Yozgat Çekerekli hemşehrimiz İsmail Kaygısız geçtiğimiz günlerde aday adaylık başvurusunu yapmıştı.

Yozgat’a hizmet etmek için yola çıktığını dile getiren Kaygısız, açıklamalarda bulundu.
Açıklamasında, ‘’11 ayın sultanı şehri Ramazan’a kavuşmuş bulunmaktayız. İslam âleminin Ramazan ayını tebrik ediyorum. Allah tekrarını ağız tadıyla, huzurlu bir şekilde nasip etmesini niyaz ediyorum. Kahramanmaraş merkez üssü olmak üzere 11 ilimizi etkileyen deprem felaketinde ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. 25 Mart merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölüm yıldönümü. Kendisine de Allah’tan rahmet diliyorum. Camiasının başı sağ olsun’’ dedi.
‘’Memleketimden Hiç Kopmadım’’
‘’Çekerekli ilçesinin Kuruçay köyündenim. 1995 yılında ticari faaliyetlerim gereği Ankara’ya göç ettim. Siyasi faaliyetlerime Çekerek’te başladım. 1987 yılında Milliyetçi çalışma partisine üyelikle başladım. MHP’ye geçişte merhum Başbuğumuzun liderliğinde çekerek ilçe yönetiminde görev aldım. 1994 yılında Bazlambaç beldesinden aday oldum. 1995 yılında da ticari faaliyetlerim gereği Ankara’ya göç etmek zorunda kaldım. 1995-2023 arasında da aktif siyasette bulunmadıysam da ilçe yönetimlerinde, bütün seçimlerde elimden geldiği kadar partime destek oldum. Ticari faaliyetimi Ankara’da yürütüyorum. Yalnız memleketimden hiç kopmadım. Yozgat’ta 90 km ilçem. Köyümde amca çocukları, abim var köyde yaşayan. Bayramlarda bizim örf ve âdetimizdir. Bayramlarda genellikle memleketimizde geçiririz. Gurbetteki insanların vazgeçilmezidir. Bayramlarda, düğünlerde, cenazelerde özel günlerde genelde biz memleketimizde geçiririz. Ticari faaliyetlerimi Ankara’da yürüttüğüm için hafta sonlarını ayda bir seferde olsa memleketimde geçirmeyi isterim ve geçiririm’’ dedi.
Gurur Verici
Siyasi olarak 3,5 ay önce ilçe başkanlarımla istişareye geçtim. Böyle bir düşüncemi beyan ettim. Olumlu karşıladılar. İl başkanım Tekin beye düşüncelerimi anlattım. Hepsinden Allah razı olsun olumlu baktılar. 3,5 aydır sahadayız. Bütün ilçelerimizi, ilçe başkan ve yönetimlerimizi ziyaret edip bugüne kadar geldik. Geçen Perşembe günü Genel merkezimize resmi müracaatımızı yaptık. Takdiri genel merkezimize ve hemşehrilerimize bırakıyoruz. Böyle bir düşünce ile çıktık. 1987 yılından 2023 yılına kadar bu davadan hiç çizgisini sapıtmadan aynı çizgi üzerinde yürüdüm. İnşallah bugünden sonra da ölene kadar bu davanın neferi olarak devam edeceğim. Ankara ve İstanbul’da ki metro şehirler olarak derneklerimiz, federasyonlarımız çok güzel faaliyetlerine devam ediyorlar. STK’ların faaliyetlerine genellikle katılmaya çalıştım. Anadolu olarak Yozgat’(tan çıktığımızda gurbet deriz. Gurbetteki hemşehrilerimizden Yozgat’ta abisi, hemşehrisi olanlar var. Onların da gurbetteki hemşehrilerimize destek olması bizim için gurur verici olur. Bütün faaliyetlere katılıyorum’’ ifadelerine yer verdi.

‘’Büyük ve Güçlü Devletiz’’
‘’Deprem bölgesine bende gittim. Hatay’a gittim. İlçelerini gezip dolaştım. İş adamları olarak belli yardımlarda bulunduk. Depremin ikinci günü Hatay’daydım. Deprem üzerinden siyaset yapanları da gördüm. Ben ikinci günü gittiğimde askeri, polisi, AFAD, STK’yları ile devlet olduğu gibi görevinin başındaydı. Afet çadırları, aş evleri ile karşılaştım. Acı bir olay. Asrın felaketi. Bu felaketin üstesinden ancak Türkiye Cumhuriyeti devleti kalkacak. Hiç kimsenin bundan şüphesi olmasın. Cumhur ittifakı olarak biz buna inanıyoruz. Devletimiz olduğu gibi deprem bölgesindeydi. 3 gün oradan kaldım. Ankara’dan iş adamlarımızın gönderdiği araçları karşılayıp AFAD’a teslim ettim. Bunu siyasi olarak kullanamaz kimse. Çünkü büyük ve güçlü devletiz. Ben kendim gittiğimde 4 gün kaldığım sürece siyasi olarak baktığımda Ankara Büyükşehir Belediyesi kepçeyi göndermiş. Allah razı olsun. Ama bunun operatörü nerede? Burada alıp getirmedi. Bunun operatörünü niye getirmedin? Tırların üzerinde Ankara, İstanbul, İzmir gibi illerden gelen onlarca kepçe, dozer gördüm. Ama operatör yok. Operatör olmazsa o kepçenin varlığı neyi ifade eder? Biz bu kepçeleri indirmeye operatör bulamadık. Gönüllü operatörlerimizden Allah razı olsun. Gönüllü olarak geldiler çalışmaya devam ettiler. Günlerce tırların üzerinde kaldığını gördüm’’ dedi.
‘’Sarıkaya belediye başkanımız depremin birinci gününden şuan halen orada. Yozgat’ın bütün belediyeleri orada. Valiliğimiz, kaymakamlarımız halen görevde. Demek ki devlet orada. Çiğdemli belediyesi Türkiye’nin en borçlu belediyesiydi. Çiğdemli Belediyesi buraya 3 kamyon malzeme yardımı gönderdi. Arkasından da konteyner yaptırıp gönderdi. Başkanımızın mücadeleler verdiğini, ne zorluklar altında belediyeyi toparladığına ben kendim de şahidim. Bu zorluklar altında her aracın içerisinde katkısının olduğunu biliyorum’’ dedi.
‘’Güçlü Bir Milletiz’’
‘’Çekerek benim memleketim. Günlük tır tır malzeme gitti. Bütün ilçelerimizden gitti. Karşı taraftaki insanları bacaksız masa diye tabir ediyorum. Bunların gidip orada devlet nerede dediklerini halkımız görüyor. Yaparsa Cumhur ittifakı yapar diyor. Bunu halk görebiliyor. Bir tane çadır dikip bin tane çadır reklamı yaptılar. Hatay bölgesinde devlet 3 gün sonra geldi dediler. Ben 2’nci günü gittim. Tırlardan yol alamıyordum. Özel aracımla gittim. İnanır mısınız Hatay’a giremedim. Buna katılmıyorum. Ve kesinlikle onları kınıyorum. Görmedikleri devlet Kılıçdaroğlu’nun danışmasının Türk bayrağını arkasından kaldırdığı devlet, 8 saat hamburger yemeye gittiği devlet, görmek istedikleri devlet. Kandildekini getirip Türkiye Cumhuriyetine siyaset yaptıracağım diyen devlet arıyor bunlar. Bunlar bu çalışan devleti istemiyorlar. Çünkü bizim devletimiz güçlü. Biz devletten ziyade güçlü bir milletiz. En son dünyanın titrediği 15 Temmuz’u destan yazmışız. Bunları hazmedemeyen insanlar. Türkiye Cumhuriyetinde bu insanlar siyaset yapmaya çalışıyor. Bunların bir tane projesi var. Kandildeki karayılanı getirecek, bebek katilini çıkaracak, tükürüğüm ile boğarım denen haini çıkartıp Türkiye’de siyaset yaptırıp özerkliği çıkaracak. Proje bu’’ dedi.
‘’Biz kaldırırız ve bir yılda dikeriz. Bebek katilini burada siyaset yaptırmayız. Çünkü mezarlıkta şehitlerimizin yanından geçemeyiz biz. Yüzümüzü dönüp bakamayız. Karayılan, Abdullah Öcalan çıkıp Türkiye Cumhuriyetinde siyaset yaparsa, özerklik ilan edilirse siz o mezarlığa bakabilir misiniz? Siyaseti kandille, İmralı ile yapma. Proje üret ve çıkar. Benim halkım kimin ne yapacağını anlar. Siyaset bu kadar bedava ve ucuz değil. Siyaset her insanın harcı değil. Bunu yapacak insanlar bellidir. Devlet yönetmek herkesin harcı değil. Biz lider ülkeyiz. Bizi yönetecek insan bizi anlamamız lazım. Sadir beyin bir özelliği var. Hiçbir Yozgatlıya hiçbir zaman kapıdan gir demez. Ulaşabilen ister cep telefonu ister makamında hiçbir Yozgatlı geri dönmez. Sadir beyin yeri ayrıdır. Ahmet başkanım ulaşabiliyorum diyor. Sadir beyin diğer hemşehrilerimizden özelliği var. Her Yozgatlıya kapısı açıktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın’’ dedi.

‘’Hemşehrimin Şüphesi Olmasın’’
‘’Milletvekili aday adayı olmamın sebebi Yozgat’ımızın eksiklikleri bütün Yozgatlı hemşehrilerimize kapılarımızın sonuna kadar açık olması, Yozgat’tan çıkıp Gazi Meclisine gittiğim andan itibaren meclis görevlerinin dışında Yozgat’ta olacağımdan hiçbir hemşehrimin şüphesi olmasın. Çiftçiyi ile oturup tarla kazacağım. Esnafı ile oturup ticaret yapacağım. Hayvancısıyla oturup inek sağacağım. Bütün vakitlerimi Yozgat’ta geçireceğim. Yozgat’ın sesi olacağım. Her şeyimi Yozgat üzerinde mecliste dile getireceğim. 5 yıllık milletvekilliği yaptıktan sonra Yozgat’ta bir eser bırakmak istiyorum. İsmail Kaygısız Yozgat’tan seçildi. Gazi Meclisine gitti şurada şu eseri var diye Allah’ın huzuruna vardığımda arkamdan bunu söyletmek istiyorum. Yozgat’ın, çiftçinin, üreticinin, esnafın ne problemi olduğunun her şeyi biliyorum. Bunlara çare olacağımdan hiçbir şüphesi olmasın. Ahmet başkanım rahat olsun. İstediği gibi benim hemşehrilerime hepsine kapım sonuna kadar açıktır. Hepsi istediği anda ulaşabilir. Ulaşılmamak gibi bir problemin olmayacağından emin olsun. Ben mesajımı da aldım. Muhalefet veya iktidarda olursun ama Yozgat vekili Yozgat’ın içinde olması gerekiyor. Bizim halkımızda bunu bekliyor. Şuana kadar gelmiş geçmiş bir sürü vekil abilerimiz kardeşlerimiz görev yaptı. Hepsine teşekkür ediyoruz. Ama maalesef Yozgat’ın kanayan yarası vekillerimiz Yozgatlıya biraz mesafeli duruyor. Onu ben yıkacağım’’ dedi.

‘’Türkiye’mizin acı gerçeği. Bütün şehit ailelerimizin Ramazan aylarını kutluyorum. Anne babaların ellerinden öpüyorum. İnşallah gerçek dünyada hep birlikte olurlar. Bizim köyde sela verilirdi. Sahura kalkmak için hoca sela verirdi. Gençler olarak odanın önünde oynardık. Yozgat’ın yerel oyunlarından oynardık. Sela verilince de direkt eve koşar anne babamızı kaldırırdık. Eskiden evlerin dışında tandırlar olurdu. Hamuru alır tandıra koşardık. Annem giliği yapardı. Sacın üzerindeki ilk giliği ben alırdım. Onun ayrı bir zevki ve tadı vardı. O tatlı bir duygu ve güzel bir yaşantıydı. Maalesef artık bunları göremiyoruz. Şimdi biz iftarda en az 4 sofra olurdu. Ramazan boyu her gün bir yerde toplanırdık. Birde bunun tadını tamamlayan bayram vardı. O bayramda bir gün evvel yemekler hazırlanırdı. Her evde 3-4 çeşit yemek pişerdi. Eve gelip kimseyle bayramlaşmadan yemekleri alıp odalara giderdik. Herkes çoluklu çocuklu yemekler yenilir orada bayramlaşma yapılırdı. O da Ramazan’ın tamamlayıcısıydı. 7 çocuk babasıyım. 5 yaşından 36 yaşına kadar çocuk babasıyım. 4 torun var. 7 kardeşiz. Böyle bir aileye sahibim’’ ifadelerine yer verdi.





