Nasıl bir gelecek?

Abone Ol

“Dubai’nin kurucusu Şeyh Rashid’e ülkesinin geleceğini sordular, o da şöyle cevap verdi: “Dedem deveye bindi, babam deveye bindi, ben Mercedes sürdüm, oğlum Land Rover sürdü ve yeğenim Land Rover sürecek ama büyük torunum deveye binmek zorunda kalacak..."
Bu neden?
“Zor zamanlar güçlü insanlar, güçlü insanlar kolay zamanlar yaratır. Kolay zamanlar zayıf insanlar yaratır, zayıf insanlar zor günleri yaratır.”
Pek çok kişi anlamaz ama sen asalak değil savaşçı yetiştirmelisin...
Tüm gün uyuyan çocuğunuza her şeyi bedava verdiğinizde aynı şey. Evde bir kaybeden yetiştiriyorsun.
* * *
Pazar sabahı çok kıymetli bir büyüğümden gelen mesajı Pazartesi haftanın tatille başlayan ilk gününde sizlerle paylaşmak istedim.
Tatiller ülkesinin çok çalışmayan bireyleri olarak haftanın ilk gününe tatille başlamak.
Evet, bugün milletimiz adına çok kıymetli ve müstesna bir gün, zaman dilimi.
Yunan’ı İzmir’de döken, toprakların geri alındığı gün olarak da bilinen Başkomutan, mekanı cennet Mustafa Kemal Atatürk ve kahramanlarının elde ettiği bir başarının temsil günü.
Ülkemizde milli ve dini bayramları tatil havasında yaşıyor, tatil havasında geçiriyoruz.
Milli birlik, manevi dayanışma, tarihi ders, yarınlara ibret olma adına çok büyük mesajlar veren bu özel günleri idrak etme, anlama adına anma günleri.
Peki ya sonuç!
Duabi’nin kurucusu olduğunu yeni öğrendiğim şahsın söylediği sözler sanki bize, Türk milletine sarf edilmiş.
İlginç olan şu ki, bizler millet olarak o zenginliği tam manasıyla yaşayamadık, ya da yaşatmadılar.
En büyük zenginliği vatan, bayrak ve manevi değerler temelinde millet olabilme şuuru olarak gördük. Fakat ne acıdır ki, en büyük fakirlik de yine bizi bu değerler temelinde bekliyor.
Bizler, 30 Ağustos’ları, Cumhuriyet Bayramları’nı, Kurban Bayramları’nı, 15 Temmuzları tatil havasında yaşarken,
Bizler, yarınlarımıza, evlatlarımıza saksıda çiçek muamelesi yaparken,
Bizler, gerçek tarihi, gerçek dini, gerçek vatan sevdasını ve gerçek siyaseti öğretmezken, olanlar oluyor.
Dünyanın bize sattığı, zamanla dayattığı teknolojiyi kendi içimizde yok olma silahı olarak kullanıyoruz.
Yarınlar yaşantısını deve üzerinde mi, yoksa lüks markalı otomobil üzerinde mi geçirir inanın bilemiyorum. Aslında çok da önemli değil, mühim olan kalbinde ve ruhunda neyle hangi duygu dünyası ile hayata ve insanlığa, daha doğrusu aynaya baktığı.
30 Ağustos, bakıyorum bu kıymetli tarihi,
Kimine göre tatil,
Kimine göre kutlamak için kutlanan resmi prosedür,
Kimine göre asıl kahramanı Atatürk’ü yok sayılıyor,
Kimine göre Atatürk’ün silah arkadaşı görmezden geliniyor…
Vesaise vesaire vesaire…
Pek çok vesvese arasında idrakten yoksun olduğumuzun farkına varabilsek keşke.