Anılarla Mazideki Yozgat-45

Abone Ol

Bankaya girdiğim yıllarda 3-4 aylık memurdum. Yavaş yavaş işleri öğrenmeye çalışıyordum. Arka masada çalışan bir arkadaşımın yanına gittim. Şu işlem nasıl olacak dedim. Arkadaş bir hiddetlendi, sinirlendi, bana bağıra çağıra daha öğrenemedin mi gibi sözler ediyordu. Müdüre duyuruyordu öğrenemediğimi. Müdür de bana kızacak bağıracak çağıracak o da çok sevinecekti. Müdür de odasından çıkıp da ne olur bilmediğini anlatsan öğretsen demedi. Onun da böyle söylemesini beklerdim. Bu olaya çok üzüldüm. Yerime oturmaya gidiyordum. Arka masadan bir arkadaşım eliyle işaret etti yanıma gel dedi.

Bu arkadaşın yanına geldim. Sandalyeni al şöyle yanıma yaklaş dedi. Bana bir de çay söyledi. Bilmediğin ne iş olursa olsun yanıma gel bana sor dedi.

Bana yapacağım işleri teferruatıyla tek tek öğretti. Şimdi şuradan başlıyoruz. Şunu, şunu yapıyoruz tamam mı dedi. Ben de tamam dedim. Bir yandan da kâğıda kendime örnek çıkartıyordum. Bundan sonra şunu, şunu şöyle yapıyoruz. Bunu da öğrendin mi dedi. Tamam öğrendim dedim. Sonra şu işlemleri yapıyoruz sonuca ulaşıyoruz. Bunun hepsi bu kadar tamam mı dedi. Allah senden razı olsun. Beni muhanete muhtaç etmedin dedim. O da bilmediğin, unuttuğun ne işlem olursa olsun benim yanıma gel. Kimsenin yanına gitme dedi. Önceki beni azarlayan arkadaş yaptıklarına çok pişman oldu ama bir daha onun yanına hiç gitmedim.

Bankanın bütün servislerinde yapılan işlerin hepsini de en kısa zamanda öğrendim. Her servise ait örnek dosya hazırladım. Bu dosyalarıma bakarak bankanın her türlü işlerini kolayca yapardım. Emekli olduğumda bu örnek işlem dosyamı servisteki arkadaşıma verdim. Çok sevindi. İsmail abi ne güzel dosya tutmuşsun. Ona bakıyor kimseye sormadan işlemleri kolayca yapıyorum. Çok sağol dedi.

Bir gün bankada çalışıyorum. Öğlen paydosu herkes çıkıp yemeğe gitti. Bankada tek başıma kaldım. Geciken işlemlerimi yapmaya çalışıyorum. Bu sırada Toprak Mahsulleri hesabına yatırılmak üzere Genel Müdürlüklerinden 15 torba para getirdiler. Arka kısma koydular. Biz yemek yemeye gidiyoruz. 1 saat sonra geliriz deyip gittiler. Ben korkmaya başladım. Ya geldiklerinde para noksan deseler ben ne yaparım diye endişelenmeye başladım. Ofis personeli bir gelip de tamam deseler diye merak içinde kaldım. Keşke ben de yemeğe gitseydim de bu başıma gelmeseydi dedim. Bankanın kapısını arkadan kilitledim. Kimseyi içeri almadım. Yine de çok korkuyordum. Nihayet mesai başladı. Banka personelleri de geldi. Ofis personelleri de geldi. Paralar sayıldı. Tamam denildi. Teslim alındı. Oh çok şükür diye nasıl bağırdıysam arkadaşlar güldü. İsmail ne ki çok mu korktun dediler. Böyle bir anım geçti.

Bir gün Toprak Mahsulleri Ofisi’ne para çekmeye gittim. Çekeceğim para az bir miktar. Banka kimliğim var. Arkadaş parayı ödemiyor. İlle de Nüfus Cüzdan Hüviyetin olacak diyor. Ehliyetim var diyorum. Onu da kabul etmiyor. Beni bankada her gün görüyorsunuz niye eziyet veriyorsunuz diyorum. Hiç seslenmiyorlar. Sonunda dedim Müdürünüz benim Ticaret Lisesi’nden arkadaşım. O biliyor dedim. O da oralı olmadı çekip gitti.

Aradan epey bir zaman geçti Ofis Müdürü bankaya geldi. Bizim Müdüre: “Müdür Bey İsmail benim okul arkadaşım. Beraber Ticaret Lisesi’nde okuduk.” dedi. Ben de onun için mi beni ofiste tanımadın. Memur kimlik sordu. İsmail benim okul arkadaşım diyemedin. Şimdi bankada mı tanıyorsun dedim. Ofis Müdürü çok mahcup oldu. Hiçbir şey söyleyemedi.

Bugünkü anlatacaklarım bundan ibaret olup yazımı Yozgat Sürmelisi’nin bir mısrasıyla bitiriyorum. Haftaya buluşmak üzere selâmlar, saygılar, sevgiler…

Çamlığın başında kar dişli dişli

Ayrıldım yârimden gözlerim yaşlı

Bir yüzük yaptırdım cevahir taşlı

Takın parmağına yadigâr olsun.