Gazze de Bu Yıl Ramazan

Abone Ol

Mübarek Ramazan ayı bu yıl , Gazze Şeridi’nde Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesin ardından ilk kez idrak edilmektedir. Ancak Ramazan, geniş çaplı yıkımın ve henüz kayda değer bir iyileşme göstermeyen ağır insani şartların gölgesinde karşılanmaktadır. Siyonist işgal rejiminin saldırılarının ve süregelen ablukanın etkileri devam etmekte; halkın yaşadığı sıkıntılar bütün ağırlığıyla sürmektedir.
Süregelen Abluka ve Temel İhtiyaçlardaki Derin Yetersizlik
Gazze’de halk, gıda ve temel hizmetlere erişimde ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Bazı temel ürünlerde fiyat artışları yüzde 300’e kadar çıkmıştır. Nüfusun yüzde 90’ından fazlası günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmek için uluslararası yardımlara bağımlı hâle gelmiştir. Süregelen abluka, bölgeye mal girişini ciddi biçimde kısıtlamaktadır. Bu durum, Ramazan ayına hazırlığı son derece güçleştirmektedir. Önceki yıllarda görece zengin ve çeşitli olan iftar sofraları, bugün çoğu zaman ekmek, sebze ve ulaştırılabilen yardımlarla sınırlı sade öğünlere dönüşmüştür.
Ekonomik Çöküş ve Yükselen İşsizlik
Gazze’de ekonomik çöküş derinleşerek devam etmektedir. Birleşmiş Milletler ile Filistin İstatistik Bürosu verilerine göre işsizlik oranı yüzde 80’in üzerine çıkmıştır. Bu tablo, hane halkının satın alma gücünü ciddi biçimde zayıflatmaktadır. Halkın büyük bölümü geçimini insani yardımlarla sürdürmektedir. Enkazların arasında ya da yerinden edilenlerin barındığı kamplarda kurulan toplu iftar sofraları, mevcut kısıtlı imkânların paylaşılmasına dayalı bir dayanışma biçimi olarak ortaya çıkmaktadır. İş imkânlarının ve düzenli gelirin yokluğu, ekonomik sıkıntıyı daha da ağırlaştırmaktadır.
Ailevi Kayıpların Derinleştirdiği Acı
Bu Ramazan’da Gazze halkının karşı karşıya olduğu en ağır gerçekliklerden biri, kitlesel aile kayıplarıdır. Soykırım on binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açmış; bunların arasında 20 binden fazla çocuk bulunmaktadır. UNICEF verilerine göre 58 binden fazla çocuk anne ya da babasından birini veya her ikisini kaybetmiştir.
Ramazan ayı, normal şartlarda aile fertlerinin iftar ve sahur sofralarında, teravih namazlarında bir araya geldiği; birlik ve dayanışma duygularının güçlendiği bir zaman dilimidir. Ancak mevcut şartlar altında bu ay, derin bir yokluk hissi ve telafisi mümkün olmayan kayıpların gölgesinde yaşanmaktadır. Hayatta kalan aile bireyleri çadırlarda ya da yıkıntılar arasında bir araya gelmektedir. Buna rağmen sofralarda boş kalan yerler, kaybedilen evlatları, kardeşleri, anneleri ve babaları hatırlatmaktadır. Bir tanığın ifadesiyle: “Her Ramazan hep birlikte toplanırdık... bugün ise kaybettiklerimiz için oturup ağlıyoruz; sofrada kahkahaların yerini sessizlik aldı.” Bu kayıplar, orucu daha ağır, duaları daha içten ve yakıcı kılmakta; umudu ise derin bir hüzünle iç içe bırakmaktadır.
Tüm Şartlara Rağmen Ramazan’ın Yaşatılması
Bütün bu ağır koşullara rağmen Gazze halkı, Ramazan’a özgü ibadet ve gelenekleri yaşatma konusunda dikkat çekici bir direnç sergilemektedir. Yerinden edilme kamplarında ve yıkıma uğramış mahallelerde çocuklar, kâğıt ve hurda malzemelerden yaptıkları fenerleri ve süsleri çadırlara ve enkazlara asmaktadır. Yıkılmış duvarlar “Hoş geldin Ramazan” yazılarıyla süslenmektedir.
Bu mütevazı çabalar, hayatı yeniden kurma iradesinin ve umudu canlı tutma azminin göstergesidir. Bir bölge sakininin sözleri bunu açıkça ortaya koymaktadır: “Bu yıl Ramazan farklı; ancak acıya rağmen sevinç üretmeye çalışıyoruz.” Gazze halkı, bütün bu ağır şartlara rağmen Ramazan’ın özünü; sabrın, dayanışmanın ve umudun sembolü olarak yaşatmaya devam etmektedir.