Hayır düşünmek de hayırdır, ama...

Abone Ol

Peygamber Efendimiz hadislerinde şöyle buyuruyor:
“Bir kötülük gördüğünüz zaman elle düzeltin. Buna gücü yetmezse dilinizle düzeltmeye çalışsın. Buna da gücü yetmezse kalben buğzedin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”
Ki bunun karşılığında Allah, kalben yani niyeti kaliminden ortaya konulan duruşu da karşılıksız bırakmıyor.
Gücü yetmeyenin dua ile, niyet ile, bir tebessüm ile hayrın, güzel işlerin, muhabbetin yanında olunmasını emrediyor.
Yani ‘Hayırsever olmak’ için paranızın olmasına, ‘Yardım sever olmak için’ zengin olmanıza gerek yok!
Mühim olan o niyetle ortaya bir duruş sergilemek.
Duygu dünyanızda nükseden güzelliklerdir sizi farklı ve özel kılan.
O yüzden kimse kimsenin niyetini okuyamaz.
Niyet okuyuculuğuna soyunmak hadsizlik, hudutsuzduk, saygısızlıktır!
Hayır düşünmeye en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dünya zamanında yaşıyoruz.
Ki, hayır düşünceli insanlara en fazla ihtiyaç duyan şehirlerden bir tanesidir Yozgat!
Kişilerin yaptığı hayırlı işleri üzerinden niyet okuyuculuğuna soyunmayı her vakit ters buldum.
Kamuoyunda isminin başında ‘Hayırsever’ yazıp da hayrın uzağında yakınanda bulunmayan o kadar çok insan var ki.
Ki, o tip insanların dahi niyetine dair, ‘niyet okuyuculuk’ yapmak ne Allah nazarında ne de insani etik kurallarına göre yakışık almaz.
Yozgat’ta dün Dokunuş Projesi vardı, bu gün 1 çocuk 1 gocuk üşümesin hiçbir çocuk projesi.
Yarın daha başka projeler…
Baktığınız vakit projenin sahipleri kimler, Yozgatlılar.
Yani sen, ben, biz, hepimiz.
Hülasa kişilerin değil toplumun ortaya koyduğu hayır dolu niyetin okuyuculuğunu yapmayı hayırlı bulmuyorum.
Hayır düşünmenin dahi hayır kabul edildiği bir inancın mensupları olarak önceliği kendi iç dünyamıza ayırmak zorundayız.
Yozgat’ta bir birimizin hayır duasına, hayır dolu sözüne, hayır dolu niyetine öyle muhtacız ki.
Bu muhtaçlık her geçen gün artarken yapılan hayırlı işler üzerinden ‘hayırsız’ ifadelerde bulunmak kimseye bir şey kazandırmaz!
Yapılan hayırlı işte beklenti ‘reklam’ ise zaten belirli bir ömrü ve zamanı var.
Yok bir sevap, insani bir haz beklentisi ise bunun yorumunu yapmak için o dünyanın alfabesini okumak gibi bir meziyete sahip olmalıyız.
Öyle bir meziyete bürünmek için sanırım melek olmak gerekiyor, ki hiç birimiz melek değiliz!
Biz hayır düşünelim, akıbeti Allah takdir etsin, kulu değil!