Karne gününde asıl notu kim alıyor? Karnede kırık var. Peki ya umutta?

Abone Ol

Çocuklar puanlara, Aileler kaygıya takıldı.
Karnenin Gösterdiği, Gizlediği ve Bize Düşenler
Karnelerin alındığı bu günlerde hem çocukların hem de ailelerin zihninde aynı soru dolaşıyor: “Bu notlar ne anlama geliyor?” Çocuklar puanlara takılıyor, aileler gözünü zayıflara dikiyor. Oysa karneler, bir çocuğun tüm varlığını özetleyen bir cetvel değildir; yalnızca belirli bir dönemin akademik ölçümüdür. Fakat bizler, toplumsal olarak hâlâ karneleri bir kimlik belgesine dönüştürmeye meyilliyiz.
Peki, bu süreçte nasıl davranmalıyız?
Öncelikle, çocuğun duygusunu görmezden gelmeyen bir yaklaşım şart. Psikolojik açıdan en yanlış adım, karnedeki zayıfları çocuğun kişisel değerine bağlamaktır. “Sen zaten tembelsin, beceremezsin” gibi etiketler, ileride telafisi güç kırılmalar yaratır. Bunun yerine, “Bu dönemde zorlandığın alanlar olmuş, birlikte nasıl güçlenebiliriz?” gibi kapsayıcı bir dil, hem güven duygusunu hem de gelişim motivasyonunu destekler.
Tatili tümüyle boş geçirmek de, tatili bir ders kampına çevirmek de sağlıklı değildir. Çünkü tatil, kelime anlamıyla “durdurma”yı işaret eder; yani nefes alma zamanıdır. Eğitim bilimleri açısından bakıldığında da çocuğun dinlenmesi, zihnin toparlanması ve öğrenmenin pekişmesi için gereklidir. Ancak bu dinlenme, tamamen gelişimden kopmak anlamına gelmez.
Tatili verimli kılmanın yolu, zorunluluktan değil meraktan beslenen etkinliklerdir: Kitap okuma, akıl oyunları, spor faaliyetleri, aile içi sohbetler, kültürel geziler… Bunlar hem bireysel gelişimi hem de toplumsal bilinci güçlendirir. Çünkü çocuk yalnızca matematik dersiyle değil, yaşadığı kültürle, temas ettiği değerlerle, gözlemlediği hayatla büyür.
Aileler için en doğru tutum, tatili bir “telafi dönemi” olarak değil, bir “yenilenme mevsimi” olarak görmek. Çocuğun güçlü olduğu alanları fark etmek, zayıf olduğu konularda ise baskı yerine rehberlik sunmak, bilimsel olarak da daha etkili bir eğitim yaklaşımıdır. Öğretim, yalnızca sınıfta değil; evde, sokakta, hayatta devam eder.
Kısacası karne, bir sonuç değil; bir başlangıç noktasıdır. Tatil ise bu başlangıcı daha sağlıklı yapabilmek için sunulmuş bir fırsat. Çocuklarımızın yüreğine ağırlık değil, umut koyabildiğimiz bir tatil olsun.
Her tatil bir yenilenme fırsatıdır!
Böylesi bir dönemde hem ailelere hem öğretmenlere düşen büyük bir sorumluluk var: Çocukların yalnızca zayıf yönlerini değil, güçlü yanlarını da fark etmek; başarının tek ölçütünün not olmadığını hatırlatmak; öğrenmeyi sevdiren, insana değer veren bir dil kurmak… Öğretmenler için tatil, öğrenciyi yeniden tanımanın; aileler içinse çocuğun ihtiyaçlarını daha iyi duyabilmenin vaktidir. Unutmayalım, güven ortamı olmadan öğrenme olmaz; sevgi olmadan gelişim filizlenmez.
Bir çocuğun hatırlayacağı şey notlar değil, gördüğü anlayış ve duyduğu destek olacaktır.