Moğollar, Safevîlerin Türk olması nedeniyle onlara hoşgörülü davranıyor ve misyonlarını yerine getirmeleri için ayrıcalık tanıyordu.
Moğolların tanıdığı bu ayrıcalık Safevîye tarikâtının uçsuz bucaksız bir coğrafyada sayısız mürit toplamasını sağladı.
Timur zamanında bu ayrıcalıklar daha da artırılmış ve Safevîye Tarikâtının gücüne güç katılmıştır.
Sünni bir devlet olmasına rağmen Akkoyunlu devleti, Safevîye Tarikâtının politik manevra kazanmasını sağlayacak devlet olacaktı.
Tarikatın nüfusundan yararlanmak isten Uzun Hasan, kendisine asker tedarik etmesi karşılığında Safevîye Tarikâtının lideri Şeyh Cüneyd’e serbest propaganda yapmak hakkı tanıdı.
Bu sayede tarikat hem askerlik meselesine girdi hem de birçok bakir alanda propaganda yapma imkânının sahibi oldu.
Şeyh Cüneyt aynı zamanda Uzun Hasan’ın kız kardeşi ile evlenmiş ve bu evlilikten Şeyh Haydar dünyaya gelmişti.
Tarikatın artık hem siyaseten asil bir lideri vardı hem de dini fonksiyonları üstlenecek güçlü bir şeyhi.
Zaten tarikat kısa bir süre sonra sayıları on binleri bulacak atlı ve yaya taburlar kurarak coğrafyanın önemli güç unsurlarından birisine dönüşecekti.
Tarikat Şeyh İsmail döneminde gücünün zirvesine ulaştı; çünkü Akkoyunlular kendi içerisinde büyük bir iç savaşa sürüklenmişti.
Tarikat bu karışıklıkta insanların sığındığı güvenli bir liman haline geldi.
Şah İsmail bir an evvel harekete geçmezse bölgenin tamamen Osmanlı boyunduruğuna geçeceğini anlayarak 1500 senesinde müritlerinden ve durumdan rahatsız Türk aşiretlerinden güçlü bir ordu meydana getirdi.
Şah, ordusunu topladıktan sonra evvela kendisine ve ailesine büyük eziyetler etmiş Şirvan hâkimi Ferruh Yesar’a hücum ederek büyük bir zafer elde etti.
Ardından Azerbaycan topraklarına yöneldi ve şehirleri tek tek zapt etmeyi başardı.
Akkoyunları, Azerbaycan’dan tamamen silmeyi başaran Şah İsmail her Şii Türk’ün kızıl elması olan Tebriz’i ele geçirmek için hazırlıklara başladı.
Zorlu bir savaşın ardından 1501 yılında Tebriz düştü ve Heşt Beheşt tahtının yeni hükümdarı bir tarikat lideri olan Şeyh İsmail oldu.
Devletinin Şiilik kaidelerine göre inşa eden Şeyh İsmail iki sene içerisinde hâkimiyetini Azerbaycan’dan Irak’a kadar yaydı.
Elbette sınırları Sünni dünyanın lideri Osmanlı ile komşuydu ve bir çatışma kaçınılmaz görünüyordu.
Safevilerin sonu
Osmanlı devleti, Safevilerin Anadolu coğrafyasındaki gücünü yıkmışsa da bu hanedanlık 18’inci yüzyılın ortalarına kadar varlığını sürdürmeyi başaracaktı.
Özellikle Rusya’nın İran hinterlandında artan hegemonyası ve artan iç isyanlar bu hanedanlığın sonunu getirecekti.
İran’da bugüne kadar kurulan en güçlü devlet olan Safevileri kuran Türkler’di. Sonrasında zayıf bir idare de olsa İran’a düzen getiren hanedanlık da yine Türklerdi ve üstelik Kaçarlar Anadolu’nun bağrı Yozgat’tan çıkıp gelmiş, 20’nci yüzyılın ilk çeyreğine kadar varlıklarını sürdürmeyi başarmışlardı.