Bir yılını geride bıraktığımız pandemi sürecinde bir çok insanımızı kaybettik. Yüzlerce insan şu an hastanelerde yoğun bakım servislerinde yatmaktadır. Dünyada aşılama çalışmaları devam ediyor. Her ne kadar tedbirler ve aşılama devam etse de dünya genelinde virüsün etkisi tüm hızıyla devam etmektedir. Ramazan ayına gireceğimiz şu günlerde elbette eski ramazan aylarını arıyoruz. Zaman çok hızlı bir şekilde akmakta ve insanın ömründen bir yıl daha geçip gitmiş fani dünyadan gerçek aleme daha da yaklaşmış bulunuyoruz. Öyle veya böyle hayat devam ediyor. Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'dan rahmet, hasta olanlara şifalar diliyorum. 13 Nisan Salı günü inşallah ramazan ayına giriyoruz. Bu ramazanda iftarlarda eskisi gibi misafirler olmayacak toplu iftarlar verilmeyecek komşu ve akraba ziyaretleri olmasa da evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş olan ramazan ayını en güzel şekilde yaşamaya gayret edeceğiz. Cenabı Allah bir ayeti kerimede şöyle buyuruyor:
"Ey iman edenler. Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye, belli günlerde oruç tutmak size de farz kılındı. Hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde orucunu tutar. Oruca dayanamayanlar bir düşkünü doyuracak kadar fidye verirler. Kim isteyerek ve gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendi lehinedir. Oruç tutmanız, bilesiniz sizin için ne kadar hayırlıdır". Ramazan ayında müminler için cennet kapılarının açılacağı cehennem kapıları kapanacağı şeytanların zincire vurulacağını haber veren sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) “Kim farz olduğuna inanarak, Allah rızası için ramazan ayında oruç tutarsa Allah (c.c) onun geçmiş günahlarını affeder.” buyurmuşlardır. Ülkemizin ve milletimizin zor günler geçirdiği bu dönemde her zamankinden daha çok birlik, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışmaya ihtiyacımız vardır. Belki evimizde ihtiyaç sahibi olanları iftarda misafir edemeyeceğiz ama onların kapılarından yardımlarımızı verebiliriz. Zekatlarımızla, fitrelerimizle ihtiyaç sahibi olanların yanlarında olmanın tam zamanıdır. Gelecek seneki ramazan ayına ulaşmanın garantisi olmadığına göre şimdiki zamanı en güzel şeklide değerlendirmeli ve üzerimize düşeni yapmalıyız. Eskilerin “Ne verirsen elinle o gider seninle” sözü tamda bunun içindir.
Ramazan ayının diğer aylardan farkı Kuranı Kerim bu ayda gönderilmiştir. Peygamberimiz bu ayda nübüvvete ermiştir. Oruç bu ayda farz kılınmıştır. Bin aydan daha hayırlı olarak belirtilen Kadir Gecesi de bu ayda bulunmaktadır. Oruç Allahın bir emri olup içinde sayısız nimet ve faydaları vardır. Ümitsiz insanlara ümit, sıkıntı ve kötülüklere karşı kalkandır. Oruç ibadeti kanaatkârlığımızı güçlendirir. Açlık çeken insan yoksulun, muhtacın durumunu daha iyi anlar ve kanaat etmenin önemini daha iyi kavrar. Oruç tutmak bedenin zekatını vermektir. Müslüman orucu tutarken perhiz olarak değil, Oruç tutmanın Allah’ın bir emri olduğunu bilirek ve kulluk vazifesi olarak orucunu tutar. Gazali’ye göre orucun üç mertebesi vardır. “Bunlar:
1. Avamın orucu. İştah ve şehvet duyulan nesnelerden mahrum kalmaktır. Orucun asgari şartlarıdır.
2. Havâssın orucu. Ek olarak dili, gözü, kulağı ve sair organları da günah işlemekten alıkoymaktır. Bu salihlerin orucudur.
3. Ehassü’l-havâssın orucu. Kalbi, bütün dünyevi düşünce ve kaygılardan arındırarak bütün benlikle yüce Allah’a yönelmektir. Mukarrebinin orucudur.” peygamberimiz(s.a.v.) orucun kalkan olduğunu buyurmuşlardır. O halde bizlerde nefsimizi ve neslimizi oruçla koruyalım. Her türlü kötülüklerden kurtulmuş, küslüklerin bittiği huzur ve barışın hakim olduğu, Covid-19 virüsünden bir an önce insanlığın kurtulması için dua edelim.
Rahmet, mağfiret ve bereket ayı ramazanı şerifin tüm İslam alemine, ülkemize, milletimize, ilimize hayırlar getirmesini diliyorum. Allah nefsimizi terbiye ettiğimiz feyz dolu oruçlar tutmayı nasip etsin.
Hayırlı Ramazanlar.