Kar altındaki susuzluk

Abone Ol

Eksi 11’i gördük, daha da soğuyacak gibi..
Ayaz yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Nefes aldığımızda ciğerlerimiz yanıyor, kaldırımlarda buz, çatılarda kar, Bozok Yaylası yine bildiğimiz gibi, sert, beyaz ve suskun. Yozgat kışı budur deriz hep. “Kar olacak, soğuk olacak, don olacak…” Alışığız. Alışık olmadığımız ise bu soğuğun ortasında susuzluğu konuşmak zorunda kalmak.
Bir tarafta dondurucu bir kış…
Diğer tarafta musluktan akmayan su.
Bu tezat insanın aklını durduruyor. Karın altında susuzluk yaşamak, kelimenin tam anlamıyla kaderle yüzleşmek gibi. Çünkü su, hayatın ta kendisi. Yokluğunda ne kışın anlamı kalıyor ne de yazın bereketi. Su yoksa hayat yok; bu kadar net, bu kadar tartışmasız.
Bozok Yaylası’nda yaşayan bir insan için susuzluk fikri bile ağır. Yüzyıllardır bu topraklarda kış serttir ama hayat devam eder. Kar yağar, yollar kapanır, soba yanar, çorba kaynar. Şimdi ise kar yağıyor ama içimiz üşüyor. Çünkü biliyoruz ki mesele sadece soğuk değil. Mesele, yarına dair duyulan endişe.
Bugün Yozgat’ta yaşanan susuzluk, sadece teknik bir problem değildir. Bu, insanın doğayla kurduğu ilişkinin geldiği noktayı gösteren bir aynadır. Yağış var ama su yok. Baraj var ama dolu değil. Toprak beyaz ama musluk kuru. Hayat bize çok derin bir mesaj veriyor: her şey zıddıyla sınanır.
Soğuk, sabrı öğretir.
Susuzluk, kıymeti.
Belki de bu tezat, “alıştık” dediğimiz her şeyi yeniden düşünmemiz gerektiğini söylüyor. Suya bakışımızı, kullanma alışkanlıklarımızı, planlarımızı, ihmallerimizi… Çünkü suyu sadece yazın konuşmak büyük bir yanılgıydı. Bugün anlıyoruz ki kışın ortasında bile susuzluk kapıyı çalabiliyor.
Hayat donmuşken susuzluk yaşamak, insanı derin bir sorguya iter. “Bu kader mi?” diye sorarız. Hayır, kader deyip geçmek kolay. Asıl zor olan, kader diye kabullendiğimiz şeyleri değiştirecek iradeyi ortaya koymak. Bozok Yaylası’nda susuzluk kader olmak zorunda değil. Ama bu, günü kurtaran çözümlerle de değişmez.
Bugün karın altında verdiğimiz bu sınav, yarın çocuklarımıza bırakacağımız mirası belirleyecek. Kar yağarken susuzluğu konuşmak zorunda kalıyorsak, bu bir uyarıdır. Hem insana hem yönetime hem de vicdanımıza…
Soğuk geçer.
Kar erir.
Ama susuzluk, ihmal edilirse iz bırakır.