Aydoğmuş, Yozgat’ın stratejik konumuyla bu süreçte kilit rol oynayabileceğini vurguladı.

Ömer Aydoğmuş, Türkiye’nin çevresindeki jeopolitik gelişmelere dikkat çekerek üretimin birkaç büyük şehirde toplanmasının ciddi riskler barındırdığını ifade etti.
“Bugün ülkemizin çevresi adeta bir yangın yeri. Ukrayna’da savaş var, Suriye’de savaş var, İsrail bölgede çatışma içinde. Büyük güçler bu coğrafyaya odaklanmış durumda. Böyle bir ortamda Anadolu’nun üretim merkezi haline gelmesi hem ekonomik hem de stratejik açıdan hayati önem taşıyor” dedi.
Deprem Gerçeği Üretim Dağılımını Zorunlu Kılıyor
6 Şubat depremlerinin üretim ve istihdam üzerindeki etkisini hatırlatan Aydoğmuş, sanayi ve üretimin belirli bölgelerde yoğunlaşmasının büyük bir kırılganlık oluşturduğunu belirtti.
“Deprem başlı başına bir gerçek. 6 Şubat’ta 10 ilimiz ağır şekilde etkilendi. Fabrikalar kapandı, insanlar göç etmek zorunda kaldı. Bu tablo bize gösterdi ki üretimi sadece birkaç büyük şehirde toplamak doğru değil. Anadolu’nun farklı bölgelerinde güçlü üretim merkezleri kurulmalı” ifadelerini kullandı.
Yozgat Stratejik Konumuyla Öne Çıkıyor
Yozgat’ın coğrafi avantajlarına dikkat çeken Aydoğmuş, şehrin dört yönü birbirine bağlayan bir merkez konumunda olduğunu söyledi.
“Yozgat, Samsun ile Mersin arasında, Karadeniz ile Akdeniz’i birbirine bağlayan bir noktada yer alıyor. İstanbul’a da, doğu illerine de benzer mesafelerde. Yani doğu, batı, kuzey ve güneyi birbirine bağlayan stratejik bir merkez konumundayız” dedi.
“Anadolu Güçlenirse Türkiye Güçlenir”
Yozgat’ta kurulacak güçlü bir üretim üssünün sadece bölgeye değil, Türkiye ekonomisine de önemli katkı sağlayacağını belirten Aydoğmuş, üretimin Anadolu’ya yayılmasının hem ekonomik kalkınma hem de ulusal güvenlik açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Aydoğmuş, Anadolu merkezli üretim modelinin hayata geçirilmesiyle Türkiye’nin daha dirençli ve sürdürülebilir bir ekonomik yapıya kavuşacağını sözlerine ekledi.



