Gönül semâmızdan bir yıldız daha kaydı Dr. Ahmet Tevfik Ozan Hakk’a yürüdü - 6

Abone Ol

Ahmet Tevfik Ozan; Medrese-i Yusufiye’nin rahle- tedrisinden geçmiş, Ankara Ulucanlar, Mamak, Kırşehir ve Niğde cezaevlerinde çile çekmiş, “Taş yürekli duvarların”, “Taş ve Demir Gurbeti”nin iç dünyasını ve mahpus damlarının taşlara sinmiş hüzün kokusunu şu içli mısralarla anlatmıştır:

“Bir körün gamını, hayâl taşırken
Benim kederimin, kaynağı: gözler...
Bir hayâl tükenir, bir dert eksilir;
Oysa benim gözüm, Güneş’i özler!”

“Bir kurşûni bulut, bir ağır sistir…
Gecesi Mamak’ın zulmün elinde
Dostlar bir soluktur, bir can nefestir
Copla ıslatılmış (!) görüş gününde”

“Ak bir yemîn üstüne bir damla kandır!
Ve velîler sofrası… tuzu nur, ekmeği nur!
Yak, bir günâh uğruna binlerce sevâbı yak!
İsm-i Rahmîn, gün olur: ‘Kahhâr’la bir okunur!”

“Bir köpük yürek kadar, sıcak ve temiz burda
Gölgemizi öpmekte, soğuk ve kirli taşlar…
Çiçekleri yüreğin, bir kem sözle kurur da
Bin bir çölle boğuşur, buzdan tolgalı başlar…”

Ahmet Tevfik Ozan; çocukluğunda îtibâren Türk-İslâm Medeniyetiyle hemhâl olmuş, El azığ / Harput kültürüyle yoğrulmuş su katılmamış bir gakkoştu. Muammer Cındıllı Bey’in, rahmetli Nevzat Kösoğlu’nu vasfederken söylediği cümleden mülhem ifâde edecek olursak; ‘İnsanın hasına Müslüman, Müslümanın Türkçe konuşanına Türk, Türk’ün yiğit evlâdına gakkoş, gakkoşların en merdine ve en gani gönüllüsüne de Ahmet Tevfik Ozan derler.’
O; “Mezire’de Üç Şehit İçimizde Kâfir Var” şiirinde, gakkoşlara ihlâs ve tevekkülle seslenirken de şunları söylemiştir:

“Çayda Çıra”mızdan üç alav düştü
Gakkoş, Allah kerîm, Mevlâm büyüktür!..
Gandan ala kesmiş, ummânımız var!
Gakkoş, Allah kerîm, Mevlâm büyüktür!..”

* * *
Ve işte 15 Ocak 2021 Cuma günü gönül semâmızdan; Kıble yürekli, “Gül” gönüllü, Hilâl bakışlı, Hz. Hamza (r.a.) duruşlu ve Tûran düşünceli bir yıldız daha kaydı.Ahmet Tevfik Ozan, bir şiirinde anasına hitap edip, dostlarına dâir beklentilerini dile getirirken;

“Ana, kayıp gitsem bir yıldız gibi,
Ardımdan bir Yâsîn okunur mu ki?!..
Bir bitmez yolculuk, bir yeşil hasret;
Bu acı dostlara dokunur mu ki?!..”

demişti.Dr.Ahmet Tevfik Ozan; bir daha âhirette buluşuncaya kadar hep hayır duâlarla yâd edeceğimiz, ardından “Gelin Ey Fâtihalar, Yâsînler!” diyeceğimiz kelimenin kâmil mânâsıyla bir güzel insandı.

Dr. Ahmet Tevfik Ozan’ın vefâtının ardından kaleme aldığımız, gök kubbede bir değil, binlerce “hoş sadâ” bırakmış bu güzel insanın hayatından, onun fikir ve şiir dünyasından kesitler sunmaya çalıştığımız yazının hatm-i kelâmını Yahya Kemâl’in Vedâ Gazeli’nden bir beyitle yapıyor ve:

“Tekrar mülâkî oluruz bezm-i ezelde,
Evvel giden ahbâba selâm olsun erenler.”

diyoruz.

Yüce Rabbimiz eşine, evlatlarına ve gönül dostlarına sabrı cemîl ihsân buyursun. Dr. Ahmet Tevfik Ozan’ı; Cenâb-ı Allah rahmet ve mağfiretiyle, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şefkat ve şefâatiyle perde-pûş eylesin. Rûhu şâd, mekânı Cennet, makâmı âlî olsun… Âmîn!.. Yâ Muîn!..
Ve bütün sözlerin nihâyeti, Kur’ân-ı Kerîm’in bidâyeti olduğu için, sözün bittiği yerde İlâhî Kelâm başlar:

“Küllü nefsin zâikatü’l-mevt.” *
“İnnâ lillâhi ve-innâ ileyhi râci’ûn” *

Hüve’l-Bâkî
El-Fâtiha!
18 Ocak 2021