Monşer-Usta: Bu gün iznin olursa ben sana eleştiri getireceğim. Her konuşmamızda beni ve benim gibileri eleştiriyor, yerden yere vuruyorsun. Beni eleştirirken biraz da kendinize baksanız daha iyi olur sanırım. Her konuda beni “akıl veriyorsun” diye tenkid ediyorsun.
Odgurmuş: Konu nedir Monşer-Usta söyler misiniz? Elbette bizim de eksiklerimiz vardır.
Monşer-Usta: Siz de doğru dürüst bir şey okumuyorsunuz. Ayrıca hem okumuyorsunuz hem de “toplum okumuyor” diye bizim gibi sizde yakınıyorsunuz. Hatta okumamak için bahaneler ürettiğiniz bile oluyor.
Odgurmuş: Toplum olarak fazla okumadığımız doğrudur. Bunu elbette kimse inkâr edemez. Bu okumama konusu sizin benim eğil tüm toplum olarak sosyal bir problemimizdir. O zaman geneli suçlamak yerine konunun işlevini ve kendini sorgulamak gerekir. Yoksa insanları aşağılayıp eleştirmek, havanda su dövmek manasına gelir. Onu bunu eleştirmek yerine Önce dönüp kendimize bakmamız lazım; yaptığımız işin çapı ne? Sosyal gücü ne? Tesir şiddeti ne? Konuşmak ve suçlamak en kolay olanı. Soru şu: İnsanlar neden okumuyor ve bir dergiye abone olmuyor? Madem böylesine önemli bir meselemiz var; Yanı sıra evremizde de o kadar çok sosyal bilimcilerimiz var. Buyurun bunun nedenlerini bir bilimsel araştırma konusu yapın desek kimler bu konu üzerine düşer acaba. Aslına bakarsanız konu hakkında çok yönlü nedenleri aramaya ve çözüm üretmeye çalışılmalıdır. Bunun için de bilimsel yöntemleri kullanmak gerekir. Eğer bir çıkış yolu bulunamazsa o zaman bunun yerine neyi, nasıl koyabiliriz diye düşünmeliyiz.
Monşer-Usta: Piyasada yayın yapan çok önemli dergiler görüyorum. Bu dergiler duyduğuma göre zar zor ayakta duruyormuş. Baskı sayısı 1000’i geçen dergi sayınız pek azmış. Ayrıca yayın yapan bazı dergiler devletten teşvik koparmanın yollarını arıyor ve ona göre yayın yapıyorlarmış. Devletten teşvik kopardıktan sonra da derginin okunup okunmadığına, baskı sayısına pek bakmıyorlarmış. Büyük iddialarla basılan kitaplar ise 1000 adetten fazla basmıyormuş. Yayınevleri yayına hazırlanan kitabın kalitesinden çok “ne kadar satar” konusuna bakıyorlarmış.
Odgurmuş: Evet söylediklerinizde haklılık payı yok değil. Mesela; Türk Ocakları Genel merkezi tarafından çıkartılan “Türk Yurdu” adında bir dergimiz var. Ben yakinen biliyorum, sınırlı imkânlarla hayatını devam ettirme mücadelesi veriyor. Derginin Başında bulunan Dr. Fahri Atasoy canla başla çalışıyor fakat abone sayısı hiç kimseyi tatmin etmiyor.
Monşer-Usta: Canım o derginin de yazı puntoları çok küçük, derginin seviyesi yüksek, herkes anlayamıyor.
Odgurmuş: Türk Yurdu Dergisi hepimizin dergisidir. Biliyorum ki Dergi yöneticileri bir emaneti çok zor şartlarda taşımaya ve yaşatmaya çalışıyorlar. Size katılmamak mümkün değil.
Beğenilecek ve takip edilecek bir dergi sunmak gerekir. Fakat derginin de sınırlılıkları çok fazla olduğu için fazla müdahale-hamle şansı olmuyor. Mazeret beyan etmek doğru değil. Eleştirilere kulak vererek imkânlar ölçüsünde çare üretilmesi lazım. Dergiyi sahiplenen okuyucu ve yazarlarımız artarsa mesele kolayca çözülür.
Monşer-Usta: Siz genel olarak doğru dürüst okumuyorsunuz ki, yanı sıra bir yayın takip edesiniz. Siz neden okumuyorsunuz onun cevabını vermelisin bana.
Devamı Yarın...