Geçen haftaki kaldığım yerden hastahane anılarıma devam ediyorum.
Hastahanede 5-6 gün yattım. Devamlı serumun birini takıp, diğerini alıyorlardı. Çift serum takıyorlardı. Biri vücuda gıda verilen serum imiş, diğer küçük olanı da sancı giderici serum imiş.
Bir gece uyandım. Dudaklarım göz kapaklarım kabarmış, bir tuhaf oldum. Hastanede yattığımı unuttum. Ben burda niye yatıyorum? Bu adamlar burda niye yatıyorlar? Benim burda ne işim var diye düşünüyordum. Bu sırada oğlum Yasin Hoca gelmiş. Bana baba nasıl oldun demiş. Ben de ona sen kimsin demişim. Yasin Hoca babam aklını kaybetmiş diye üzülmüş. Hemen erkek hemşireyi çağırmış. Babama ne yaptınız? Babam aklını kaybetmiş bizi tanımıyor demiş. Aradan epey bir zaman geçtikten sonra şuurum yerine geldi. Hastahane taşınacağından dolayı oldukça bakımsızdı. Lavabolar berbat bakımsızdı. Ordaki aynaya baktım yüzüm sapsarı olmuş, kabarık kabarık olmuş, sarılık olmuşum. Hastahaneye sapasağlam gel, 10-15 gün kal, ondan sonra da sarılık ol. Cerrahi doktorum oğluma müjdeyi vermiş, baban sarılık oldu demiş. Babanı ya Kayseri’ye ya da Ankara’ya götür demiş. Onca zaman hastahanede boşu boşuna yatana kadar bir an evvel söylesen de biz de ona göre tedbirimizi alsak.
Çekip gitti. Hastanenin ismini sonra söyleyeceğini söyledi. Oğlum Yasin hoca hasta hanenin sekreterliğine gitti. Ben babamı çıkarıyorum. Kayseri’ye götüreceğim dedi. Hemşire bayan da doktor yok, gelince çıkar dedi. Oğlum Yasin hoca doktor yoksa telefon et söyle dedi. Hemşire hanım da doktoru aradı bizim çıkacağımızı söyledi. O da iyi çıkarlarsa çıksınlar demiş.
Oğlum Yasin Hoca beni hastaneden çıkardı, eve getirdi. Baba sabah namazını kılar kılmaz seni Kayseri’ye götüreceğim dedi. Yemek yeme, aç karnına gidip tedavine başlayalım dedi.
Saban erken kalktık. Namazımızı kıldık. Eşim, ben, oğlum üçümüz Kayseri’ye doğru yola çıktık. Orda akrabamız Mehmet Ali Yılmaz Bey vardı. Kendisi emekli binbaşı idi. Onun evine gittik. Misafiri olduk. Durumu kısaca anlattık. O da Acıbadem Hastanesi’nde kardeşinin olduğunu söyledi. Yemeği yer yemez onun yanına gideriz. O bizi en iyi bir profesöre götürür dedi.
Ben yemek yemedim. Çok güzel kahvaltı hazırlamışlar, bayağı canım çekti. Ama benim aç olmam gerektiğinden ben hiçbir şey yemedim. Hep birlikte Acıbadem Hastanesi’ ne gittik. Mehmet Ali’nin kardeşini bulduk. Ona durumu anlattık. O da bizi Dr. Akın Demir’ e götürdü. Karnın açsa hemen ameliyata alalım dedi. Özel hastane olduğu için parayı vezneye yatırın gelin dedi. Bizim bankamızın o hastahane ile anlaşması yoktu. Faturayı biz ödeyip bankanın sağlık şubesine gönderiyorduk. Vezneye para yatırmaya gittik. Yedi milyon küsur para istediler. Kredi kartımı verdim. Amca kartında bu kadar para yok çekemeyiz dediler. Oğlum Yasin benim kartımı da alın dedi. Onu da aldılar. O da yetmedi. Ben doktora söyledim. Siz ameliyatımı yapın ben size yarına kadar bu parayı getirip veznenize yatıracağım dedim. Sağ olsunlar bana çok kolaylıklar gösterdiler. Benim odamı hazırladılar. Ordan ameliyata götürdüler. Amca çok kolay, 15-20 dakikalık kısa bir ameliyat olacak hiç korkma dediler.
Ciğerlerim rahmetlik annem de bu safra kanalı taşından çok çekmişti. Ankara Tıp Fakültesi’nde bir ay kadar yatmıştı. Tansiyon, şeker hastalığı olduğundan hemen ameliyat edemediler. Ameliyatı da çok zor geçti. Rahmetlik annemi yüz üstü yatırdılar. İki tane babayiğit hastabakıcı annemin sırtına çöktü, kıpırdatmadı. Doktor ağzından çift hortum soktu. Çok sıkıntılı bir şekilde ameliyat etti. Ben de o şekilde ameliyat olacağım sandım. Dr. Akın Bey’in yanındaki irice bir hastabakıcısı vardı. Herhalde bu da benim sırtıma iyice bastıracak sandım. Adama baktım. Dr. Akın Bey İsmail Bey niye öyle arkadaşa tuhaf tuhaf bakıyorsun dedi. Ben de annemin binbir zorlukla geçirdiği ameliyatı kısaca anlattım. Doktor da çok güldü. Yanındaki iri hastabakıcı da güldü.
Dr. Akın Bey hiç korkma o zamanki o zamanda kaldı. Senin ameliyattan haberin dahi olmayacak hiç korkma dedi. Sana ameliyat önlüğü bile giydirmeyeceğiz. Sadece eşortmanınla tedavi yapacağız dedi. Elindeki ufak bir tahta parçasını verdi. Bunu ağzınla ısır dedi. 15-20 dakika sürecek şekilde narkozu verip, ameliyatımı yaptılar. Hiçbir şeyden haberim olmadı. Ameliyatım bitti. Akın Bey haydi geçmiş olsun koledok kanalındaki taşları aldık. Ağrından seni kurtardık dedi.
Bugünkü anlatacaklarım bundan ibaret olup haftaya kaldığımız yerden devam etmek üzere yazımı Abdurrahim Karakoç’un dizileriyle bitiriyorum. Hepinize selamlar, saygılar, sevgiler…
Beni dinle ey kadı!
Bozuldu işin tadı.
Zulümse eğer adı
Kenan yapsa da aynı
Yunan yapsa da aynı
Söylenecek söz varsa
Söyle sen de yaz varsa
Hak’ka tecavüz varsa
Nokta yapsa da aynı
Yekta yapsa da aynı