Anılarla Mazideki Yozgat - 78 Kayış Kanat (Yarasa) Öyküsü

Abone Ol

Bu haftaki makalemde de Mustafa Şimşek in eserinden alınan kayış kanat övküsünden bahsedeceğim.

Sultan Süleyman ın hanımı kocasından kendisine kuş tüyünden bir yatak yaptırmasını ister. SÜLEYMAN ( as) kuşları çağırır ilk önce yarasa gelir. Tüylerini bırakır. Sonra Baykuş gelir, baykuş “ YA SÜLEYMAN, siz ne yapıyorsunuz, bir hanımın sözüne uyarak bütün kuşların tüylerini alıp onları çırılçıplak bırıkacaksınız kış gelipte havalar soğuduğu zaman bunlar ne yaparlar ? sizde bir kuş kadarda akıl yokmuş bir kadının rahatı için bu kadar kuş soğuğa terk edilirmi” der. SÜLEYMAN baykuşa hak vererek kuşların tüyünü almaktan vaz geçer. Fakat KAYIŞKANAT ( YARASA ) tüylerini döktüğü için onun kanatları çıplak kalır. Bu yüzden ona “ kayışkanat “ derler.

KIRLANGIÇ YUVASI ÖYKÜSÜ

Bugünkü makalemde Hasan Ali Sarıaslan ın eserinden alınan kırlangıç yuvası efsanesidir.

Yılan sinekten kimin kanının tatlı olduğunu öğrenmesini ve gelip kendisine söylemesini ister. Sinek bütün canların kanlarına bakar. İnsanın kanını beğenir. Yılana haber vermeye giderken kırlangıç ile karşılaşır. Kırlangıç sineğe ;

“ Dudağın neden bu kadar kırmızı “ diye sorar sinek de “ insanoğlunun kanına baktım da, onun birazını yılana götürüyorum “ der. Sineğin konuşmasını önlemek isteyen kırlangıç;

“ Dilini çıkar da bir öpeyim der. Sinek dilini çıkarınca gagasıyla vurup dilini koparır. Yılanın yanına gider sinek konuşamadığı için durumu anlatamaz. Yılan kimin yaptığını anlar. Bende kırlangıcın yavrularını nerede olsa bulup yerim, diye öfkelenir. Kırlangıç; sen benim yavrularımı yersen, ben de yuvamı insanoğlunun tepesine yaparım, onlar beni korur der. Bundan sonra kırlangıç yuvasını evlerin içine yapar.

Birazda adları belli olan yerlerle ilgili efsanelerden bahsedelim.

ŞAHNA KAYASI ÖYKÜSÜ

Bu efsanede rahmetlik YILMAZ GÖKSOY hocamın yazısından alınmıştır. Kendisi orta okulda Matematik, Tabiat ve Resim derslerimize gelirdi. Çok güzel dersler anlatırdı. Bazen de hoş sohbetler ederdi. ALLAH rahmet eylesin mekanı cennet olsun.

ÇAPANOĞLU, doğanı ile avlanmaya çıkar. Bir müddet sonra doğanı acıkır. Adamlarından birini BAŞIBÜYÜKLÜ köyüne doğanı için piliç getirmeye gönderir. Doğan piliçten başka bir şey yemez. Adam köyde rasladığı ilk kadından çapanoğlu nun doğanına yedirmek için piliç ister.

Kadın da ;

“ Piliç bulsam Şahnaya yedireceğim. ÇAPANOĞLU da kim oluyor der. O gün şahnaya yemek verme sırası bu kadına gelmiştir.adam köyde piliç bulamadan geri döner. Durumu ÇAPANOĞLU na anlatır. ÇAPANOĞLU , Şahnanın vergi toplarken halka eziyet ettiğini, onlardan rüşvet aldığını da bildiği için onu yakalattırır ve ibret olsun diye oradaki kayaya asar. Bundan sonra kayanın adı ŞAHNA KAYASI olarak kalır.

Bugünkü anlatacakların bundan ibaret olup, haftaya başka bir makalede buluşmak üzere yazımı ZİYA Gökalp ın ALAGEYİK şiiriyle kaldığımız yerden devam ediyorum. Hepinize selamlar, saygılar, sevgiler.

ALA GEYİK

Bir de baktım melekler

Başlarında çiçekler

Develere el bağlıyor

Gizli gizli ağlıyor

Kılıcımı çıkardım

Perileri kurtardım.

Kurtardığım periler

Adım adım geriler

Kanadını açardı

Selam verir kaçardı

Az uz gittim dolaştım

Altın köşke ulaştım

Bir kapısı açıktı

Ötekisi kapanıktı

Kapalıyı açarak

Açığa vurdum kapak

At önünde et vardı

İt ot yemez ağlardı.