22.10.2020, 09:37

Congulus

Geçtiğimiz gün bizim Kayaş’taki gecekondumuzda muazzam bir Congulus muhabbeti vardı. Misafirlerimize Kaz Pilavı pişirdim. Soba çayı yaptım. Sobada patates pişirdim ekmek gevrettim. Annem ogün Çemen ve Saya Çöreği yapmıştı. Misafirlerimiz bayıldı ikramlarıma. Babam Rıfat ÇAKIR herzamanki gibi yine ateşli ateşli anlatıyordu;

“O neyidi lâ gurbanınız oluyum.. İlikleri donduran fırtınalı, dipili, ayazlı günlerin zifiri garanlıh gecelerinde ahlımızı çıharan uyduruh hekayeler…. Zatin uğultulu depelerin, alacagarannıh yamaçlarının üsdünden esen alazlı Gar sifinleri ve rüzgar, gırıh-gırpıh yamalıhlı gapılarımıza dağdikce bi açıyo, bi örtüyo, çürük-çarıh peçelerin üsdünden düşen daşlar sacın, helkelerin üsdünde şarp şarp ediyo, vuuuutttt diyi dip topluya yamaç geldikçe “Aha Gara Cin Congulus geldi.” Diyi bide bizi cinpıtırah ederlerdiki ben o gorhuyu size nassı annadıyım.

Bi taraftan, mal-melal, un-duz, hazın-hızmıh alayıcığda gapıda, davarın-dananın yeyintisi, gıyının gıranın düzeni, tanzimi, mecbur sobıya çitilgi, kerfme, tezek, kesmik öte bete otlanacak, itin yalı, malın tumarı, tavığın-cücuğün, bodunun-şibinin yeygisi… Abııımmm bi gağnı temamlanacah iş var, buna rağmen “Gapıya çıhmayın Congulus geliyomuş.” diyolar. İ-hadi norürsen gor.   

Hotu Gırığın oğlanı abısının gılığna girmiş aynı onun sesiynen gapıya çıhadıp dikine aşşâa alıp götürmüşler. Gûre Döndünün itini sâabı rolüne girip onüne ekmek atmışlar, gapıp gucağna alıp yazıtmışlar. Feşli Hacca’nın şişekleri horanta gılığında düdüleyi düdüleyi dört denesini damın gotüne çekip yimişler. Akif Hoca camiye yasdı ezenini ohumıya giderken cemaat gılığna girip “Hoca n’orüyon” ne diyi yanaşmışlar, Akif Hoca annamış, Ayetelkursüyü ohuyup şafağna üfürüncü tozutmuş gaçmış gotveren. Oğorsek Şemşi döşşağende yatarken gişisi gılığna topluya vurup, gapıya çığırmışlar, Şemşi’de “Get.. Ananı eşşağ guvaladırım Benim gişim bıldır öldü, bilmiyommu sandın sen gotveren Congulussun” dimiş, besmeleynen salavat getirmişde gaçmışlar. Birgünde Dotdiri Zalha “Kirli Fatiş beni çığrıyo diyi gapıya gidiyomuş, Gılllı Emin bahmış kimse yoh, hemen annamış Böyük Gulenüzüynen Guçcük Gulenüzüyü ohuyup gapıya üfürmüş avrat zeyni garışıh biçimde geri gelmişki “Gız bana n’oldu.” diyi..

Böyle efsaneler, irade dışı inanışlar, korku ve güvensizliği depreştiren hayali anılar sıklıkla anlatılırdı. Tabii hacısı, hocası, böyüğü, guccüğü, akıllısı, delisi hepside bunları bol örnekli anlatınca hadi erkağsen uyu. Gozleriniz patlarcasına, tir tir titiriyerek dinniyoduh.

Sıyırgıynan dam kurünecek, siyeçler, çörtenner onarılacah, ahan, kohan yerler çiğnenecek, loğlanacah, malın altına en az 5 geçgere dokkü çekilecek. İ-hadi nassı çıhıyosan çıh gapıya aminim.  

Soğuh gecelerin garannığda bek ürkünç oluyodu gardaşım. Düşünsene bide baba-ana, gardaş, bacı, eş, çol-çocuh-ehbap, gonu-gonşu kim olursa ossun heçbirine güvenemiyon. Ağer gece gapıda gal, baban-anan bile “Aha bu Congulus aminim” diyi gapıyı sana açmıyacah, gapıda çığrı çığrı donup gebereceğan. Anaaaa.. Babayın anayın aşını içiyim arhadaş…” diyodu..  

Hakikaten anlattıkları tarifi imkansız bir çaresizlik ve ifadesi güç bir yalnızlık sendromu. Devam ediyordu;

“Ula yavrım yoh öyle bişey, gidin yatın aminim diyecek ahlı başında bi adam yoh. Oğretmeni dinneyim disen daha sabi bi çocuh. Zatin köyün adamları onuda oğütlüyoki “Yavrım ehmal davranma, kim olursa ossun çığıranlara gece gapını açma” diyi. Psikolojimiz eyice bozuh, psikolog diyi zatin kimse bişey bilmiyo, goca Yozgat’da bile öyle bi meslek yoh. Bize yön gosderecek ahlı başında bir glavuz yoh yani. Alayıcığmızda gece oluncuh gorhudan ahlımız çıhıyo..” diyor

Birde o zamanlarda inanç ritülelerimizin çoğu hurafelerle kaplıymış. Her şey her ortam kayıtsız şartsız bizi Congulus’un varlığına inandırıyormuş. En ufacık bir şüpheniz olsa veya bu inançları ne kadar komik görüp umursamaz tavırlara bürünürseniz bürünün Zemheri geceleri geldiğinde en çok korkan yine siz oluyormuşsunuz ki. “Hadi Congulus beni gafıya dahdıysa” diye.. Herkes tarifi imkansız bir kaos içindeymiş.

Congulus hikayeleri birtek bizim oralarda anlatılır sanırdım. Okuduğum kadarıyla Türklerin ve tüm boylarının  göç güzergahlarının hepsinde de var. Hatta beraber yaşadığımız başka milletleri bile bu konuyla ilgili inandırıp korkutmuşuz. Bugün Balkan coğrafyasındaki Yunanlılar, Sırplar, Arnavutlar, Boşnaklar, Romanyalılar, Gagavuzlar, Baltık ülkeleri, hatta İskandinav milletleri bile Türklerden öğrendikleri bu korkulara bütünüyle inanmış ve kendi çaplarında tedbirler almışlar.

Geçtiğimiz gün yine bu köşemde Çoban Bayramlarındaki Saya Gezme geleneklerimizi yazmıştım. Buz gibi soğuk, kap karanlık, sessiz ve ürkünç kış gecelerinde; üstlerine koyun postları, çarçapul elbiseler giymiş, elleri dirgenli, yabalı, deynekli, el,-yüzü, kafası-gözü isli kömür karalarıynan boyalı, tangur tungur teneke çalarak bağrış çığrış gezen Sayacılar olurdu. Tüm dramları korkutmalı eylendirmelere dayalı bu geleneği biz Türkler tâa Orta Asya’dan Anadolu’ya, hatta Ortadoğu ve Balkanlar’a yaymışız. Zaten Türklerin hışmından ve savaşçı yapılarından tarih boyunca yerli-yersiz korkan Anadolu milletleri tamamemn cinnenmiş ve ürpererek izlemişler. İ-Ne bilsinler bunun bir paylaşım ve muhabbet ortamı olduğunu Le değalmi?..

Sonradan adalet, hakkaniyet, eşsiz komşuluk ve gönülden paylaşımlarla süslü Türk komşuluklarına alışan milletler, Türklerden öğrendikleri bu Congulus hikayelerine onlarda kendini kaptırıp çabuk inanmışlar ve kış günlerinde başlarına gelen tüm felaketleri Karakoncolos dedikleri bizim Congulus’a bağlamışlar.

Congulus’a bizim orda “Kış Şeytanı” derlerdi. O zamanlar Yozgat’ta ortak bilinen ne kadar çirkin, kılıksız, şikirsiz, sıracalı, kepezli, ağzından kan damlayan canavar, kötü niyetli cin, ürkünç görüntülü peri, şeytan, sahtekar ve cani varsa onların hepsininde vasıf ve veballerini Kış Şeytanı dedikleri Congulus’a yüklerlerdi.

Türkler tabiatüstü varlıklara karşı inanç ritüellerini toplu ve aleni yaptığından, içiçe yaşadıkları diğer milletleri daha çabuk etkilemişler. Örneğin biz Congulus demişiz ama içimizdeki Pontus Rumları da bize bakıp inanmış ve  Karakoncolos yada Kalikancaros adlarını kullanmışlar.

 

Balkanlar ve Kafkaslar, Gürcistan’dan Sırbistan’a kadar kış gecelerinde insanlara tebelleş olup, tanıdıkları kılığında tedirginlik veren bu hayali yaratığa Karakoncolos demiş ve onu dişleri sivri ve keskin, tüyleri sert ve dikenli, gözleri sert ve çirkin meşin derili bir yaratık olarak betimlemişler.

Yunan halk bilimci Nikolaos Politis’in Congulus’la ilgili tüm tarifleri ise zaman, mekan, giyim, kuşam, huy ve özellikleri bakımından sanki bütünüyle bizim Saya Gezme kostümleriyle aynı gibi.

Anadolu coğrafyası dilleri, dinleri, etnik yapıları, gelenekleri birbirinden çok farklı yüzlerce değişik milletin kurduğu, tarihe damga vurmuş onlarca saygın uygarlığa ev sahipliği yapmış. Bu milletlerin kültürleri iç içe geçincede çok kültürlü, çok zengin muazzam bir demografya ortaya çıkmış. 

Bazı milletler de Congulus’u cin olarak tarif ediyor. Yine kışın en soğuk günlerinde ortaya çıktığında hemfikirler. Bu hayali cinin adına kimi Karakonculu, kimi Kış Şeytanı, kimi Karakoncilo, kimileri Koyun Cini, Gara Donuz, Koncolos, Yaban Adamı, Ejderha, Ayı, Gara Donlu Cenevar, Kandırıkçı, Micazcı, Taklitci Vampir, Kalleş Sınar, Kedilerin Piri vs. gibi isimler vermişler. 

Halk takviminde insanların Congulus’la ilgili endişesi daha İlkgüz, Harman yada Böğrüm Ayı denilen 14 Eylül - 13 Ekim arasında dillendirilmeye başlar. Ortagüz, Değirmen yada Sultan Ay dediğimiz 14 Ekim - 13 Kasım aralarında ise tedbirleri alınmaya başlanırdı.

Koç Ayı dediğimiz Songüz’de yani 14 Kasım - 13 Aralık arasında da ambarlar, helgirler, yiyecek depoları kömürle, kurumla yada siyah melefelerle boyanır yada örtülürdü.

Zaten 14 Aralık - 13 Ocak arası Nahır, Kovan denilen Congulusun yola çıktığı Karakış.. Don ayı yada Zemheri dediğimiz 14 Ocak - 13 Şubat arası ise Congulusun bizimle içli dışlı olduğu sktif dönemdi.

Congulus bizi epey dirliksiz ettikten sonra 14 Şubat - 13 Mart arasına rastlayan dönemde yani Gücük ayında bizi yavaş yavaş terkederdi. Yani 12 günlük kısa sürede değil, kışın her gününde karşılaşılabilecek bir kötü ruhtu.

Evliyâ Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde de Balkan coğrafyalarında Congulus hikayelerinin varlığından bahsediliyor. Bulgaristanın Çalıkkavak köyünde yılda bir kez Koncoloz’a dönüşen bir cadıdan söz ediyor. Kafkasya seyahati sırasındada yıldırımlı bir gecede Çerkeslerden, “yılda bir kerre bu kara koncoloz gecelerinde bir Çerkez oburlarıyla Abaza oburları gökyüzünde uçup ceng-i azîm” ettiklerini söylediklerinden bahsediyor.

Aslında bu kültürün kökeni, çıkış kaynağı bize ait ve tek.. Dağıldığı coğrafyalarda ise birbirine benzeyen farklı farklı varyantları var. Halk Koncoloz’un adamı öldürüp sandığına koyduğuna, daha çok suyun başında durup gece kapıya su almaya çıkanların önüne durup yakaladığına, kuytu karanlıklardan seslerini taklit edip dehlizlere çektiğine, onları kandırıp evden dışarı çıkarttığı kurbanlarını tuzağa düşürüp götürdüğüne inanırdı.   

Hatta elinde yün tarağı, çuvaldızı, dirgen, iğne, balta ve testeresi ile dolaşıp, karşısına çıkan insanlara birtakım sorular sorduğundan bahsederek denilirdi ki; “Congulus geceleyin sizi durduruyor ve bazı sorular soruyor. Eğer aldığı cevaplardan memnun kalmazsa, size dirgeni saplıyo, sırtında uygun bir yere götürüp baltayla, keserle kesiyo, etlerinizide tarakla dikine aşşağ tarıyo” derlerdi.  

Ondan zarar görmeden kurtulmak için ise her sorusuna “kara” ile başlayan bir cevap vermemiz gerekiyormuş. Örneğin “Adın nedir?” “Kara Özgün, “Nereden geliyorsun?” “Kara Depeden”, “Nereye gidiyorsun?” “Kara Kaya’ya”, “En çok hangi meyveyi seversin”, “Kara Üzümü” gibi..  

İçi huzurlu bazı insanlarda Congulus’la ilgili çok daha olumlu şeyler anlatırdı. Örneğin Congulus’un evlere girip, insanların sohbetlerine ve eğlencelerine katıldığını, yapılan her şeye ortak olup, beraber ağlayıp, beraber güldüğünü, kimseye bir zarar vermedende ayrılıp gittiğini anlatırlardı. Örneğin Babama İhsan Dedemin yaklaşımı bu yöndeymiş.   

Bazılarıda Congulusların erkek veya dişi olduklarını söylüyor ve diyorlar ki; “Eğer karşınıza dişi bir Congulus çıkarsa onun sizi beğenmeyip sizden kaçmasını istiyorsanız kendinizi çok çirkin olarak tanıtın; Mesela “Adım şekir, dişim bakır, elim satır” ya da “Adım Musa, boyum kısa, kendim köse” derseniz zaten karanlıkta çok iyi göremeyen Congulus” “Hassittir lan der ve sizi bırakır gider” diyorlar. 

Conguluslar genellikle hazın damlarına, ocaklıklara, yiyecek ambarlarına ve buğday helgirlerine musallat olduklarından, onları kovmak ve unnuğa-tuzluğa yanaştırmamak için dolapların, ambarların, helgirlerin kapıları isinen, kömürünen boyanır yada siyah melefeler örtülerek heryanı karartılırdı. Çünkü Congulus siyahtan nefret ederdi deniyor.

Zaten Congulus büyüklerimizin anlattığına göre kışın en şiddetli zamanlarına rastlayan yedi gün içinde girip çıkarmış. Kışın en şiddetli zamanına da Congolos Ayı deniliyor. Birde pancar olan evlere gelemediğine inanıldığından pancar pişirilip, eşiklere, havlu-hayat müştemilatlarına gömüldüğü, başta lohusa kadınlar olmak üzere tüm akrabalara ve sevilen kişilere pancar dağıtıldığı söyleniyor.

Eski Türk ruznamelerinde 25 Aralık’a “Evvel-i Koncalos”, 6 Ocak yani on ikinci güne de “Ahir-i Koncalos” denildiğini okudum. Türkler bunun Noel’den on ikinci geceye kadar etkisini gösteren kötücül bir ruh olduğuna, gittiği evlerin bereketini yok ettiğine inanıyor ve tüm kötü ruhları hanelerinden kovmak içinde zincirlerle gürültü yaparlardı. Deniliyor.

Bundan 30 sene öncesine kadar her köyü, her ilçesi hem muhabbetli, hemde renkli olan, zengin geleneklerimizle şenlenen şehrimiz, o güzel ve özel ruhundan nerdeyse şimdilerde tamamen kopmak üzere. Bakın bizim Yozgatlılar unutmuş ama Karadenizde “Karakoncilo” adı altında gelenksel bir Cogulus kutlaması var. Hatta Trabzon’un bazı ilçelerinde on iki gün devam eden Karakoncilo kutlamalarında ilk gün eve gelen misafirin, o ailenin nasıl bir yıl geçireceğinin belirtisi olduğuna kanaat getiriliyor. Kutlamalarla dolu on iki gün, tekabül ettiği on iki ayla ayrı ayrı kıyaslanıyor. Diyelim ki birinci gün güneşliyse Ocak ayında havalar iyi geçecek. Sekizinci gün izzet-ikram bolsa Ağustos’ta harman-hasat bereketli olacak gibi..

“Momoeros” kelimesinin Pontus lehçesindeki karşılığının, özel olarak Dodekaimera’da kılık değiştirenlere denildiğini duydum. “Momoyeri canlandıran kişi, üzerine koyun postları giymiş, koyun yününden sahte sakal takmış, beline hayvanlara takılan türde çıngıraklar takmış, yüzü isle karayla boyanarak Karakoncilo kılığına sokulmuş deniliyor. Yani bizim Saya Gezmesi geleneklerimizdeki Arap Ali’yle ne kadar örtüşüyor görüyormusunuz.

Bazı kaynaklarda Karakoncolos ismi “Tılsım cin, şeytan, hortlak ve Kara Koncolos gibi adlar alırken, densiz kocakarıların sabi çocukları korkutmak için zevzekçe naklettikleri uyduruk masallar” olduğuda tarif ediliyor. 

Yunan yazar Nikolaos Politis’in derlemelerinde ayrıca,  Kalikancaro’un, Karadeniz bölgesi haricinde İstanbul’dan Kıbrıs’a ve çoğunlukla da Ege adalarına kadar uzanan kötü niyetli bir Deniz Cini olduğundan bahsediliyor.

Kapkaranlık, ayazlı, fırtınalı Yozgat kışlarının ürkünç gecelerinde bu kadar korku ve güvensizlik yaratan uyduruk hikayelere gerek varmıydı bilmiyorum ama bu ve buna benzer masallar bizleri ve korumakla yükümlü olduğumuz ailemizi, hayvanlarımızı, dostlarımızı çok daha dikkatle, daha şefkatle, daha tedbir ve takiple himaye etmemize zemin teşkil etmiş.  Ayrıca bu unutulmaz heyecan ve yüksek adrenalin doğup büyüdüğümüz topraklarımıza çok daha özel özlem duygularıyla bağlanıp sevmemize vesile olmuş.

Maalisef bu zengin kültürümüz, ihmalkar hemşehri platformları ve Resmi kurumlarca d projelendirilmemiş ve tabiri caizse pek dikkate alınmamış.  

Ne diyorum biliyormusunuz. Her köyümüzde olmasa bile örnekleme seçtiğimiz birkaç köyde veya Yozgat merkezinde, nitelikli hemşehri platformları, federasyonlar, dernekler veya Resmi Kültür Kurumlarımız vasıtasıyla bu güzellikleri Bakanlıkça finanse edilmesi için projelendirilip, nostaljiki etkinliklere dönüştürsek. Congulus Günleri adı altında eylenceler tertip edip, hayalete dönen kış gecelerimizi renklendirsek, şenlendirsek, canlandırsak. Karadeniz derneklerinden, Doğu Derneklerinden, bir çok ilin kültür platformlarından, federasyonlarından neyimiz eksik. Her evden bulgur, yağ, sızgıt, yufka ekmek, soğan vs toplasak. Küpeli kazanlarla merkezi yerlere muhabbet ocakları çatsak, sumat tahtalarıyla yer sofraları serip, diz dize bağdaşlar kursak, tüm dünyaya birlik, beraberlik, kültür ve geleneklerimize sadakat ve samimiyet mesajları versek ne olur.

Cennet Yozgat gelenekleri, hepimizin hafızalarından neredeyse tamamen silinecek. Hadi gelin aklımıza gelmişken bu anıları hemen projelendirip Kültür Bakanlığına sunalım mı ne dersiniz.?

Yorumlar (2)
Adnan Yılmaz Sarıkaya Derekaplancı Kültür Platformu Başkanı 2 yıl önce
Çok kıymetli Yazarımız Özgün Orhun Çakır Sizi ve tüm Yazılarınızı hayranlıkla Okuyor sürekli takip ediyoruz Yozgat özlemini ve zengin kültürümüzü sizden öğreniyor duygulanıyoruz Derneğim dostlarım ve irtibatta olduğum sizin hayranınız tüm kültür insanları adına saygı ve teşekkürlerimizi sunuyoruz Allah yolunuzu açık etsin
Kağan 3 hafta önce
Yozgat şivesini bu kadar iyi yazan görmedim helal olsun.
13
açık
Günün Anketi Tümü
Olası bir erken seçimle karşı karşıya mıyız?
Olası bir erken seçimle karşı karşıya mıyız?
Namaz Vakti 20 Mayıs 2022
İmsak 03:30
Güneş 05:15
Öğle 12:42
İkindi 16:37
Akşam 20:00
Yatsı 21:37
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Samsunspor 36 51
8. Manisa Futbol Kulübü 36 49
9. Tuzlaspor 36 49
10. Boluspor 36 48
11. Gençlerbirliği 35 48
12. Keçiörengücü 35 48
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 36 46
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 37 71
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 37 49
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 37 45
14. Aston Villa 37 45
15. Southampton 37 40
16. Everton 37 39
17. Burnley 37 35
18. Leeds United 37 35
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Elche 37 39
15. Getafe 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@