Odgurmuş: Duydunuz, takip ettiniz mi? Sol ocağınıza incir ağacı dikmişler. Bir kaleniz daha düşmüş. Venezuela devlet başkanı Abd kovboyları tarafından derdest edilmiş.
Monşer: Ne incir ağacı be! Maduro hani sizin adamınızdı, kardeşinizdi. Hani onun hep yanındaydınız. İlişkileriniz pek de iyi gidiyordu. Ne oldu şimdi Maduro’nun Marksist olduğu aklınıza yeni mi geldi?
Odgurmuş: Bırakın şimdi bu dolambaçlı yollardan geçmeyi. Neydi o bir zamanlar dünyayı dönüştürme iddiası taşıyan sol ideolojiniz, bugün kendi kavramlarını dahi savunamaz hâle gelmiştir. Güç yoğunluğunu tek bir merkezde toplayarak insan onurunu sistematik biçimde aşındıran hegemonik tahakküm düzenine karşı çıkması gereken sol, artık bu düzene itiraz üretemeyen bir sessizliğe mahkûmdur.
Monşer: Biz her zaman Abd emperyalizmine karşı mücadele etmiş ve karşı durmuş bir gelenekten geliyoruz.
Odgurmuş: Amerikan emperyalizmi konusunda haklısınız ama Abd’nin küresel ölçekte kurduğu ve çoğu zaman ahlaki sınır tanımayan güç mimarisi karşısında, teorik ve pratik bir karşı duruştan söz etmeniz giderek zorlaşmaktadır.
Mesele yalnızca sizin siyasî zayıflığınız değildir. Sorun, solun kendi tarihsel misyonundan kopmuş olmasıdır. Ne yapardı sol: Emperyalizmi analiz eder, kapitalizmin yapısal eşitsizliklerini teşhir eder, emek-sermaye çelişkisini merkeze alan bir sol akıl, uzun süredir ne yazık ki görünür değildir. Bunun yerine, küresel güç merkezleriyle uyumlu, itirazı törpülenmiş, eleştiriyi diplomatik nezaket sınırlarında etkisizleştiren bir söylem hâkimdir.
Monşer: Ne demek küresel güç merkezleriyle uyumlu, itirazı törpülenmiş vs. Siz ne anlatmak istiyorsunuz?
Odgurmuş: Oysa sol, tarihsel olarak yalnızca bir iktidar alternatifi değil, aynı zamanda bir ahlak iddiasıydı. Mazlumdan, sömürülenden, sesi bastırılmış olandan yana taraf olma cesaretiydi. Bugün Amerikan emperyalizminin dünyanın farklı coğrafyalarında yol açtığı yıkımlar karşısında bu cesareti gösterebilen, insan onurunu merkeze alan enternasyonal bir sol dayanışma ruhundan söz etmek mümkün değildir...
Küresel sol ya parçalanmış ya da kapitalist sistemin sınırları içinde kendisine güvenli bir alan tahsis etmekle yetinmektedir.
Abd sizin Marksist devlet başkanını yatak odasından alıp götürüyor, sizinkiler Maduro’nun aleyhinde paylaşım yapıyorlar. Bu mudur sizin emperyalizm karşıtlığınız. Marksist yoldaşınız Maduro’ ya da sahip çıkarmıyorsunuz, sizin adamınızdı diyerek yumurta küfesini sırtınızdan atacağınızı sanıyorsunuz.
Monşer: Ama Maduro halkına hizmet etmemiş, halkı sefil olmuş. Hem o bir diktatörmüş.
Odgurmuş: Maduro’nun diktatör gibi davrandığı yeni mi aklınıza geldi. İktidara gelmiş ve diktatör olmayan bir lideriniz var mı? Lenin mi, Stalin mi, Mao mu, Enver Hoca mı, Ho şi minh mi diktatör değildi. Aslında onun bir diktatör gibi davranmasının sizin için bir önemi yok. Siz seversiniz böylelerini. Sizin asıl derdiniz başka:
Monşer: Neymiş o başka olan asıl derdimiz?
Odgurmuş: Sizin şimdi yoldaşınız Maduro ’ya sahip çıkmayışınızın asıl sebebi, Maduro’nun Türkiye ile ilişkilerinin iyi olmasıdır. Türkiye’yi kendisine çok yakın görmesiydi. Belkide Türkiye’ye hayrandı. Siz bunun için Maduro’ yu savunamıyor. Sanki için için Abd yandaşlığı yapıyorsunuz.
Yani kısaca görülüyor ki Metin Yazarel’in dediği gibi “solun ocağına incir ağacı dikilmiş” benzetmesi, romantik bir yakınmadan ziyade, yapısal bir çöküşe işaret eder. Çünkü burada söz konusu olan, geçici bir geri çekilme değil, ideolojik bir kuruma, siyasal bir çözülme söz konusudur.
Monşer: Siz neler söylüyorsunuz Abd yandaşlığı vs. Biz Abd emperyalizmine her zaman karşı olduk ve karşı olmaya da devam edeceğiz.
Odgurmuş: Öyle mi diyorsunuz. Peki şu cümlelere ne demeli o zaman: “Bu fotoğrafa iyi bak Sayın Erdoğan! “15 Temmuz’da beni ilk arayan Maduro’ydu” diyordun. “Maduro kardeşim, dik dur, yanındayız” diye seslenip, destek gönderiyordun. Maduro, adil olmayan seçimler yaptığında, kendi halkına adaletsiz davrandığında “kardeşim” diyerek arkasında duruyordun. O zaman da yanlış yapıyordun.
Ama dostun Trump geldi, uluslararası hukuku çiğneyip kardeşin Maduro’ yu yatak odasında eşiyle birlikte aldı, elini gözünü bağlayıp götürüyor.
Şimdi ne hazindir ki; bu fotoğraf karşısında susuyorsun.
Demokrasiyi savunman gerektiği zaman Maduro’yu savunuyordun, şimdi dünya düzenini savunman gerektiğinde, suskunluğunla, Trump’ın başka bir ülkeye darbesini savunuyorsun.
Çünkü muhtaç hissettiğin Trump’dan çekiniyorsun.”
İşte sizin demokratlığınız da dostluğunuz da kardeşliğiniz de bu kadar! Dünyanın jandarması gibi hareket eden ve belkide sizin karşıtlık üzerinden varlık sebebiniz olan Abd emperyalistini ileri sürerek kendi ülkenize tehdit savuruyorsunuz.
Ne yapmalı yani Türkiye, Abd’ye savaş mı açmalı, bu acele niye. Bekleyin biraz, neyin ne olduğu bir anlaşılsın. Siz istiyorsunuz ki: “Türkiye bir savaşa girsin, orada mağlup olsun ve iktidar düşsün biz iktidara gelelim.” Bunlar boş hayaller. Hiç kimse Türkiye’yi bir maceraya sürükleyemez.
Unutmayınız ki: Devletlerin dostları yoktur, devletlerin düşmanları da yoktur. Devletlerin menfaatleri vardır.
Monşer: Ama Maduro’ ya kardeşim diyordunuz. Şimdi çıkıp savunsanıza. Gerekirse açın savaşı alın Maduro’ yu. Olay kapansın.
Odgurmuş: Siz önce şunu düşünün. Sol, emperyalizme karşı konum almadığı müddetçe, varlık nedenini de tartışmalı hâle getirmektedir. Nitekim öyle oluyor.
Bugün dünyamız, insan onurunu önceleyen, gücü sınırlayan, tahakküme karşı evrensel ilkeler üretebilen yeni bir sol akla her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Ancak bu ihtiyaç ile mevcut sol pratik arasındaki mesafe giderek açılmaktadır. İşte bu nedenle, mesele bir nostalji meselesi değil, bir yeniden inşa meselesidir.
Soru açıktır ve nettir. Emperyal tahakküme itiraz edemeyen bir sol, hâlâ sol mudur?
İnsan onurunu savunmaktan imtina eden bir ideoloji, hangi ahlaki zeminde varlığını sürdürebilir?
Bu sorulara sahici cevaplar üretilemediği sürece, solun ocağında dikilmiş olan incir ağacı büyümeye devam edecektir. Hatta yeni incir ağaçları dikilecektir.
Ha… Sonradan genel başkanınız bile biraz çark etti.
**
Not: Odgurmuş’un söylemleri için Metin Yazarel’ in görüşlerinden faydalanılmıştır.