Siyah önlüğün içinde beyaz karneye bakmak hiçbir zaman anlamlı gelmedi.
Sanki siyah önlüğün karanlık yüzü çocukça dünyamın en büyük karabasanı gibiydi.
Beyaz yakaydı biraz olsun aydınlanmamı sağlayan.
Baskılı, suslar, puslarla büyütülen çocuklardan bir tanesiyim bende.
Anne-babam despot bir dünyaya sahip değildi belki ama ‘el ne derler’ le yaşamak, onlarla büyümek ağır bir duygu.
Onun ağırlığı diz boyu karda okula gitmek için çıkan bedenime çantamdan daha ağır geliyordu.
Hoş, çantayı da taşıyamadığım için benim dışında bir yük daha çıkıyordu anneme.
Ben onun sırtında, çantam da benim sırtımda.
Elime karneyi aldığımda sanki sırat köprüsünde günah ve sevaplarla yüzleşmiş gibi titriyordu bedenim.
Aslında o gün bu duyguyu aynı dünyayı paylaştığım tüm çocuklarda müşahede ediyordum.
Baskı dünyasının korku aracıydı karne.
Bu gün karne günü olduğunu hatırladığımda o günlere gidiverdim.
Siyah önlüğün okul dünyamızı siyahlaştırdığı, karnelerin bantlarla korunduğu bir dünyaya yolculuk ettim kısa süreli.
Şimdi daha farklı bir dünya var.
Çocuklar için de eğitim sistemi içinde.
Benim karnem kırıklarla dolu değildi lakin takdirlik bir öğrenci de değildim.
Karne dünyam ya da karneye dair pozitif bir hayal gücüm olmadığından bu günkü karne töreninde gülümseyen çocukları görmek istiyorum daha çok.
Onların gülen dünyasını görmek mühim olan.
Hani karne öncesi klasik uyarı ve tavsiyeler olur ya, çocuklarınızı karneye göre değerlendirmeyin diye.
Aile bütünlüğü çerçevesinden baktığınızda evet o karneler hem annenin hem babanın.
Mühim olan başarıyı ya da başarısızlığı sayısal veriler üzerinden yorumlayıp çocuğu olduğundan daha yüksek ya da aşağı göstermemek.
Onun çocuk dünyasında var olurken, onu o dünyaya mahkum etmemek.
Bir eğitim yılının yarım dilimi bu gün tamamlanıyor.
15 günlük süreyi siyah önlüklerden kurtulup boya sandığı başında geçirirdik.
Şimdi çocuklar daha şanslı.
Aslına bakarsanız şans denilen kavram 15 gün evde miskin miskin oturup teknolojiye gömülmek mi, yoksa boya kokulu fırçalarla hayata dair renkleri yakalamak mı?
Mesele dün olduğu gibi bu gün de kalpte başlayıp kalpte bitiyor.
Dilerim karneler sayılardan ibaret kalır, gerçek değeri o çocuğun gülümseyen dünyasında buluruz.