Bir varmış bir yokmuş!

Abone Ol

Bir varmış bir yokmuş dünyası…

Kaşla göz arası derler ya.

Geçen zamanı tahlil etmek, muhasebesini yapmak, terazi tutmak, bir denge, ağırlık birimi üzerinden sonuca ulaşmak öylesine zor ki.

Gözünüzün önünden geçirin bir yıllık zaman dilimini.

Ve düşünün en adaletli kriterlerle geçen zamanı.

Kime haksızlık yaptım, kime hakaret ettim, kimi üzdüm, kime kötülük ettim, kendi kendimi kaç kez kandırdım, hatalarım, eksiklerim diye başlayan o ağır eleştiriyi, muhasebeyi yapmak mümkün mü?

Kendimize dahi söylemeye çekindiğimiz gerçeklerle o bir yılın sonunda yüzleşmek mümkün mü?

Bir yılın ardından yeni yıla ve geçen zor bir yıla dair kelam edeceksem, bir muhasebe terazisi tutmak gerektiğini düşünürüm her zaman.

Fakat öylesine zor, hayatın sınav olduğunu hatırlatan bir yıl geçirdik ki, ibret almamak elde değil

Lakin almıyoruz efendim almıyoruz.

Bir varmış bir yokmuş dünyasında bırakın iç muhasebeyi onca yaşanmışlığa, acıya, ölümle-kalım arasındaki ince çizgiye öylesine yakınken çok da umurumuzda olmuyor bir müddet sonra.

Sorun geçen 365 günde mi, yoksa…

Evet, yoksa bizde mi?

12 Şubat 2016’da kaleme aldığım bir yazı, dikkatimi çeken bazı bölümleri yeniden hatırlatmak paylaşmak istiyorum:

- Bir zamanlar Yozgat’ta hakikaten bir varmış! Varlık?

İşte o varlık denilen şey insanın kalp ve fikir merkezinde başlar.

Eski taş örgüsü yollarında takunyalar tıngır mıngır ses getirirken, pembe panjurlu, kırmızı kiremitli, kuyu bahçeli, tarihi çehreli evlerinde sıcak kalpli insanlar yaşarmış Yozgat’ın.

O Yozgat’, şuan bizim için siyah beyaz görünse de her şey, renkliymiş aslına bakarsanız ilişkiler.

O vakitlerde anneler evlatlarına hikaye anlatırken sadece ‘Bir varmış’ diye başlarmış.

Bir yok muş’un henüz zihinlerde yer edinmediği o yıllarda insanın insana değeri varmış.

Un Pazarı’na satmak için getirdiği yoğurtlardan önce para kazanmayı düşünmezmiş köylü Mehmet Emmi…

Çamlığın buz gibi sularını merkebindeki tenekelerle şehre taşıyan Sucu Dursun Dede, emeğinin karşılığından önce hayra bakarmış ki, bereketi olsun diye alacağı paranın.

Saat kulesi gölgesinde kalmazmış insanlar o vakitte.

Tüm Yozgat’ta hayat bulunmuş muhabbet en demlisinden.

Bir varmış bir yokmuş dünyasını hatırlatan bir yıl oldu hepimiz için.

Yüreğimiz ağzımızdaki yaşadık pek çok şeyi. Ve yaşamaya devam ediyor kim bilir sıra kime gelecek endişesi ile.

Kaybettiklerimizin ardından baka kaldığımız, omuz veremediğimiz, acıları yüreğimize gömdüğümüz bir zaman dilimi.

Kimleri kaybettik: Hüseyin Koç, Selahattin Şenliler, Mustafa Yıldırım…

Ve daha nice isimsiz insan.

Yarın ne getirecek?

Sağlık ve tebessüm, öylesine muhtacız ki.

Ve o muhtaçlığın fakiri insanlığımızı bu dünya ile mutlu etmeye çalışıyoruz ısrarla.

Faiz, zamlanan altın, döviz karı ve bilmem ne yatırımı?

Mal canın yongası, peki can?

Son sözleri yine 2016’da kaleme aldığım o yazıdan olsun…

Gelen zamnın gideni aratmadığı bir ömür diliyorum…

- Kışın soğuğunda ayaklara giyilen yün çorap gibi sıcak kalplerle ısınırmış Yozgat!

Riyanın yerine rıza,

Hilenin yerine hibe,

Fitnenin yerine fitre,

Hırsın yerine şükür varmış kalplerde!

O günlerde Yozgat’ta hikayeler sadece ‘Bir varmış’ diye başlarmış…

Çünkü herkesin bir birine verebilecek bir güzel tebessümü varmış!

Ah, nerede o eski Yozgat diyenlerin dahi bu günün ‘Bir Yokmuş Yozgat’ına ayak uydurduğu bir düzendeyiz şimdi.

İnsan insanın gülümsemesinden rahatsız,

İnsan insanın insan gibi yaşamasından tedirgin.

Yok olanın var olanı kabul etmediği, var olanın yok olanla paylaşamadığı yokluk Yozgat’ı.

Kışın soğuğunda ayaklara giyilen yün çorap gibi sıcak kalplerle ısınırmış Yozgat!

Riyanın yerine rıza,

Hilenin yerine hibe,

Fitnenin yerine fitre,

Hırsın yerine şükür varmış kalplerde!

O günlerde Yozgat’ta hikayeler sadece ‘Bir varmış’ diye başlarmış…

Çünkü herkesin bir birine verebilecek bir güzel tebessümü varmış!

Ah, nerede o eski Yozgat diyenlerin dahi bu günün ‘Bir Yokmuş Yozgat’ına ayak uydurduğu bir düzendeyiz şimdi.

İnsan insanın gülümsemesinden rahatsız,

İnsan insanın insan gibi yaşamasından tedirgin.

Yok olanın var olanı kabul etmediği, var olanın yok olanla paylaşamadığı yokluk Yozgat’ı.