Hutbede, İslam’ın aşırılığı reddeden yapısına vurgu yapılırken, dini kendi çıkarları doğrultusunda kullanan yapıların Müslüman toplumlar için ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekildi.
Diyanet İşleri Başkanlığı, 16 Ocak 2026 tarihli Cuma hutbesinde “Din İstismarı” başlığı altında önemli mesajlar verdi. Türkiye genelindeki camilerde okunan hutbede, sahih dini bilginin önemine vurgu yapılarak, dinin yanlış yorumlanması ve istismar edilmesinin toplumsal barışı tehdit eden bir unsur haline geldiği ifade edildi.
Hutbede, insanın yaratılış gayelerinden birinin yeryüzünü imar etmek olduğu belirtilerek, bu amacın ancak doğru ve sahih dini bilgiyle mümkün olabileceği dile getirildi. Cehalet, hurafe ve aşırılığın ise imarı ifsada dönüştürdüğü vurgulandı.
İslam Aşırılığı Reddeder, Orta Yolu Emreder
Hutbede, Yüce dinimiz İslam’ın aşırılığı kesin bir dille reddettiği hatırlatıldı. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s) “Dinde aşırılıktan sakının” uyarısına yer verilen hutbede, İslam’ın Müslümanlara dengeli, ölçülü ve hikmetli bir yaşamı esas kıldığı ifade edildi.
Kur’an-ı Kerim’de Müslümanların “vasat ümmet” olarak tanımlandığına dikkat çekilen hutbede, barış ve esenlik dini olan İslam’ın değerlerini istismar eden yapıların geçmişte olduğu gibi bugün de varlığını sürdürdüğü kaydedildi.
Din Kisvesi Altında Fitne ve Fesat
Diyanet hutbesinde, dini istismar eden grupların kendilerini dinin tek temsilcisi gibi gösterdiğine dikkat çekildi. Bu yapıların, Kur’an ve sünneti bağlamından kopararak keyfi yorumlara yöneldiği, ayrıştırıcı ve dışlayıcı söylemlerle Müslümanları birbirine düşürdüğü belirtildi.
Şirk, tekfir ve cihat gibi kavramların çarpıtılarak şiddete ve cana kıymaya alet edildiği vurgulanan hutbede, bu anlayışların Kur’an-ı Kerim’de “bozguncular” olarak nitelendirildiği hatırlatıldı.
Dinin Sahibi Allah’tır, Kimse Tekel Kuramaz
Hutbede, dinin sahibinin Yüce Allah olduğu, İslam’ı en doğru şekilde yaşayanın ise Peygamber Efendimiz olduğu açıkça ifade edildi. Hiç kimsenin kendisini dinin mutlak temsilcisi olarak göremeyeceği, başkalarını tekfir etme veya iman dairesinin dışına itme yetkisine sahip olmadığı vurgulandı.
Müslümanların canına, malına ve onuruna kast etmenin İslam’la asla bağdaşmadığına dikkat çekildi.
Gençlere Yönelik Dijital Tehlikeye Dikkat
Hutbenin son bölümünde, özellikle dijital mecralarda gençleri hedef alan aşırıcı yapıların küresel bir sorun haline geldiği belirtildi. Bu grupların İslam’ı şiddetle yan yana göstermeye çalıştığı ifade edilerek, Müslümanların birlik ve beraberliğini tehdit eden bu anlayışlara karşı uyanık olunması çağrısı yapıldı.
Diyanet, gençlerin sahih dini bilgiyi doğru yöntemlerle ve ehil kişilerden almasının hayati önemde olduğunu vurgularken, Kur’an-ı Kerim, sünnet-i seniyye ve İslami geleneğe sahip çıkılması gerektiğinin altını çizdi.
Hutbe, dinin ve kutsal değerlerin istismar edilmesinin İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı verdiği uyarısıyla sona erdi.