Evvel Selam, Ahir Kelam

Abone Ol

Onsekiz bin Âlemi “Ol” deyince olduran… Gönül hanemizi iman nuru ile dolduran…
Ezelden ebede “Tek Sevgili”, “Onsekiz bin Âlemin Efendisi” ve “Varlığımızın sebebi” Rasûl-i Ekrem Efendimize tâbiyet ve âidiyet şerefi bahşeden... Sonsuz selâm olsun O’na, Âline ve Ashâbına...
Ehlisünnet yolunda pâklardan pâk Ehlibeyt-i Mustafa tâbiyeti ve muhabbeti ile serfiraz kılan…
Hak Erenleri’nin, Allah Erlerinin, Azîzânın gönüllerinde olmayı, onları sevmeyi, onların yaptığı muhabbet aşısı ile mehâbetli ve asâletli bahtlılar olmayı lutfeden…
Gündoğusundan günbatısına kadar; güneşi kandil, gökkubbeyi çadır eyleyip, Nâm-ı Celîli yayan ulu atalara vâris eyleyen…
Atam yurdu mübarek Mâverâünnehir’den kol atıp dal budak salan Ulu Çınar’ın gölgesinde devlet sahibi eyleyen…
Nazlı Hilâl’in gölgesinde dili bir, gönlü bir er kişiler olarak Yolunca yürümeyi, nizamı tesis edip adaletle hükmetmeyi, ülkeler fethedip beldeler imar etmeyi nasip ettiği cedlerin torunlarına büyük emanetler bırakmayı nasip eden…
Seyhun’dan, Ceyhun’a, Orhun’dan Tuna’ya, Fırat’tan, Nil’e kadar uçsuz bucaksız bir mülkü can suyu ile sulayan…
Mukaddes Haremeyn’in nuru ile arındıktan sonra; Basra’da, Kûfe’de, Kahire’de, İskenderiye’de, Şam-ı şerifte, Bağdat-ı şerifte, Haleb-i şehbada, Merv’de, Herat’da, Belh’te, Hiva’da, Ürgenç’te, Buhara-yı şerifte, Semerkand-ı şerifte, Tirmiz’de, Oş’da, Otrar’da, Yesi’de, Tebriz’de, Kerbelâ-yı mübarekte, Necef-i eşrefte, Diyarbekir’de, Konya’da, Kayseri’de, Bursa’da, Edirne’de, İstanbul’da, Üsküp’te, Saraybosna’da, Belgrad’da, İşkodra’da, Manastır’da, Ohri’de, Pirizen’de, Selânik’te, Bahçesaray’da, Peç’te, Estorgan’da, Budin’de, Mağrip mülkünde, Yemen’de ve Somali’deki Zeyla’ya kadar; muhabbet nağmeleriyle coşturan, gönüller açan dilbestelerle tarih yazdıran…
Sîne hakkeden rûh hamurkârlarının himmetli ellerinde yoğrulup, can ocağında pişen mütevazı muhabbet fedaileri ile gönül mülkünün Süleymanları ile kemâl ve cemâl yolunda ter atan dedelere torun eyleyen…
Sadece Hakk’ın hatırını âlî tutarak, hakikat yolunda yürüten, sînesi pâk yüzü ak olarak ömür sürdüren…
Gönülde olmaya bakıp, gönülden düşmemeye gayret eden, gönül alan, gönül yapan; seher vakti yâr kapısı çalan uşşâkı tanıma saâdetine erdiren…
Var eden, yâr eden, kerem edip veren, lutfedip erdiren...
Ulu Allah’ın adıyla…
Hak Erenleri himmet edenimiz, Hızır yoldaşımız, Hak muînimiz olsun...
Bu niyazla, her Pazartesi ve Perşembe günleri bu köşede görüşelim, söyleşip, hâlleşelim inşallah…