Hutbede, Cuma gününün Müslümanlar için haftalık bir buluşma günü olduğuna dikkat çekilerek, bu mübarek günün kardeşlik, dayanışma ve kaynaşma açısından büyük bir fırsat sunduğu ifade edildi. Peygamber Efendimizin (s.a.s) Cuma gününü “güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün” olarak nitelendirdiği hatırlatıldı.

Cuma namazının önemine de değinilen hutbede, Kur’an-ı Kerim’de yer alan “Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın” ayetine atıf yapılarak, bu çağrının sadece fiziksel bir toplanma değil, aynı zamanda gönüllerin birleşmesi anlamına geldiği belirtildi.
Hutbede ayrıca, Müslümanların ayrılıklardan uzak durarak birlik içinde hareket etmeleri gerektiği ifade edildi. Cuma gününün, ümmet olma bilincini güçlendiren bir vesile olduğu vurgulanırken, sahabe dönemindeki hutbe dinleme hassasiyeti örnek gösterildi.

Sosyal hayatta da ahlaki sorumlulukların önemine dikkat çekilen hutbede, müminlerin birbirlerinin sorunlarına duyarlı olması, gereksiz tartışmalardan kaçınması ve dayanışma içinde hareket etmesi gerektiği kaydedildi.
İslam dünyasında yaşanan sıkıntılara da değinilen hutbede, özellikle savaşlar ve kutsal değerlere yönelik engellemeler karşısında Müslümanların birlik ve dayanışma içinde olması gerektiği ifade edildi. Mescid-i Aksa’da yaşanan gelişmelere dikkat çekilerek, ümmet bilincinin diri tutulmasının önemi vurgulandı.
Hutbe, Peygamber Efendimizin Cuma namazına dair hadis-i şerifiyle sona erdi. Hadiste, güzelce abdest alarak Cuma namazına gelen ve hutbeyi dikkatle dinleyen kimselerin iki Cuma arasındaki günahlarının affedileceği müjdesi hatırlatıldı.





