İyilik tek kişiye değil, şehre yakışmalı!

Abone Ol

Bozokspor’un geçtiğimiz haftalarda oynadığı maçta sergilenen tabloyu görmezden gelmek mümkün değil. Milletvekilleri, STK’lar, iş insanları, il başkanları, esnaflar… Herkes oradaydı. Mükemmel bir dayanışma vardı. Yozgat Stadı kadınları da ağırladı; kadın seyirci görmek beni ayrıca mutlu etti. Yozgat’ın neredeyse yarısı tribündeydi.
Memleketimizin takımı elbette kalkınsın, büyüsün, güzel yerlerde olsun. Bunu canı gönülden destekliyorum. Ortaya konan birlik ve beraberlik göğsümü kabarttı. Bu süreçte Alparslan Akyüz’ü özellikle tebrik ediyorum; Yozgat’ta ciddi bir birlik ruhu oluşturdu. Altını çizerek söylüyorum: Bozokspor’un güçlenmesi ve yenilenmesi beni fazlasıyla mutlu etti.
Velhasıl, gelelim asıl konuya…
Kocaman fakatlarım, amalarım var. Ve şunu özellikle belirtmek isterim: Bu sözlerimin hiçbiri Bozokspor’a ve taraftarına değildir.
Biletler satıldı, buraya kadar her şey muhteşem. Paralar havada uçuştu. Falanca iş insanından Bozokspor’a şu kadar destek, filanca esnafımızdan bu kadar katkı… Az buz rakamlar değil bunlar; küçük meblağlardan bahsetmiyorum. Damlaya damlaya göl olur, derya deniz olur.
Peki soruyorum:
Biz bu soğuk kış günlerinde yürüttüğümüz “Yozgatlı Çocuklar Üşümesin” projemizde neden 200 kişilik listeyi tamamlayamadık? Hala ihtiyaç sahibi ailelerimiz var. Başka bir okuldan arayıp “Bizim okulumuzda da yapar mısınız?” diye soranlar var.
Çocuklar üşümesin diye, çocuklar mutlu olsun diye Küçükeller Kreş’ten Özlem, Hatice, Canan ve fedakar veliler büyük bir özveriyle çalışıyor. Ayın 15’inde maaş alan memur, emekli, işçi elinden geleni yapıyor. Ama kışın ortasına gelmiş olmamıza rağmen hâlâ tamamlayamadık.
Çocuklar söz konusu olunca eller cebe gitmiyor; iş reklama, habere gelince ise büyük paralar bir anda ortaya dökülüyor. Şehrin takımına da yapılsın, ihtiyaç sahibi ailelere de… Bu paralarla, bu birlik ve beraberlikle belki bir fabrika, belki bir iş sahası kurulabilirdi. Gençler çalışır, şehir dışına gitmek zorunda kalmazdı.
Kimsenin mali durumu bizi ilgilendirmez; ama garibana gelince kör, sağır, dilsiz ve umursamaz olunması sinirimi bozuyor. Gerçekten merak ediyorum: Nerede bizim milletvekilimiz, nerede iş insanlarımız, nerede STK başkanlarımız?
Ben bu projeyi bir avuç insanla yapıyorum. Her yıl 2–3 okul bitirirken bu yıl bir okulun içinden çıkamadık. Bu duruma gerçekten çok üzülüyorum. Bu memlekette çöpten ekmek toplayan bir amca var ama gözümüz onu görmüyor. Yakacak odunu, kömürü olmayan insanlar var.
İyiliği yarıştırmayı sevmem; ama iyilik adaletsiz dağıtılınca boğazımda bir yumru oluşuyor. İstiyorum ki çocuklar da üşümesin, kimse aç kalmasın, Bozokspor da güçlensin. Ama ben isteyince olmuyormuş; milletvekilleri ve iş insanları isteyince oluyormuş. Demek ki neymiş? İsteyince her şey oluyormuş. Yeter ki insan istesin.
Bu kadar büyük paralar dönüyorsa, garibanın, çocukların, o amcanın etrafında da dönsün. Futbolu sevebilirsiniz, fanatik olabilirsiniz; saygı duyarım. Ama bu kadar insanla, bu kadar büyük meblağlarla iyilik sadece bir yere yapılıyorsa, o zaman sesimi çıkarırım. Dokuz yıldır çıkmayan sesimi çıkarırım.
İyilik, insanın içinden gelir. Zengin zenginin yüzünü güldürürken, etrafımda kendi yağıyla kavrulup garibanın yüzünü güldürmeye çalışan insanlar var. O tartıda bir dengesizlik var.
Bu birlik ve beraberlikle kaç çocuk giydirilir, kaç aile sevindirilir, bir düşünelim. Bu destekten her ihtiyaç sahibi faydalansın. O zaman memleket ihya olur; ne çocuklar üşür ne de ihtiyaç sahipleri odunsuz, kömürsüz kalır.
İyilik herkese yetmeli.
İyilik, herkese olmalı.