Almanya’nın Başkenti Berlin’e komşu olan Brandenburga bağlı Zossen Belediyesi, her yıl olduğu gibi bu yılda Alman İmparatorluğunca l. Dünya Savaşı’nda esir düşen Müslüman askerler için inşa edilen Hilal Esir Kampı ve Almanya’nın ilk camisi olan bölgede Türk heyetlerin katılımı ile anma programı düzenledi. Yozgatlı İşinsanı Mücahit Uyar, anma töreninde yaşananları Çamlık Gazetesi ile paylaştı.

Zossen’in Vefalı Belediye Başkanı
Zossen Belediyesi tarafından düzenlenen Alman İmparatorluğunca l. Dünya Savaşı’nda esir düşen Müslüman askerler için inşa edilen Hilal Esir Kampı ve Almanya’nın ilk camisinin ziyareti ile başlayan programda Alman ve Müslüman heyet, şehit Müslüman askerler içi dua etti.

Almanya’da Kutsal Bir Mekan
İçerisinde, Wünsdorf Hilal Esir Kampı Camii, Wünsdorf Şehitliği Anıtı, Wünsdorf Şehitliği Namazgâhı, Hilâl Esir Kampı bulunan ve Halbmondlage olarak da bilinen Wünsdorf Şehitliği’ne Alman ve Müslüman din adamları dua etti.

Türk İş İnsanından Anlamlı Açıklama
Mücahit Uyar, duygu yüklü ve anlamlı programdan dolayı Zossen Belediye Başkanı Frau Schwarzweller’e teşekkür ederek, ziyaret ettikleri bölgenin manevi değerine dikkat çekti.

Uyar, konuşmasında ise şu bilgileri paylaştı:
“İngiltere, Rusya ve Fransa'nın, özellikle Afrika coğrafyası ve Hindistan gibi İngiliz ve Fransız sömürgelerinden getirdiği, Rusya'nın da kendi tarafında savaşa sürdüğü Tatar Türklerinden oluşan ve Almanya'ya karşı savaştırdığı 13 bin Müslüman askerden bir kısmı Almanlar tarafından esir edilmiştir. Almanya, bugünkü Wünsdorf olarak bilinen bölgede bulunan askerî garnizonun içinde adını Hilal Kampı (Halbmondlage) verdiği bu kampta esirleri topladı. Almanlar, Müttefiki Osmanlı'dan çekindikleri için, esir ettikleri askerlere kötü muamele yapamadılar. Bu durumu Osmanlı Devleti'ni ve İslam dünyasını memnun etmenin bir yolu olarak gören Almanlar, konsoloslukları aracılığıyla Osmanlı hükümetinden, bir heyetin Berlin'e gönderilmesini talep ettiler.
Mehmet Akif Ersoy'un da içinde bulunduğu heyet, kamptaki Müslümanlara irşat faaliyetinde bulunarak, onlara sömürgeci devletlerce kandırılarak savaşa sürüldüklerini, bilmeden halifeye ve Müslümanlara karşı savaştırıldıklarını anlattılar. Osmanlı tarzı camileri aratmayan bu güzel eser, 1926 yılına kadar ibadete açık kaldı; ancak cami ile ilgilenen büyükelçilik din görevlisi Hafız Şükrü Efendi'nin vefatı ve esirlerin ülkelerine geri dönmelerinin ardından sahipsiz kaldı. 1926 yılında, kampın yerine tank fabrikası yapılması nedeniyle başka bir yere yapmak üzere söküldü. II. Dünya Savaşı ve mekânın Rus askerler tarafından kullanılmasının ardından sökülen parçaların akıbeti hala bilinmemektedir.
Mehmet Akif’in de içinde bulunduğu heyet, kamptaki Müslümanlara bu camide irşat faaliyetinde bulunmuş, onlara sömürgeci devletlerce kandırılarak savaşa sürüldüklerini, bilmeden halifeye ve Müslümanlara karşı savaştırıldıklarını anlatmışlardır.
Osmanlı tarzı camileri aratmayan bu güzel eser, 1926 yılına kadar ibadete açık kalmış; cami ile ilgilenen büyükelçilik din görevlisi Hafız Şükrü Efendi’nin vefatı ve esirlerin ülkelerine geri dönmelerinin ardından sahipsiz kalmıştır. 1926 yılında kampın yerinin tank fabrikası yapılması nedeniyle başka bir yere yapmak üzere sökülmüştür. II. Dünya Savaşı ve ardından mekânın Rus askerler tarafından kullanılması sonucu sökülen parçaların akıbeti belli değildir.”





