Anılarla Mazideki Yozgat – 75 Rahmetli Babamla geçen anılarım

Abone Ol

Rahmetlik babam SIDDIK CENAN Kayserili Müteahhitin kırmızı renkli 1956 Model enter kamyonunu sürüyordu. Araba yeni üzerindeki 75 lik Thames Motor vardı. Araba çok güçlü ve aynı zamanda da suratlı bir kamyondu. Ufak tefek yüklere banamısın demiyordu. Arada sırada da bana sürdürüyordu. Bu kamyonu kullanmak benim çok hoşuma gidiyordu.

Babam inşaatlara kum, çeker, çimento, kireç, inşaat demiri benzeri şeyleri çekerdi. Ne iş bulsa ona giderdi. Mütüahhidin kendi Kayseride olduğundan oğlu bizlerle işe gider gelirdi.

Birgün bir tane köylü amca geldi. Battal köyünden 4-5 tane tomruk kütük gelecek 12-13 ton tahmini ağırlığının olduğunu söyledi. Babamla pazarlık yaptılar. O zamanın fiyatına göre de babam şu kadar fiyata getiririm. Benden ucuzunu bulursanız ona getirtin dedi. Adamda tamam ustacığım başkasına danışmaya gerek yok. Kabul ediyorum. Haydi bir an evvel gidip getirelim dedi.

Battal Köyüne tam gideceğimiz sırada babamın mülteci ahbaplarından sarışın mavi gözlü biri geldi. Ustam beni de götürürmüsün canım çok sıkıldı. Biraz hava alırım. Benim için bir değişiklik olur dedi. Babamda bu garibanı kıramadı vatanından ayrı çoluk çocuğundan ayrı hadi sen de bizimle gel dedi. Babam her zamankı olduğu gibi bana para verdi . git şurdan ekmek, domates salatalık, peynir, zeytin al hemen gel hadi bakalım dedi. Bende gittim babamın dediği yiyecekleri alıp geldim. Babam ne yaptın oğlum geldinmi dedi. Hadi binde biran evvel gidelim dedi. 5-6 yaşlarında KEMAL diye birde kardeşim vardı onuda aldık. Battal köyünün yolunu tuttuk. Belli bir süreden sonra köye geldik. Köyün özünün olduğu yere kütükleri hazırlamışlar. Babam arabayı tomrukların yanına durdurdu köylüler tomrukları kamyona yüklemeye başladılar. Babam bunlar tomrukları kamyona yüklesinler. Haydi bizde şurda karnımızı bir güzel doyuralım dedi. Çeşmenin önüne oturduk. Karnımızı bir güzel doyurduk. İşçilerin işi çok zordu. Kamyonun kasasına kalasları dayadılar halat iplerle manilya demirleriyle binbir zorlukla bu iri tomrukları kamyona yüklemiye çalışıyorlardı. Bir ara iri bir kütük işçilerin elinden kurtuldu. Büyük bir hızla kamyondan aşağı yukarlandı. Neyseki kimse kütüğün altında kalmadı. Bu şekilde de büyük bir tehlike atlattık.

Havada iyice kararmaya başlamıştı. Bizimle beraber gelen mülteci arkadaş korkmaya başladı eyvah yetişemezsem beni cezalandırırlar. Bana çok kızarlar dedi. Korkmaya başladı. Rahmetlik babam sen üzülme ben onlara durumu anlatırım kızmazlar dedi. Babam arabaya bindi. Bizlerde bindik. Babam yola çıkmadan önce devamlı dua ederdi. Euzü besmele çektikten sonra arabayı çalıştırdı. Arabayı çok yavaş bir şekilde çok dikkatli olarak yerinden kaldırdı. Gayet ağır ağır dikkatli bir şekilde sürmeye başladı. Tarlanın içinden ağır, ağır ana yola çıkmaya çalışıyorduk. Birden çaat diye bir ses geldi. Rahmetlik babam korktuğum başıma geldi eyvah araba akis kesti dedi. Arabanın sahibinin oğlu akis zaten kaynaklı idi dedi. Babamda buna çok kızdı, sinirlendi. Oğlum, yavrum 16-17 tonluk arabaya kaynaklı akis takılırmı dedi. Bak şimdi yolda kaldık. Çekeceğimiz sıkıntıları seyret bakalım dedi.

Babam kırılan bu akisi binbir zorlukla söküp çıkardı. Araba yüklü olduğundan çok zor sökülüyordu. Arabanın bu sökülen akisinide yanımıza aldım. Gecenin karanlığında yaya olarak yola çıktık. Yozgat a doğru yürümeye başladık. Küçük kardeşim KEMAL da devamlı ağlıyor tedirgin oluyordu. Onuda omuzuma aldım. Bu şekilde yürümeye başladık. Yoldan geçen arabaların hiçbiriside durmuyordu. Hızla geçip gidiyordu. Yanımızdaki arkadaşlardan biri elimizdeki akisin demirini silah sanıyorlar ondan durmuyorlar dedi. Demiri yere bıraktık . gelen arabalara el salladık. Yine durmuyorlardı . transit olarak geçip gidiyorlardı. Ne kadar araba gelip geçtiyse hiç biri de bizi almadı. Vakit gecenin yarısını geçmişti. Oldukça da yorulmuştuk. Bir de omuzumda kardeşimi taşıdığımdan oldukça yorulmuştum. Bir eve düşüpte yatağa yatsam diyordum. Köye gittiğimize gideceğimize bin pişman olmuştuk. Mülteci arkadaşta amirlerinden azar işiteceğini düşünüyor. Onun korkusu ile yola devam ediyorduk.

Geçenin karanlığında çekirge sesleri ile , derelerdeki kurbağların sesleriyle ay ışığının altında yaya olarak yolumuza devam ediyorduk. Bir ara uzaktan bir araba sesi geldi. YOZGAT tarafından gelen bu kamyon bizi görünce durdu. Kamyonu süren şoför babamı tanıdı. SIDDIK ustam nerden geliyorsunuz diye sordu. Halımızı hatırımızı sordu. Ustam ben sizi geri döner YOZGAT a bırakırım dedi. Rahmetlik babamda sağol MUSTAFAM aslanım dedi. Ben sana kıyamam sen ADANA ya kadar direksiyon sallıyorsun senin yolun uzun sen sabaha kadar yola gideceksin. Durup halımızı hatırımızı sorduğun için Allah senden razı olsun dedi.bu şoför babamın arkadaşı KARA MUSTAFA idi. THAMES TRADER kamyon sürüyordu. Babamdan müsaade isteyip ADANA nın yolunu tuttu. Gecenin karanlığında çekip gitti kayboldu. Yine kalmıştık yalnız başımıza bir ara bir köye ras geldik. Köpekler devamlı havlıyorlardı. Rahmetlik babam herkes eline birkaç taş alsın köpekler saldırırsa onlara atarız dedi.

Allahı nan olacak ya bu sırada köyden bir cip bize doğru geliyordu. Hepimiz sevindik. İnşallah bizi de alır YOZGAT a götürür dedik. Cip yaklaştı filiz marka arkası tekneli bir cipti yanımıza geldi, el kaldırdık. Durdu bizi aldı. Cibin arka teknesine bindik ağır ağır YOZGAT ın yolunu tuttuk. Şoför acemi idi cibi gayet ağır sürüyordu. Baba cibi sen sürsende bir an evvel YOZGAT a gitsek dedim. Babam olmaz oğlum adama ayıp olur. Bunu bulduğumuza şükretmemiz lazım dedi. Araba uzun bir müddetten sonra YOZGAT a geldi. Arabadan indik. Evlerimize dağıldık.

Rahmetlik babamla geçen bu anımıda hiç unutmam. Keskem babam sağ olsaydıda ona yepyeni çok güzel istediği bir kamyonu alsaydım derim. Bazen babam rüyamda benim taksimi sürerken çok sevinirim. Babam ölmemiş benim arabamı sürüyor diye sevinirim. Birde uyandığımda bunların rüya olduğunu anlarım. Gözlerim dolar ağlarım. Bu rüyayı sık sık görürüm. Babam arabamı sürüyor ölmemiş derim.

Bugünkü anlatacaklarım bundan ibaret olup, haftaya başka bir makalede buluşmak üzere hepinize selamlar, saygılar, sevgiler yazımı Tevfik Fikret in Balıkçılar adlı şiiriyle bitiriyorum.

Tevfik Fikret

Balıkçılar

Yürür zavallı kırık teknecik, yürür, “ yürümek

Nasibin işte bu ! hala gözün kenarda… yürü ! “

Yürür fakat suların böyle kahr-ı hiddetine

Nasıl tahammül eder eski hasta bir tekne ?

Deniz ufukta, kadın evde muhtazır… Ölüyor

Kenarda üç gecelik bar-ı intizariyle

Bütün felaketinin darbe-ı hasarıyle

Tehi, kazazede bir tekne karşısında peder

Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor

Yüzünde giryeli, muzlim boğuk şikayetler….