Yine aynı ekran, yine aynı samimiyet: Çamlık TV
2019 yılında Çamlık TV’yi kurduğumuzda hayalimiz çok netti. Çamlık Gazetesi’nde nasıl siyasetin gölgesinden uzak, toplumun tüm değerlerine saygılı, kucaklayan ve yol gösteren bir çizgi benimsediysek; televizyonumuz da aynı ruhu taşımalıydı. Kimsenin arka bahçesi olmayan, herkesin kendinden bir şey bulabileceği bir ekran…
Aradan yıllar geçti.
Ve Çamlık TV rüştünü fazlasıyla ispatladı.
Pandemi dönemini hatırlayın…
Sokaklar sessizdi. Köyler karantinadaydı. İnsanlar evine kapanmış, belirsizliğin içinde doğru bilgiyi arıyordu. İşte o günlerde Çamlık TV karanlığa ışık oldu. Karantina altındaki köylere kadar ulaştık. Yetkili mercilerin açıklamalarını birebir dinledik. Dedikodunun değil, bilginin peşinden koştuk.
Pandeminin ilk Ramazan ayında yayınlarımız akşam 21.00’de başlar, çoğu zaman gece yarısını geçerdi.
Yeri geldi uyumadık.
Ama bir kez olsun “yorulduk” demedik.
Çünkü biz ekran karşısında rakam değil, insan gördük.
Her evde bir anne, bir baba, bir dede, bir genç…
O ekranın başında kendinden bir şey arayan Yozgatlı gördük.
Ve bu Ramazan da yine Çamlık TV ekranlarında yaşanıyor.
Bize baktığınızda makyajlı bir sosyal medya havası bekleyenler biraz yanılır. Biz fenomen değiliz. Biz haberciyiz. Bizim işimiz filtreli görüntü değil, filtresiz hakikat. Eğer ekrana baktığınızda kendinizi görüyorsanız, konuşulan meselelerde kendi sokağınızı, kendi derdinizi hissediyorsanız doğru yerdesiniz demektir.
Çamlık TV bundan sonra da Yozgatlı’nın aynası olmaya devam edecek.
Kendini gördüğü, sesini duyduğu, değerini hissettiği bir ayna…
Gelelim Ramazan’ın ikinci başlığına…
İftar sofraları…
İftiharımız olsun.
Ramazan sadece ekranlarda yaşanmaz. Asıl Ramazan sofrada yaşanır. Paylaşırken, bölüşürken, bir lokmayı ikiye bölerken…
Eş, dost, akraba ile bir araya gelmek elbette kıymetli. Gönül almak, hal hatır sormak, eski defterleri açıp muhabbet etmek güzel. Ama Ramazan’ın ruhu biraz daha fazlasını ister bizden.
Komşuya bir tabak…
İhtiyaç sahibine bir tabak…
Yemek yapacak kimsesi olmayan yaşlıya bir tabak…
Hastaya, dermandan düşmüşe bir tabak…
Bir tabak çok şey demektir sevgili Yozgatlılar.
Bazen bir kap yemek, sadece karın doyurmaz; yalnızlığı da doyurur.
Bir kap çorba, sadece mideyi ısıtmaz; kalbi de ısıtır.
Sessiz sedasız, kimse bilmeden bunu yapan hemşehrilerimizin olduğunu biliyorum. Kendi dünyasında, gizli gizli paylaşan, fotoğrafını çekmeden veren insanlar var. Allah hepsinden razı olsun. Ama yetmez. Daha fazlasını yapabiliriz.
Ankara’da, Yozgat’ta, Türkiye’nin neresinde olursak olalım; bir Ramazan akşamı soframızdan bir tabak eksiltip bir haneye umut taşıyabiliriz.
Çünkü biz bozkırın çocuklarıyız.
Biz paylaşmayı bilmezsek kim bilecek?
Ramazan, insanın kendine dönme mevsimidir. Ekrana bakarken de, sofraya otururken de kendimizi sorgulama vaktidir. Çamlık TV’de izlediğiniz her program, oturduğunuz her iftar sofrası bir vesile olsun.
Bu hafta başına girerken temennim şudur:
Rabbim tuttuğumuz oruçları kabul eylesin. Sofralarımıza bereket, hanelerimize huzur, kalplerimize merhamet versin. Çamlık TV ekranlarında buluştuğumuz gibi, iyilikte de buluşmayı nasip etsin.
Ramazan akşamları ekran başında görüşürüz…
Ama asıl buluşmayı gönüllerde gerçekleştirelim.