Kat kat açılan hamuru ve tel tel ayrılan yapısıyla dikkat çeken bu yöresel çörek, nesilden nesile aktarılan özel bir gelenek olarak yaşatılıyor.
Yozgat yöresine özgü Saya Çöreği, yalnızca bir hamur işi değil, aynı zamanda kültürel bir miras olarak kabul ediliyor. Özellikle dini bayram sabahlarında hazırlanan bu özel çörek, geçmişten günümüze uzanan lezzet yolculuğuyla Yozgat’ın mutfak kültüründe önemli bir yer tutuyor. Yaklaşık bir asırlık geçmişe sahip olan Saya Çöreği, sade malzemelerle hazırlanmasına rağmen zahmetli yapım aşamalarıyla öne çıkıyor.

Bayram Sabahlarının Geleneksel Lezzeti
Yozgat’ta bayram sabahı denildiğinde akla ilk gelen tatlardan biri olan Saya Çöreği, tel tel ayrılan katmanlı yapısıyla tanınıyor. Çöreğin en belirgin özelliği, incecik açılan yufkaların üst üste konularak yağlanması ve kat kat hazırlanması. Bu yöntem sayesinde pişirildiğinde katları kolayca ayrılan, yumuşak ve aromatik bir lezzet ortaya çıkıyor.
Yörede birçok köyde halen geleneksel yöntemlerle hazırlanan Saya Çöreği, genellikle kahvaltılarda ekmek yerine tüketiliyor. İçerisinde peynir, kıyma ya da başka bir iç harç bulunmayan çörek, tamamen hamurun ve kullanılan yağın lezzetiyle ön plana çıkıyor.

Nesilden Nesile Aktarılan Tarif
Saya Çöreği’nin yapımında kullanılan malzemeler oldukça sade: yoğurt, süt, un, tuz ve kabartma tozu. Ancak lezzetin sırrı, hamurun hazırlanış ve katlama tekniğinde gizli. Ara katlara sürülen yağ karışımı, çöreğin hem yumuşak hem de katmanlı olmasını sağlıyor.
Hamur yoğrulduktan sonra dinlendiriliyor ve eşit parçalara bölünüyor. Her parça tepsi büyüklüğünde açılarak yağlanıyor ve üst üste konuluyor. Katlama işlemi tamamlandıktan sonra hamur rulo yapılıp gül şekli veriliyor ve tekrar dinlenmeye bırakılıyor. Bu dinlenme süreci, hamurun daha iyi kabarmasını ve katların belirginleşmesini sağlıyor.
Fırından Çıkan Mis Kokulu Gelenek
Şekil verilen hamur son kez açıldıktan sonra üzerine yumurta sürülüyor ve çatal yardımıyla küçük delikler açılıyor. Önceden ısıtılmış fırında pişirilen Saya Çöreği, altın rengini aldığında servise hazır hale geliyor. Fırından çıkan çörek hem görüntüsü hem de mis gibi kokusuyla iştah kabartıyor.

Piştikten sonra katları tek tek ayrılabilen çörek, özellikle sıcak servis edildiğinde damakta unutulmaz bir tat bırakıyor. Bu özelliğiyle Saya Çöreği, sıradan bir hamur işinden çok daha fazlasını ifade ediyor.
Yozgat Mutfak Kültürünün Yaşayan Mirası
Yaklaşık 100 yıldır sürdürülen bu gelenek, Yozgat’ın zengin mutfak kültürünün önemli bir parçası olarak varlığını koruyor. Büyüklerin öğrettiği tarifler, bugün genç kuşaklar tarafından da yaşatılmaya devam ediyor. Saya Çöreği, yalnızca bayramların değil, kültürel birlikteliğin ve paylaşımın da simgesi olarak görülüyor.
Yozgat’ta birçok aile için bayram hazırlıkları, Saya Çöreği hamurunun yoğrulmasıyla başlıyor. Bu yönüyle çörek, geçmiş ile gelecek arasında lezzetli bir köprü kuruyor. Geleneksel mutfağın unutulmaya yüz tutmuş tatları arasında yer almayan Saya Çöreği, hâlâ sofraların baş tacı olmayı sürdürüyor.




