş beş ettikten sonra adamların sorununu sordum. Yaşlı amca İsmail oğlum ben emekli oldum. Şu kadar param var. Bunu sizin bankaya vadeli olarak yatırmak istiyorum. Nasıl yatırsam iyi olur dedi. Ben de o anki bankanın faizine uygun bir vade ile ikinizin adına ortak hesap açayım dedim. Adamın hanımı hesabı benim adıma aç dedi. Ben de ikinizin adına olsun. Biriniz hasta olursa diğeri gelir çeker dedim. Adamın hanımı bir türlü razı olmadı. Yok benim adıma aç bunun adına açma dedi. Adam da çok üzüldü. İsmail Efendi yavrum teyzenin adına aç dedi. Hesabı teyzenin adına açtım. Aradan 6-7 ay geçti. Bir de yaşlı adam bankaya geldi. İsmail oğlum dedi. Teyzen rahmetli oldu dedi. Gerekli işlemleri yaptık. Hesabı yaşlı adamın üzerine yaptık.
Bunun aynısı birkaç sene sonra tekrar başıma geldi. Yaşlı adamla karısı bankaya geldiler. Yanıma oturdular. Bunlar da emekli paralarını vadeli hesaba yatırmayı düşündüler. Bana hangisi iyi olursa ondan hesap aç dediler. Ben de daha önceki adama söylediğim gibi bunlara da aynısını söyledim. İkinizin adına ortak bir vadeli hesap açayım. Biriniz hasta olursa diğeriniz gelsin parayı çeksin dedim. Öbüründe olduğu gibi kadın hemen lafa atıldı. Parayı benim adıma aç. Bunun adına açma. Bu ölür benim adıma aç dedi. Kocasının yanında böyle söyledi. Adam da kahretti. İsmail Efendi yavrum hesabı teyzenin adına aç, anasını satayım dedi. Ben de parayı teyzemin adına açtım. Cüzdanı da teyzeme verdim. Adam da hanımı da çaylarını içip teşekkür edip gittiler.
Aradan çok kısa bir zaman geçti. Yaşlı adam bankaya geldi. Yanıma oturdu. İsmail yavrum teyzen rahmetli oldu. Hani ben ölürdüm öyle diyordu. Kurban olduğum Allah kim kimden evvel ölüyormuş gördü dedi. Bankacılık hayatımda bu iki olay aynen bu şekilde vuku buldu. Adamın parasını gerekli işlemleri yapıp adamın üstüne çevirdim. Adam da teşekkür edip gitti.
Bir gün yine bir müşterimiz geldi vadeli hesabını kapatıyor. Adamın hesabına faizini girdim. Vergisini düştüm. Adama fişi imzalattım. Adam vezneden parasını aldı. Bankadan çıktı gitti. Banka müdürü de yanımda yaptığım işleme bakıyor. Hiçbir şey söylemiyordu. Adam bankadan çıkıp gittikten sonra İsmail sen o adamdan vergiyi eksik aldın. Onu düzelt dedi. Madem biliyordun, adam bankadan çıkmadan niye demedin? Memurun kötü duruma düşmesinden zevk alan müdürler de vardı. Gidip adamı bulup paramı alırım dedim. Müdür yok yok bulaman onu sen kendin yatır dedi. Adamla daha evvel konuşmuştuk. Adam Sarıkaya'ya gideceğini söylemişti. Hemen koştum. Terminalde adama yetiştim. Eksik vergi bedelini adamdan aldım. Bankaya geldim. Müdür gülüyordu: "Ne yaptın? Adamı bulamadın değil mi?" dedi. Ben de buldum paramı aldım dedim. Müdür dondu kaldı. Hiç memnun olmadı.
Bugünkü anlatacaklarım bundan ibaret olup haftaya buluşmak üzere yazımı Yozgat Sürmelisi'nin bir beyiti ile bitiriyorum. Hepinize selamlar, saygılar, sevgiler...
Sürmeli Ceylansın gönül tahtımda
Bülbüller ötüşür seher vaktinde
Ne sen benden ayrıl ne de ben senden
Ben de seni sevdim cahil vaktımda