Rahmetli Alparslan Türkeş: “Ülkücülük, her türlü haksızlığa karşı boyun eğmeyen, asil bir başkaldırı hareketidir.” Demiş Türk gençliğini kutlu yola davet etmişti. Başbuğun bu daveti davudi ses tonu hala kulaklarımda çınlıyor.
Başbuğ Türkeş “Türk Milletini Türklük gurur ve şuuruna, İslam ahlak ve faziletine yoksullukla savaşa, adaletle yarışa, birliğe kardeşliğe, kısaca hak yolu, hakikat yolu, Allah yoluna çağırıyoruz.”
Gençlik yıllarımızdan beri bizim davamız ilayı Kelimetullah uğruna Nizamı Alem davası olmuştur. Allah’ın kelamını ve davasını yaymak. Bunun adına da Ülkücülük demişiz... Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu başkan, mahkeme salonunda “Ülkücülük” nedir? diye soran hakime, “Ülkücülük; Hz. Peygamber efendimize vahiy yolu ile gönderilen İslam’ı yaşama ülküsüdür, en büyük ülkücüde Hz. Peygamber efendimiz (SAV) buyurmuştur.
Abdurrahim Karakoç üstadımın bir şiirinde

Ben Milletim uğruna adamışım kendimi
Bir doğrunun imanı, bin eğriyi düzeltir.
Zulüm Azrail olsa, hep Hakk'ı tutacağım
Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.

Dava adamı, davasına inanan, davasını anlayan, davasını kendi hayatında fiilen yaşayan ve gücü nispetinde davasını başkalarına anlatan, itikat ve amel sahibi kimsedir.
Pratik hayatı, inandığı ve savunduğu dava ile çelişen ve çatışan bir kimse, dava adamı olamaz.
Dava adamı, hayatın her cephesinde İslam’ın metodunu uygulayarak insanları Allah (c.c.)’a kul olmaya davet edendir. Gaye, Rabbe kul olmaktır. Sadece O’na ibadet etmektir. Davranışta, insani ilişkilerde, fikirde, kısaca hayatın bütün yönlerinde Allah (c.c.)’a kul olmak…
Bir davanın hedefe ulaşması için şeksiz şüphesiz davayı kendi nefsinde yaşayan dava adamlarına ihtiyaç vardır.
En büyük örnek dava adamı son peygamber Hz. Muhammed Mustafa (SAV) dir. İnandığı davada bütün çilelere katlanmış, sabretmiş “Bir elime Ayı, diğer elime Dünyayı verseniz davamdan vazgeçmek” diyerek bizlere çok güzel örnek olmuştur.
Her kesimin, her cemaatin, her kitlenin kendilerine göre bir davası, dava anlayışı vardır. Kuran ve Sünnetle beslenen, ehlisünnet itikadına sadık her dava başımızın tacıdır. Mücadele metotları farklı olsa da neticede yol Allah’a ve Resulüne çıkmaktadır.
Dava ile ilgili söz ve yazı yazan aydınlarımız
Seyid Ahmed Arvasi : “Ülkücülük; ülkemiz ve yeryüzünde Allah’ın nizâmını hâkim kılmak içindir. Kendine metod olarak, Allah ve Resulü’nü ölçü alan bir iman hareketinin adıdır. Ülkücü; egosunu yenen idealisttir. İman, aşk, aksiyon ve karakter adamıdır! Benim milliyetçilik anlayışımda asla ırkçılığa, bölgeciliğe ve dar kavmiyet şuuruna yer yoktur”
Galip Erdem: “Ülkücülerin hayatı bambaşkadır. Sözlüklerinde rahatlık kelimesinin yeri yoktur. Daimi bir mücadele içinde ömür tüketirler. Hemen herkesle, her şeyle zaman zaman çatıştıkları görülür. Arkadaşları ile, aileleri ile, hatta sevdikleri ile.. Belli bir ülkünün esaslarından ziyade politikanın değişen icaplarına uymayı tercih eden kudret sahipleri ile de sık sık ihtilafa düşerler. Çok defa, başları belaya girer; gene de sinmezler. Bu halleri ”kalabalıklara göre, uslanmamaktır; kendilerine göre de, yılmamak.”
Mahatma Gandhi; “Uğrunda ölmeyi göze alacağım birçok dava var ama uğrunda öldüreceğim hiçbir dava yoktur.”
Cemil Meriç ; “Bu memleketin en büyük faciası, en seçkin evlatlarının beynini ve kalbini itlere peşkeş çekmesi. Halledilmesi gereken büyük dava, bu topraklar üzerinde münevverin nefes alabilecek hale gelmesi.”
Necip Fazıl Kısakürek ; “Dava, bilen ve bilmeyen, anlayan ve anlamayan için tek: Hep solmayan renge, geçmeyen ana, pörsümeyen yeniye, bölünmeyen bütüne ulaşmak.”
İhsan Süreyya Sıkma; “Kurban olunmayan davalar, dava olmadıkları gibi; kendilerini davalarına kurban etmesini bilmeyenler de, dava adamı değillerdir.”
SÜRECEK