2026 yılı dış politika açısından hayli hareketli başladı. ABD’nin Venezuella’ya doğrudan müdahalesi sonrasında özellikle Latin Amerika yeniden ABD’nin radarına girmiş gözüküyor. ABD yönetimi doğrudan Küba ve Kolombiya’yı tehdit ediyor. Batı yarım kürede bunlar yaşanırken bizleri ülke olarak yakından ilgilendiren temel mesele İran’da gerçekleşen yönetim karşıtı halk hareketi ve yakın zamanda İran’a dönük beklenen ABD ve İsrail saldırısı. İran’da rejime dönük meydana gelen halk hareketi ilk değil daha önce 2009 ve 2022 tarihinde yönetime karşı ortaya çıkan halk hareketleri rejim tarafından süreç içerisinde çok sert bir biçimde bastırıldı. Haziran 2025 ‘te İsrail ve ABD tarafından İran’a dönük gerçekleştirilen saldırılar sonrasında İran rejimi çok önemli isimlerini kaybettiği gibi bununla birlikte askeri açıdan düşünüldüğünden çok daha zayıf olduğu ortaya çıktı. İran rejimi 1979’dan bugüne gelinen noktada İran halkına refah, huzur ve mutluluk getiremedi. İran rejimi halkın demokratik tüm taleplerini zorla bastırdığı gibi halkın demokratik taleplerini de hep görmezden geldi. Dünya değişti fakat İran rejimi değişimin karşısında konumlandı. İran halkının çok büyük bir kesimini oluşturan gençlerin, kadınların ve orta sınıfların değişim ve daha özgür bir İran talebi yok sayıldı. İran rejimi son 15 gündür ülkenin dört bir tarafına yayılmış rejim karşıtı protestolar ile sarsılıyor. Rejim tüm iletişim hatlarını kesmiş durumda ve gelen haberlere göre rejim karşıtı olaylar sonucunda çok sayıda vatandaş hayatını kaybetmiş durumda. Bu olaylar devam ederken ABD ve İsrail İran’a dönük ikinci saldırının hazırlıklarını tamamlamış gözüküyor. ABD ve İsrail görünen o ki sadece saldırı saatini bekliyorlar. Gerçekleşecek olan bu saldırı 2025 saldırısı gibi kısa sürmeyecek muhtemelen 2026 yılı içerisinde aralıklı fakat sürekli bir biçimde cereyan edecek. İran’nın askeri üsleri ve nükleer tesisleri ağır bir biçimde hava bombardımanına maruz bırakılacak. Bununla birlikte ülke içerisindeki rejim karşıtı güçlere askeri ve siyasi destek verilerek ülke içerisinde güçlü bir rejim karşıtı silahlı hareket oluşturulacak. Kanaatim odur ki İran’da var olan molla rejimi toplumsal, kültürel, siyasal ve en önemlisi ekonomik sebepler dolayısıyla daha fazla yaşayamaz. Var olan rejim halkın çok büyük bir kesimi ile bağını koparmış durumda. Gençler, Kadınlar, Orta sınıflar ve en önemlisi esnaf kesimi mevcut rejimden umudunu kesmiş durumda. İran ekonomisi çok uzun zamandır derin bir ekonomik bunalım içerisinde ve bu ekonomik bunalımdan çıkma imkanı bulunmuyor. İran’a dönük devam eden yaptırımlarında kalkma şansı bulunmuyor. Var olan İran rejiminin halkın çok büyük bir kesiminde artık meşruiyeti söz konusu değil. Zora dayalı bir rejiminde uzun müddet ayakta kalması mümkün değildir. Bu sene içerisinde İran’da bir halk devrimi ihtimalinin giderek yükseldiğini görmek durumundayız. İran rejiminin düşmesi kimseyi şaşırtmamalıdır. İran’da olası bir rejim değişikliği sonrasında ise en kötü senaryo ülkenin bir iç savaşa sürüklenmesidir. Böyle bir senaryoda İran bir karadeliğe dönüşür ve başta bölge ülkeleri olmak üzere tüm dünya açısından çok önemli bir soruna dönüşür. Umut edelim ki İran’da bu gerçekleşmesin. İran için mevcut rejimin devrilmesi sonrasında en önemli alternatif İran’da var olan tüm etnik ve dini kimliklerin temsil edildiği federal laik bir demokratik sistemin vücuda gelmesidir. İran elbette bir anda demokratik bir ülkeye dönüşemez bu on yıllarca sürecektir. Fakat bugünkü mevcut rejimden her koşulda daha iyi bir rejim inşa edilebilmesi adına demokratik adımların atılması önemli olacaktır. Yaptırımların kaldırıldığı ve dış dünyaya tamamen açılmış bir İran var olan ekonomik ve kültürel potansiyelini ve en önemlisi beşeri sermayesini çok daha iyi bir biçimde kullanacaktır.
Türkiye ise İran açısından gerçekleşecek olan tüm olası senaryolara hazır olmak durumundadır. Kanaatimce hükümet bu açıdan tüm senaryolara dönük hazırlıklarını tamamlamakla meşguldür. Son söz olarak da şunu söylemek gerek ne ABD ve ne de İsrail’in İran’a demokrasi götürme gibi bir misyonu yoktur. ABD’nin demokrasi götürdüğü Irak, Libya ve Suriye’nin durumu ortadadır. İran hakkındaki son kararı emperyalist güçlerden medet ummayan kadim İran halkı verecektir. Dileğimiz odur ki İran halkı daha fazla acı çekmeden yaşanılan süreç İran halkının huzur ve mutluluğu lehine nihayete ersin.