Hutbede iman, tefekkür, sorumluluk bilinci ve insanın hayattaki anlam arayışı ele alındı.
Kâinattaki Düzen Allah’ın Varlığını Gösteriyor
Hutbede, ibret nazarıyla bakan bir insanın, her şeyi yoktan var eden ve idare eden yüce bir yaratıcıyı idrak edebileceği ifade edildi. Gezegenlerin yörüngelerindeki kusursuz hareketi, güneşin dünyayı aydınlatması ve ay ile yıldızların geceyi süslemesi örnek gösterilerek, tüm varlığın insana “Rabbini unutma” mesajı verdiği belirtildi.
Kur’an-ı Kerim’de yer alan, “Onlar göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?” ayetiyle insanın tefekküre davet edildiği hatırlatıldı.
İnançsızlık Hayatı Anlamsızlaştırıyor
Hutbede, insanı mutsuzluğa sürükleyen en önemli sebeplerden birinin inançsızlık olduğu vurgulandı. İnançsızlığın hayatı anlamsızlaştırdığı, insanı yalnızlaştırdığı ve sorumluluk bilincinin kaybolmasına neden olduğu ifade edildi.
Şiirsel bir ifadeyle, imanın insan için ne büyük bir değer olduğu şu dizelerle aktarıldı:
“İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür…
İmansız olan paslı yürek sinede yüktür!”
İman İnsana Huzur ve Güven Verir
Bir yaratıcının varlığına inanmanın ve O’nun her an insanın yanında olduğunu bilmenin, kalbe huzur ve güven verdiği dile getirildi. Hutbede, Allah’a iman eden kimselerin kalplerinin doğruya yöneltileceği Kur’an ayetiyle hatırlatıldı.
İyilik ve Kötülüğün Ölçüsü Vahiydir
Hayata dair temel soruların, Yüce Yaradan’ı inkâr ederek cevaplanamayacağı vurgulandı. İtaat ve isyan sınırlarının Allah tarafından belirlenmediği bir dünyada, iyi ile kötünün tam anlamıyla ayırt edilemeyeceğine dikkat çekildi.
Kötülüğün Kaynağı İnsan, Zulmün Sebebi Allah Değil
Hutbede, yeryüzünde yaşanan kötülüklerin müsebbibinin Allah olmadığı açıkça ifade edildi. Allah’ın kullarına karşı son derece merhametli olduğu, kötülüğe ve zulme asla rıza göstermediği belirtildi. İnsanların nefsine uyması ve hevâlarına tabi olması nedeniyle zulmün ortaya çıktığı vurgulandı.
Kur’an-ı Kerim’de yer alan, “Allah insanlara zerre kadar zulmetmez, ancak insanlar kendilerine zulmederler” ayetiyle bu gerçeğe dikkat çekildi.
Peygamberler ve İlâhî Kitaplar İnsanlığın Rehberi
Yüce Allah’ın, peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermesinin büyük bir lütuf olduğu ifade edildi. İlâhî kitapların hak ile bâtılı, doğru ile yanlışı açıkladığı, bu ilâhî zincirin son halkasının Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ve Kur’an-ı Kerim olduğu hatırlatıldı.
Ahiret yurdunun yaratılmasının ise her hak sahibinin hakkını alması ve inananlarla inanmayanların ayrılması için olduğu belirtildi.
Toplumsal Sorumluluk: Gönüllere Dokunmak
Hutbede, günümüz Müslümanlarına düşen sorumluluğun; inançsızlık girdabında kaybolan insanlara gönül kapılarını açmak olduğu ifade edildi. Gençlerin iman susuzluğunu Peygamber Efendimiz’in sünnetiyle gidermek, çocukların kalplerine sevgi ve merhametle Allah sevgisini yerleştirmek gerektiği vurgulandı.
Hutbe, Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) şu hadisiyle sona erecek: “Senin vesilenle Allah’ın bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için güneşin üzerine doğduğu ve battığı her şeyden daha hayırlıdır.”