Konferans ve toplantılarımız aralıksız devam ediyor.
6 Temmuz 1991 tarihinde 2. Olağan genel kurul toplantımızı yapmış ve yönetim kurulu
Kenan Eroğlu… Başkan
Ünal Karadavut… Kâtip
Ahmet Kayalı… Muhasip
Ahmet Ateş … Üye
Orhan Savaş … Üye
Kazım Arslan … Üye
Şeklinde teşekkül etmişti.
Ocak olarak bu yeni dönemde Türk Milliyetçiliği açısından önemli bir isim olan Sn. Sadi Somuncuğlu’nu davet etmiştik.
Konferans
Konu: “Milli Bütünlüğümüz ve Türkiye’de Bölücü Faaliyetler”.
Konuşmacı: Sadi Somuncuoğlu
Tarih: 23 Kasım 1991
Yer: Türk Ocağı konferans salonu.
Sadi Somuncuoğlu
23 Kasım 1991 Tarihinde, Sayın Sadi Somuncuoğlu’nun iştirakleri ile, Ocak salonunda “Milli Bütünlüğümüz ve Türkiye’de Bölücü Faaliyetler” konulu konferans yapılmıştır.
Somuncuoğlu, çok muhtevalı bir konuşma yapmış, toplantı sonunda dinleyicilerin sorularını da cevaplandırmıştı.
23 Kasım 1991 Sadi Somuncuoğlu takdim konuşmam.
“Çok değerli misafirlerimiz
Ocağımız kültür faaliyetlerinden olan sohbet toplantımıza hoş geldiniz diyor saygılar sunuyorum.
Türk Ocağı kurulduğu yıllar olan 1911’lerdeki menfi şartların bu gün de devam ettiğine inanmaktadır.
Bu menfi şartların bertaraf edilebilmesi ancak Türk Milliyetçiliği ile üstün inanç ve fikir yapısına sahip olmakla mümkündür.
Türk Ocağı; 1911 yılından beri Türk Milliyetçiliği fikrine bağlı olarak bu gün, kendinden önce kurulmuş Milliyetçi-Ülkücü bütün dernek ve kuruluşların takipçisi ve devamı olarak kabul etmektedir.
Türk Ocağı ve Türk Ocağı’nda bulunan bizler, dün olduğu gibi bu gün de Türk Milletini uyarma, ikaz etme, ikna etme, kozmopolitliğe ve bölücülüğe karşı milli direnişi ayakta tutma görevini sürdüreceklerdir.
Bu vesile ile sohbet toplantımıza, davetimize icabet ederek iştirak eden değerli ağabeyimiz Sn. Sadi Somuncuoğlu’na teşekkür ediyor hoş geldiniz diyorum.
Ayrıca; 15 gün sonra yine bu salonda, Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sn. Tuncer Gülensoy’un “Güneydoğu” konulu sohbetine de hepinizi davet ediyorum.
Şimdi sözü konuşmacımıza bırakıyorum.”
***
7 Aralık 1991 Tarihinde, Prof. Dr. Sn. Tuncer Gülensoy’un iştirakiyle Ocak salonunda “Güneydoğu, Türklüğü, Kültürü ve Coğrafyası” konulu konferans yapılmıştır.
Prof. Dr. Tuncer Gülensoy
***
21 Aralık 1991 Tarihinde, Şair Ali Akbaş’ın iştiraki ile, Ocak salonunda, “Şiir ve Edebiyatımız” konulu konferans yapılmıştır.
Şairimiz Ali Akbaş, konferanstan sonra bırakılmayarak benim ev sahipliğimde yönetim kurulunda bulunan arkadaşlar ve bazı davetlilerle gece geç vakitlere kadar sohbetler yapılmıştır.
Ali Akbaş
***
25 Ocak 1992 Tarihinde, Kayseri Erciyes Üniversitesinden, Prof. Dr. Sn Ahmet Uğur’un iştirakleri ile Ocak salonunda, “Gençlik ve Tarih Şuuru” konulu konferans yapılmıştır.
Konferans
Konu: ”Gençlik ve Tarih Şuuru”
Konuşmacı: Prof. Dr. Ahmet Uğur
Tarih: 25 Ocak 1992
Yer: Türk Ocağı Konferans salonu
25 Ocak 1992 Ahmet Uğur konferansı Takdim konuşmam.
Prof. Dr. Ahmet Uğur
“Saygıdeğer Misafirlerim
Fikri-düşünceyi-konuşmayı ve münazara etmeyi daima birinci planda tutan Ocağımızın sohbet toplantısına hoş geldiniz diyor saygılar sunuyorum.
Yüce Allah’ın Cennetine misal olarak yarattığı bu toprakta kendi kaderlerine terk edilen nasırlı eller, çatlak dudaklar, çıplak ayaklar hep bizi bekledi. Hep sizi bekledi.
Onlara ışığımızla, bilgimizle, faziletimizle ve aydınlık yarınlara, mesut sabahlara götürecek bir rehber olamadık.
Bizi aydın yapan lambaya ışık için alın teri, gözyaşı döken, bizi okutmak için cahil kalan, bizi yaşatmak için ölen, bizi adam etmek için sabana koşulan o oldu.
Fakirliğiyle, acziyle, geriliğiyle utanıp ondan af dilememiz gerekirken, ondan uzaklaştık. Ona ulaşmak yerine rahatımızı düşündük ve ondan uzaklaştık.
Esirgedik ışığımızı karanlığından.
Kıskandık ilacımızı hastalığından.
O’nu bıraktık yoksulluk cehennemine. Susuzluk çöllerine.
Ne zaman ona koştuk? Ne zaman Doktor olup köy meydanında nabzını tuttuk? Ne zaman pamuk tarlasında doğum yapan eşinin yanı başında vazife aşkıyla bulunduk?
O millet öyle bir millet ki:
Çocuğunun karnında sıtma.
Kendi ciğerinde ince hastalık.
Gözünde trahom. Dizinde romatizma. Derisinde cüzzam.
Kaç asırdır bekledi bizi?
Yine gitmedik. Utanmadık. Mültezimle vardık köyüne. Jandarmayla vardık kapısına. İcracıyla gittik yanına.
Ve O biz ki; Batıyı sadece neon lambalar, melon şapkalar. Parıltılı ışıklar, yüksek binalar. Yapılmış saçlar. Partiler. Eğlenceler, Marsilya sokakları, Venedik gondolları sandık.
Kökten koptuk, senden kaçtık.
…
Aslında biz olduk Onu türbelere, mezar taşlarına mahkûm eden.
Ne ektik ruh tarlalarına? İthamdan, iftiradan, alaycı acı tebessümden başka.
Biz ve bizim gibiler değil mi? O’nun inandığı kitaba “Çöl Kanunu” diyen. Namazına jimnastik, din adamına gerici yobaz diyen. Biz değil miyiz o cahillere rey hakkı verilmesin diyenler.
Fakat Heyhaat. Bizim insanlarımız, Anadolu’nun bu çilekeş insanı. Zikreden ağaçlarıyla, Şükreden ırmaklarıyla. İnanan insanlarıyla Hz. Eyüp sabrı içinde hep bizi bekledi. Hep okumuşlarının yolunu gözledi.
İdrakimiz kurusun. Biz O’nu anlayamadık.
Vatan varsa O’nun la bizimdi. Bayrak varsa yine O’nun la bizimdi. Mazimiz O’nun la aydınlık. İstikbalimiz O’nun la emindi.
Fakat ne oldu?
Tarihimizin hiçbir devrinde, Dünyanın hiçbir yerinde ülkenin aydınları, okumuşları bu derece ülke gerçeklerinden uzak kaldığı görülmemiştir.
Haram olsun bize.
Milletimizin istikbali, geleceği üzerinde kumarlar oynandığı halde.
Bölücülük Meclis kürsüsünde, Ankara sokaklarına kadar taşındığı halde biz hala eften*püften meselelerle meşgul ve hala milletimizin önünde bulunan sıradağlar gibi büyüyen meselelerine bigâneyiz. Kayıtsızız.
Çok değerli misafirlerimiz.
Bizim oturmadan, durmadan konuşmamız, uğraşmamız gereken meselenin bunlar olduğuna inanıyor ve bir nebze de olsa Türk Ocağı’nda bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Sizlerden ricamız; Bu gibi milli meselelerde bizi desteklemeniz ve bize güç vermenizdir.
Bu düşüncelerle teşriflerinizden dolayı hepinize teşekkür ediyor tekrar saygılar sunuyorum.
Şimdi: Değerli konuşmacımız Erciyes Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ahmet Uğur’la sizleri baş başa bırakıyorum.”
***
Ahmet Uğur Hocam, konferans için geldiğinde, yanında bazı kendi yazdığı kitaplardan da getirmişt. Bunların için “Yavuz Sultan Selim”, “Akkışla” ve “Osmanlı Siyaset-Nameleri” isimli kitaplarından da bize imzalamıştı.