Bizden adam olmaz -2

Abone Ol

Eğer böyle bir cümle kurarsanız, bilimsel bir yanlış yapmış olursunuz. Birçok şeyi siz bilmiyorsunuz diye o şeyler yok olmaz. Araştırmak, soruşturmak gerekir.
“İlk çağ, orta çağ, yakınçağ konusu 19. Yy.da batı toplumlarının uydurduğu kavramlardır.
Biz de bu kavramları oradan aldık.
Batı sömürge okullarında okuttukları ve ezberlettikleri bir sistemidir bu.”
“Abd’li edebi tarihçi, Anne Mary Hudson “16. yy.da Mars’dan uzaylı gelse ve dünyaya baksa tüm dünyanın Müslümanlığa girmenin eşiğinde olduğunu görürdü” diyor.
16. Yy. da dünyada 3 büyük devlet var.
Osmanlı devleti; Avrupa’nın güney yarısı, Afrika’nın neredeyse tamamı ve Ortadoğu’da hâkim.”
Safevi devleti: (İran, Azerbaycan, Ermenistan, Irak, Afganistan, Türkmenistan ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde hüküm sürmüş bir Türk Devletidir.) Ve Babür devleti: (Hindistan, Pakistan ve Afganistan bölgesinde hüküm sürdü. Tarihçi Yılmaz Öztuna’ya göre Türkler Hindistan’da 900 sene kaldılar.)
Bu üç devlet de Müslüman Türk devletidir. “
“16.ve 17. Y.yılda Osmanlının tesiri sadece siyasi ve askeri bir tesir değildi.
Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve İngiltere vs. devletlerde yaşayanlar Osmanlı devletine bakarak kendi hayatlarını düzenliyorlar, çeki düzen veriyorlardı.
Alman Filolog Frederick Mayneke; “17. Yy. da batı Avrupa’da yaşayan siyasetçi ve düşünürlerin kafasındaki ideal devlet ve düşünce Osmanlı’da tahakkuk etmişti”.(diyor)
Yani nasıl bir devlet istiyorsunuz sorusunun cevabı “Osmanlı gibi” idi.”
“Birçok batılı yazarda bunu görebiliriz.
(Makyavel, Thomas Hudson, Jean Buden, John Locke)
Bu insanları hep biliriz de bu insanların ilham aldıkları ve etkilendikleri düzeni (Osmanlı) yı pek tanımayız.
Onların düşündükleri etkilendikleri bir düzen var mıydı ki hiç bilmeyiz, merak etmeyiz.
Toplumda; 19.yüzyılda ve daha çok 20. Yy. da şöyle bir fikir oluştu. “Klasik bir Türk-İslam düşüncesi, Osmanlı düşüncesi diye bir şey olsaydı biz onu biliyor olurduk.
Bu düşüncenin tarihi olurdu.
Bu düşüncenin düzen olarak devamı olurdu (Osmanlı’nın ideal düzeni).
Devlet yıkılmazdı.
Kendi etkin varlığını sürdürürdü.”,
“Etkin varlığını sürdürmeyip yıkıldığına göre, öyle bir düşünce yoktu, dolayısı ile bilim yoktu, teknoloji yoktu, teknik yoktu”.
“O dönemi yaşayan insanlar kendi tarihlerini yazmadıklarına göre, olsaydı yazılmış olurdu.” Gibi bir düşünce oluştu.
“Esasında; 18. Yy. sonu, 19. Yy. başında dünyada bir fikir tarihi diye bir şey yok. Avrupa’da o dönem her taraf dolu da bizde bunlar yok, biz yazmamış değiliz ki.
Düşünce tarihi yazma geleneği 18. Yy. ortalarında teşekkül etmeye başladı.
Düşünce tarihini bir disiplin halinde yazma işi 19. Yy. da ortaya çıktı.
Avrupa’da düşünce tarihini yazanlar “biz hem bu günümüzü yazıyor, oluşturuyoruz. Ama geçmişi de yazıp oluşturabiliriz. “Eskiden gelen verileri yeniden kurup hayatımızın parçası haline getirmiş oluruz.” Diye düşünüyorlardı.
Batı bunu yaparken hakikatin peşinde olmak değil, hakikatin kendileri tarafından icat edildiği, kurulduğu varsayımına dayandılar. (Bizde tek parti döneminde olduğu gibi)
Batılı için konu, hakikatin yazılması değil, Oluşturmak istedikleri hakikatin inşası için kullanılıyor.”
Biz Türkler, tarihi yapıyor ve yaşıyor. Ama düşünce tarihini ise en işlerine yarayacak şekilde kurgulayıp yazmıyorlar, yazmayı düşünmüyorlar.
Çünkü hakikat kendilerini bağlıyor.
DEVAMI YARIN