Gençliğe Nasihat Ve Öğütler

Abone Ol

İnsanı yaratılış fıtratı gereği doğar, büyür ve dünya hayatını tamamlar. Bu evrelerden birisi de insanın gençlik dönemidir. Kanın hızlı aktığı gücün kuvvetin yerinde olduğu bir dönemdir ki aynı zamanda günah işlemeye meylin çok olduğu bir evredir. İnsanın en büyük gayesi Allahın rızasını kazanmak olmalıdır. Bunu yapan, yani Allahın rızasını kazanan ahiretini de kurtarmış demektir. Gençliğimizi işte bu gaye ve bilinçle yetiştirmek zorundayız. Ne için yaşadığını bilen, vatanına milletine faydalı bilinçli nesiller yetiştirmeliyiz. Bugün ki gençlik bizim bu beklentilerimize ne kadar cevap verebilmekte acaba? bunu sorduğumuz zaman alacağımız cevaplar bizi memnun edecek şekilde değildir. Aileler perişan, toplum huzursuz, gençlik umutsuz, velhasıl hiç gülen yok. Kolay yoldan zengin olma, her şeyde hak iddia etme çabası içerisinde olan gençlik, günümüzün teknoloji bağımlılığında kendisine yol aramaktadır. Vatanına milletine sevdalı, ahlaklı ,imanlı temiz bir gençlik için verilen öğüt ve nasihatlerden birkaç örnek verelim.

Hz. Peygamber (S.A.V.)'in gençlere öğüdü: "Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa¸ hemen evlensin. Çünkü evlilik¸ gözü (harama) daha çok kapattırıcı¸ namusu daha çok koruyucudur. Sizden kimin (evlenmeye) gücü yetmiyorsa¸ o da¸ oruca devam etsin.

Ebu Hanife'nin öğütleri: Denemedikçe kimsenin dostluğuna güvenme. Alçak ve hasis olan kimseyle dost olma. Sefihler ile düşüp kalkma. Sabırlı ve tahammüllü ol. Güzel ahlaklı¸ geniş yürekli¸ derya gönüllü ol. Elbisen temiz¸ bineğin iyi olsun. Yemek yedirmekte çok cömert ol¸ zira cimriler başa geçip efendi olamaz. Bir fitne ve fesat duyduğun zaman onu ıslah etmeye koş. Elinden geldiği kadar insanlara sevgi göster. İnsanlara yapmaya alışık olmadıkları şeyi teklif etme. Önce ilim¸ sonra helal para ve mal kazanıp evlen."

İmam Gazâlî (r.a)'nin öğütleri: "Ey oğul! Rasûlullah Efendimiz (S.A.V.)'in ümmetine yaptığı nasihatlerden birisi şudur: ‘Allahu Teâlâ'nın kulundan yüz çevirmesinin alameti; onun kendisini ilgilendirmeyen boş şeylerle meşgul olmasıdır. Eğer bir insanın ömrünün bir saati¸ yaratılma gayesi olan Hakkın rızasının dışında geçerse¸ o kimse bu saati için uzun süre hasret ve pişmanlık çekecektir.

Nasihat kolaydır; zor olan onu kabullenip yapmaktır. Çünkü nasihat¸ nefsin kötü zevklerine uyarak onlardan tat alanlar için acıdır. Zira yasak edilen haram işler¸ onların kalpleri için sevimli olmuştur. Bu durum¸ özellikle nefis üstünlüğü ve dünyalık elde etmek için çabalayan ilim talebelerinde sık görülür. Onlar¸ amelsiz ilmin kurtuluşlarına yeteceğini¸ amele ihtiyaç duyulmayacağını zannederler.

Hayırlı amellerden yana müflis olma. Güzel hallerden de eli boş kalma! Şuna kesinlikle inan ki¸ sadece ilim insanın elinden tutmaya yani onu kurtarmaya yetmez. "Akıllı kimse¸ nefsini ıslah edip¸ ölümden sonrası için çalışandır. Ahmak kimse ise¸ nefsine uyup Allah’u Teâlâ'dan kendisini hayal ettiği şeylere kavuşturmasını bekleyendir." Dilediğin kadar yaşa¸ yine de öleceksin. Dilediğin kişiyi sev¸ yine de ondan ayrılacaksın. Dilediğin kadar çalış¸ amel et¸ muhakkak onun karşılığını bulacaksın.

Gayretin¸ ruhunu kemale erdirmek¸ nefsini yenmek ve bedenini ölüme hazırlamak olsun. Zira sonunda varacağın yer kabir çukurudur. Hakikat yolcusuna gereken dört şey vardır. Bunlar:

1. Sahih itikad. Bu¸ içinde bozuk inanç (bidat) bulunmayan itikaddır.

2. Nasuh tevbe. Bu¸ peşinden bir günah zilletine düşülmeyen samimi tevbedir.

3. Hak sahiplerini râzı etmek. Sende kimsenin bir alacağı kalmamalı; sende alacağı ve hesabı olan herkesle helâlleşmelisin.

4. Allah'ın emirlerini yerine getirebilecek kadar din bilgisi. Sonra da seni kurtaracak kadar ahiret ilmi.

............velhasıl demem o ki dünyada saadet ahirette Allahın rızası amacımız ise zengin kültürümüz sarsılmaz ve sapmaz kaynaklarımız bizim yol göstericimiz olsun yabancı akımlar yeni yetme fikirler yolumuzu saptırmasın zamanın buhranlı çıkmaz sokaklarında kaybolup gitmeyelim ömür sermayemiz heba edilmesin ömrümüz bizim geri kazanılması mümkün olmayan en değerli sermayemizdir özümüze dönelim ki hem dünyamız hem ahiretimiz mamur olsun.