Duisburg’lu Şair Yazar Halil Gülel’in, Yeni Kitabı “Bizim Köyden Mektuplar” - 2

Abone Ol

DÜNDEN DEVAM

Kadınlar koluna girdiler, teselli etmeye çalıştılar. Ama Nine bir ara kurtulup ahıra doğru koştu. Erkekler zor tuttular.
Saçını başını yolarken bir çığlık kopardı:
“Komşular! Sıpam yanıyor, sıpaaaam!” Biz önce Cafer yanıyor sandık. Meğer eşeğinin küçük sıpası varmış.
Tavşancının İzzet dayanamadı. Elindeki su dolu kovayı başından aşağı boca eden İzzet, kovayı yere fırlattı. Alev alev yanan hayvan damına daldı. “Dur!” dedik, “Etme!” Dinlemedi.
Herbiri kapı gibi olan alevlerin arasına girdi. Bir anda gözden kayboldu. O an yangının içinde bir can daha var sanıp olduğumuz yerde donduk kaldık.
Bu durum karşısında konu komşu adeta yangına yenilmiş gibiydik. Kara kara dumanlar halkalana halkalana gökyüzüne yükselirken, yangının içinden Çangal Ninenin eşeği göründü. Zavallı eşek, arka tarafına yediği kötekle alevlerin içinden fırtına gibi geçerek yanımıza geldi. Hayvanın üstüne elimizdeki su dolu kovaları boşalttık. Bu durum, bizi biraz da eğlendirdi. Zavallı hayvancık dönüp dönüp hep ahırın olduğu tarafa bakıyordu.
​Biz kurtulan eşek ile meşgulken bir de ne görelim; İzzet, sıpayı kucaklamış, yanan hayvan damından dışarıya fırladı. Şapkası tutuşmuştu. Üstüne başına ateş parçaları düşmüş, kimisi yanıyordu. Zavallı sıpacıkta derisine yapışmış olan közlerden dolayı acı acı anırıyordu. Bu arada Izzet'in üstüne kova kova su boşalttık. Sıpayı da bir güzel ıslattık. Adeta sıpacık sudan çıkmışa döndü…