26.11.2021, 02:10

Fizik alemde hareket

Mahallenin tatlı bir çocukluk hatırası olduğu yıllar çok eskide kalmıştı. Herşeyin değiştiği gibi duygularımız, algılarımız, kavramlarımız da değişmişti. Herşey hareket halindeydi; madde hareket halindeydi, evren hareket halindeydi, dünya hareket halindeydi ve insan hareket halindeydi. Güneş trilyon birim zamanda bir defa dursa paramparça olurdu.  Herşey hareketle kaimdi; hareket olmadan zaman,  zaman olmadan mekan açıklanamazdı.

Üzerini giyindi, kravatını bağladı, son defa saçını düzeltti ve aynaya baktı. İnsanın kendini görmesini sağlayan, üzerine şiirler yazılan sırlı bir şeydi ayna. İnsanın içini de görebileceği bir aynaya ihtiyacı vardı; karanlık yanlarına ayna tutan birisine, bir şeye ihtiyacı vardı. Ayakkabılarını giyindi ve dışarı çıktı. Her zamanki gibi birgündü, güneş yine doğudan doğmuştu, kıyametin bugün de kopmayacağını anladı, hafif  bir rüzgar esiyordu, yağmur yağmıyordu ama tam da yağmur yağacakmış gibi bir hava vardı. Kapalı havalar içini karartırdı, karamsar bir hale sokardı O’nu. Gam ve keder yüklüydü güneşi gölgeleyen bulutlar, yoksa sürekli aydınlık ve ışık saçan bir şeyin önüne niye geçsinler... Bulut da hareket halindeydi ve anlatmak istediği bir şey vardı. Onun dilini anlamadığını düşündü, içine doğduğu tabiatla arasına onu anlamak için ortaya konulan bir sürü “loji” giriyordu ve iletişim kurması daha da zorlaşıyordu sanki. Çünkü şuan tam üstünde bulunan, rengi griye çalan, oldukça kederli görünen bir bulut tüm lojilerin kalıplarını bir kenara bırakıp belki de sadece O’na bir şeyler anlatmak istiyordu. Çünkü kimse şuan o bulutu O’nun gördüğü gibi görmüyordu. Aynı sokakta, aynı apartmanın önünde, aynı zamanda, aynı açıyla bakan da aynı göremeyecekti.

Şehirde yaşıyordu, şehir köyden de kentten de ayrıydı. İnsanın içine nakşedilen kabiliyetlerini açığa çıkarma imkanına sahip olduğu yer olarak ifade etmişti İhsan Fazlıoğlu şehri. İçindeki kabiliyeti düşündü, açığa çıkarıp çıkarmadığını düşündü, Sirius yıldızı gibi parlamadığını farkedip bunu düşünmekten vazgeçti, aynayı düşündü ve şehir diye yaşadığı yerin gerçekten şehir olup olmadığını düşündü. “İnsanın kendilik bilgisi, Tanrı bilgisinden önce gelirdi” içindeki kabiliyet de, ayna da,  şehir de insanın kendilik bilincinin uzantılarıydı aslında.

Yürüdü, her zaman gazete aldığı yerde gazete standının olmadığını farketti, gazete standının olmadığını farkettiğini de marketçi Nurettin abi farketti, “artık satmıyoruz, kimse almıyor, okumuyor, bize de eziyet oluyor” dedi. Yürüdü, insanlar haberdar olmak istemiyorlardı sanırım, haberlerden korkuyorlardu ya da hep aynı şeyler deyip önemsemiyorlardı, tabi haber kaynakları da değişmiş olabilirdi. “Ömür boyu hapse mahkum olan birisi için özgürlük, pis kokuların arasında koku almak, çevresi kötülüklerle sarılı birisi için görmek, vatanından uzak olan birisi için vatanseverlik, sadece resmi yazışmaları ve ders notlarını okumasına müsade edilen birisi için okumak...ancak acı verirdi.” Ali Şeriati’in bu satırları neden aklına geldi anlam veremedi, yürüdü..

Edip Cansever güzel söylemişti “İnsan yaşadığı yere benzer / o yerin suyuna o yerin toprağına...”  Benzemeden, benzeşmeden adapte olamaz, uyum sağlayamaz, ilişki kuramaz insan. Yaşadığı yerden çok farklı bir coğrafyaya yerleşen bir insanın oraya uyum sağlaması biraz benzemesiyle, orayı kendiliğinin uzantısı olarak görmesiyle ve kabul etmesiyle mümkündür. Fiziksel özelliklerin bile coğrafya ile ilişkisi vardı. Toprağın, suyun, havanın, ilişki içindeki hemen her şeyin bir takım özelliklerini taşıdığını düşündü. İnsanın bir toprak parçasına, coğrafyaya, yurda ne kadar fazla ihtiyaç duyduğunu düşündü. Tolstoy “insana cansız bedeninin sığacağı kadar toprak lazım” demişti, muhtemelen ellisinden sonra söylemişti, yoksa bu cümlesiyle toprak ağası olmasını açıklayamazdık. “Para, itibar, şöhret, din” yurdun yerine ikame edilebilir diyordu Nurdan Gürbilek de “İkinci Hayat” kitabında. İnsan bunlara ne kadar az sahipse o kadar ihtiyacı vardı yurda, yani insan ne kadar sonradan kazandığı şeylerden uzaksa o kadar ihtiyaç duyuyordu yurda.

Yabancıydık, yabancılaşmıştık kendimize, yurdumuza, mensup olduğumuz milletimize, Tanrımıza, doğamıza. Uzaktık, uzaklaşmıştık başlangıç noktasından. Bir takım sorumluluklarımız vardı; Tanrıya, topluma, tabiata, kendimize. Mesuliyetlerimizi ihmal ettikçe mensubiyetimiz zayıflamıştı, toplumla, doğayla, kendimizle ve Tanrıyla. Kaybolmuştuk. Ormanda kaybolmamak için yürünen yola işaretler konulurdu. Koymamıştık. Kaybolmuştuk. Marx tam tersine şeyler söylerken, yabancılaşmayı bir durak olarak, kendini tanımanın bir aşaması olarak görürdü Hegel. Hangisi haklıydı karar veremedi, umarım bir aşamadır bu yabancılaşmak dedi, yürüdü.

Yağmur başlamıştı, ıslanmıştı, aklına gri renkli, 32 yıl 3 ay 18 günlük görme tecrübesiyle baktığı ve bu tecrübeyle sadece kendisinin gördüğü, ve söylemek istediğini sadece kendisine anlatmaya çalıştığı kuçük bulut geldi, “acaba şemsiyeni yanına al” demiş olabilir miydi? Keşke anlayabilseydi.

Yorumlar (2)
Muharrem Balcı 2 ay önce
Ülkemde hukuk-edebiyat çalışan insan sayısı bir elin parmaklarından az. Bunun bir kader olmadığına inanırdım. Ve Genç Hukukçuların içinden hukuk-edebiyat çalışan birileri çıksın diye umud ederdim. Nihayet iki Genç Hukukçu umutlarımı yeşertti. Birisi Av. Mehmet Ali Başaran, diğeri de Savcı Uğur Özbek kardeşlerim. Kutluyorum. Nice edebi eserleri hukuk hayatıyla birleştirerek Hukukun Yaygınlaştırılmasına hizmet edeceklerine inanıyorum.
Allah yolunuzu açık etsin. Selam ve sevgilerimi kabul edin lutfen.
Mavimuhacir 2 ay önce
"... kuçük bulut geldi, “acaba şemsiyeni yanına al” demiş olabilir miydi? Keşke anlayabilseydi." Çok harika bir final.... Hatta başlığı şöyle de olabilirdi:
"Tabiatla Konuşan Adam ..."

Bu metin, Abdullah Mubarek'in "Kuran'la Konuşan Kadın" hikayesinden çok güçlü çağrışımlar yaptırdı. Sıradan düz bir metin olan o hikayenin çok üstünde bir emek istemiş olan bu çalışma bu konuyu çok daha fazla gündemde tutmayı gerektiriyor.

Muharrem Ağabeyin duygu ve duyarlılıklarını birebir paylaşarak -özellikle bu yazı için- tebrik ediyorum....
-17
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
2022 YILINDA YOZGAT’A YAPILMASINI İSTEDİĞİNİZ YATIRIM NEDİR?
2022 YILINDA YOZGAT’A YAPILMASINI İSTEDİĞİNİZ YATIRIM NEDİR?
Namaz Vakti 28 Ocak 2022
İmsak 06:19
Güneş 07:46
Öğle 12:59
İkindi 15:38
Akşam 18:02
Yatsı 19:23
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@