Benim hayatımın amacı ne?, onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve korkuyorum. Asla istediğim bütün kitapları okuyamayacağım; olmak istediğim bütün insanlar olamayacağım ve yaşamak istediğim bütün yaşamları yaşayamayacağım. Kendimi istediğim bütün becerileri edinecek kadar eğitemeyeceğim. Bunları neden istiyorum? Hayatımda mümkün olan zihinsel ve fiziksel tecrübelerin tüm renklerini ve çeşitlerini tatmak ve hissetmek istiyorum. Ve korkunç derecede sınırlıyım… Uğruna yaşayacağım çok şey var, yine de anlaşılması mümkün olamayacak derecede hasta ve üzgünüm.
‘’Günlükler’’ isimli kitabının son sayfasına bunları iliştirmişti Plath.
Onu 1956’da Dostoyevski’nin yapıtlarında ki ‘’çift kişilik’’ üzerine hazırladığı tezle tanıdı edebiyat çevreleri. İlk şiirini 8 yaşında yazmıştı. Birçok büyük yazarda olan hastalık illeti trajik şekilde onunda başına belaydı. Küçüklüğünde ona ölümünü getirecek ve yaşamı boyunca peşini bırakmayacak ‘’manik depresif’’teşhisi kondu. 8 yaşında kaybetti babasını ve ondan hep nefret etti. Çok kez intiharı denedi ama olmadı.
Kısacık bir ömür, baba nefreti, yazdığı şiirler, mektuplar, anne baskısı, hırs, intihar denemeleri, okuduğu onlarca yazar, kitap. Evlilik, iki çocuk,aldatılma, istenememe, düş kırıklıkları, Sırça Fanus, Lady Lazarus,intihar…
Kısacık hayatında kadın olmanın zorluklarını ve kadının isyanını bize dizelerinde bıraktı. Amerikan feminist uyanışının habercisi oldu Plath. Kadının köleleştirilmesinin, öfkesinin, isyanının, özgürlüğün başlangıcı oldu.
Günlüklerinde ‘’kıyaslamak yok’’ diyen Plath hayatının merkezine aldığı adamın ihaneti karşısında zaten tetikte olan depresyona sürüklendi ve bu ihanet, onu gaz ocağına götüren son hareket oldu yazmak ve yazdıklarını yayımlamak için deliler gibi çırpındı Plath, okuyucusana ulaşmak için destek aldığı kocasının elinden kayıp gittiğini görünce hayatla olan bağlarını koparttı. Otobiyografik nitelikteki Sırça Fanus’u bu dönemde kaleme aldı.(Sırça Fanus ilk Amerikan feminist romanı olarak kabul edilir)
Plath iki çocuğuna rağmen bu ayakta kalma çabalarına dayanamadı. Belki de hiç başlamadan bitirdi her şeyi…
Ne tuhaftır ki ölümünden sonra Sylvia Plath’in günlükleri ilk olarak yakışıklı kocası Ted Hughes tarafından yazılan bir ön sözle, sansürlü bir şekilde basıldı. Günümüzde ise Kırmızı Kedi Yayınları, Merve Sevtap Ilgın’ın yapmış olduğu çeviri ve genişletilmi orijinal haliyle ‘’Bir Edebiyat Olayı’’ GÜNLÜKLER adıyla sunuluyor. Herkesin çok sevdiği, bazen birçok kez okumaktan keyif duyduğu bazı kitaplar vardır. Yazmayı seven ve içinde bitmek bilmeyen bir sesi olan benim için ‘’GÜNLÜKLER’’ yanı başımda olmasından mutluluk duyduğum, ne zaman kendimi hatırlamak, günlük hayatın zorluklarından kaçıp düşünmek, üretmek, hayatı kaçırmamak ve daha da anlamlandırabilmek ihtiyacı hissetsem sarıldığım bir kılavuz.
‘’İşler bekler ama hayat beklemez öyle değil mi? Ya siz? Sizin içinizde susmak istemeyen bir ses var mı? Belki size de bir şeyler anlatıyordur Sylvia…
*Edinmeniz gereken Sylvia Plath Kitapları
-Ariel ve Seçme Şiirler
-Günlükler
-Sırça Fanus
-Johny Panik ve Rüyaların Kutsal Kitabı
-Deli Kızın Aşk Şarkısı