28.10.2021, 06:45

SÜRMELİ GELENEĞİMİZ ve SÜRMELİ ÇEŞİTLEMELERİMİZ Sürmeli Bey ve Senem Hikâyesi

Ruh hamurkârları tarafından gönülleri imar edilmiş yiğitlerin “gün akşama yaslanmadan” dile gelen sevdaları, “kahır götürmez yaralı yüreklere” tercüman olarak Sürmeli’de tebellür etmiştir. Bu mânâda, Bozok’ta tevatür bir hikâyenin adıdır Sürmeli Bey ve Senem hikâyesi. Şurası bir hakikattir, aşk hikâyelerinin en güzellerindendir Sürmeli Bey ve Senem hikâyesi. Sevdalar, Bozok ellerinde onun adında destanlaşır, ervah-ı ezeldeki takdir hükmünce. Tıpkı, Leylâ ile Mecnun, Arzu ile Kamber, Kerem ile Aslı, Yusuf ile Züleyha, Ferhat ile Şirin gibi!.. Hikâye olunur ki:

Sürmeli Bey genç, yakışıklı ve yağız bir delikanlıdır. Bir bey oğludur ve töre hükmünce beyin oğlu da beydir. Sürmeli Bey, kaderin bir cilvesi olarak küçük yaşta babadan yetim kalır. Gözleri de kudretten sürmelidir. Bu ilahî armağanla Sürmeli Bey diye şöhreti yayılmış bir Türkmen yiğididir. Sürmeli Bey, civar halkı tarafından çok sevilir ve yaylalarda sürüsünün peşinde günlerini geçirir “Hak’tan yozuna yoz katması” niyazı ile. Sürmeli Bey pîr elinden bâde içmiş bir âşıktır aynı zamanda. Sazından ve sözünden, yüreğinden kopup gelen içli nağmeler dökülür. An gelir, bir gönül yangınına düşer Sürmeli Bey. Rüyasında, Bozok yaylalarında kısmet gözleyen bir Türkmen güzeli olan Senem gösterilmiştir. Ezeldeki yazgı tecelli etmiştir. Senem’de rüyasında Sürmeli Bey’i görmüştür. Nerede karşılaşırlar bilinmez, karşılaştıklarında Sürmeli Bey ve Senem birbirlerini tanırlar. Bu karşılaşma ile yaman bir sevdanın ateşi tutuşur. Dönülmez bir yolda olan bu iki sevdalı kavilleşir, can pahasına dönmemesine. Sürmeli Bey, Allah emri ve Peygamber kavlince Senem’i babasından istetir ve firakın visale dönmesi için niyaza başlar… Gel gör ki, Senem’in babası, ceberrut ve mağrur bir Türkmen beyi olan Mestan Bey’dir! Mestan Bey, hanesinde misafir olan dünürcülerin lafı ağızlarında bırakır, gerçi yok demenin de bir yakışığı var, ama o, dünürcüleri tersleyip, geldikleri gibi gönderir. Koca Mestan, ısrarların artması üzerine: “O çocuğun umur-ı hâriciyesi zayıftır. Edebi, erkânı, töreyi ve misafir ağırlamayı bilmez. Ata olacak ki, umur-ı hariciye görsün de bellesin. Ben baba yetimine kız vermem. Daha söyletmen beni! Öyle her gelene verilecek kızım yok benim.” diye celâllenir ve kestirir atar. Mesele onun için açılmadan kapanmıştır artık.

Sürmeli Bey, Hak Erenleri’ne müracaat eder; ağaları, beyleri, gün görmüş, umur görmüş ak sakallı kocaları Mestan Bey’e salar. Fakat nafile! Bir türlü olmaz hayır işi... Çok uğraşılsa da Mestan Bey’in gönlünü kimse yapamaz ve rızası alınamaz. İş, uzadıkça uzar... Sürmeli Bey dert sahibi olur ve sürüsünü bırakır. İçindeki yangın gün be gün artar, hicran ateşinde kavrulur!.. Yaylaların yükseklerinde gezerken, yolu Bozok’un en güzel yerlerinden Çamlık’a düşer ve Çamlık’ta Beş Çamlar’ı kendine mekân tutar. Burası bambaşka bir yerdir. Çamlar dahi ona sevdasını fısıldamaktadır. Sevdası, sazında söze gelen Sürmeli Bey, muhabbet ocağında yanar ve küle döner… Bir zaman böylece devam eder. Sürmeli Bey’in gönül yangını daha da artar. Çamlık’taki geyikler, kurtlar, kuşlar sırdaşı olur. Sürmeli Bey’in sevdası gönülden gönüle, kulaktan kulağa yayılmakta, söylediği nağmeler unutulmamaktadır. 

Ve bir garip tecellî olur…  Sürmeli Bey, Çamlık’ın tepesinde Horasan Erenleri’nden Sarı Baba’nın sırlandığı Yatır’ın yakınında bir yerde derdini söylerken bir zuhûrat olur; bu zuhûrattan sonra ise sır olur. Bir daha da gören olmaz Sürmeli Bey’i… O gün bugündür Sürmeli Bey görülmemiştir… Senem’de gün be gün erir, için için yanar, dert, onu da tüketir. Ve nihayet nefesten kesilir. Mestan Bey’e de kızının acısı ve kahrı kalır... Gün görmüş, umur görmüş ak sakallı kocalar, ak pürçekli analar, böylece anlatırlar Sürmeli Bey ve Senem’in destanlaşan sevdasını!... Nesilden nesile…

Yozgat Sürmeli Çeşitlemeleri

Ortak bir şuurun eseri olan Sürmeliler, dinmeyen bir yürek yangınını, Sürmeli gözlerden çağıldayıp gelen göz yaşlarını ifade eder. Geleneğin sahih kıvamı, bu ifadenin tarzını bereketlendirmiştir. Ortaya çıkan nağmeler ise üslûp harikası bir güzellikler demeti olarak gönül hanesinin Sürmeli süsü olmuştur Bozoklu canlar için. Sürmeli denilince akla ilk gelendir Çamlık. Sürmeli Bey’in sır olup Kırklara karıştığı yer olan Çamlık, Âşık Kerem’den yadigârdır. En bariz vasıfları, şecaat, metanet, kanaat, muhabbet, mehabet, hasret, ciddiyet ve asalet olan muhabbet fedailerinin nasiplendiği ve nefeslendiği Bozok’ta ve erenler duası, pîrler himmeti ile adına Yozgat denilen “güler yüzlü şehir”de, sırrında sadık, ahdinde sabit olmak tabiî meslektir. Bu hâlete bürünmüş her bir yiğit, Soğluk Dağı’nda adına Çamlıkdenilen bir güzel mekânı ihtiyar eder. Çünkü Çamlık başı dumanlı yiğitler için derûnu aşikâre dillendirmek ve bambaşka bir hâletle mest olmak için en doğru tercihtir. İşte bunun tesiriyledir ki, “Çamlığın da başında bir tütün tüter, acı çekmeyen yüreği bütünlere” nisbet edercesine… her daim…

Aynı zamanda Çamlık, Horasan Erenleri’nden Sarı Baba’nın Bozok diyarını kıyamete dek beklediği kutlu bir mekândır. Erenler himmeti ile gönülleri imar edilmiş edebten nasipli yiğitler ve Çamlık, iki sırdaştır. Bu mutahhar sır ile Çamlık, Sürmeli safâlar sürsün diye içli bir gönül nağmesi olarak Sürmeli olur yiğitlerin dilinde. Çamlık, aziz-i vakt olan müeddeb yiğitlerin nefeslendikleri bir atmosferdir ve “Yedi cerrah gelse iyi olmayan yaralara” dermandır, uşşaka tercümandır. İşte bu kavil üzre başı dumanlı Çamlık, hâlimizi arz ettiğimiz Yüceler Yücesi’ne bulunduğumuz niyazımıza, hâl diliyle “âmin” diyen bir sırdaştır adeta.

Hikâye bu ya:                    

Âşık Kerem, yaman bir hasretin divanesi olarak yollara düşer. Beraberinde, can yoldaşı, sırdaşı, dert ortağı Sofu olduğu hâlde, diyar diyar dolaşıp, sevdası ile yandığı Aslı Han’ı ararken Yozgat’a uğrar. Kurda kuşa, dağdaki geyiklere, hâlden bilen Âdem oğluna Aslı Han’ı sorar. Fakat bu suâline karşılık, sadrına şifa bir cevap alamaz. Âşık Kerem’e Aslı’dan bir haber veren çıkmaz. Bunun üzerine Âşık Kerem şöyle niyaz eder:

Hey Erenler hangi derde yanayım

Yitirdim Aslı’mı gören olmadı

Pervaneye döndüm yandım tutuştum

Yandım alevimi gören olmadı

Kerem der ki dağ başına oturdum

Derdim elli iken yüze yetirdim

Lokman Hekim gibi cerrah getirdim

Şu benim derdimden bilen olmadı

Ve Âşık Kerem, Çamlık’ın bulunduğu dik yamaca bir fidan diker: “Bu çamdan nice çamlar filizlenir koru olur, sonra da hep bizi söyler, bizi fısıldar.” niyazında bulunarak Aslı Han’ın peşi sıra yollara düşer. Zaman gelir, dikilen fidan filizlenir, büyür ve Çamlık olur. Niyazın tahakkuku ise bir sürmeli safâ olur. O gün bugündür, hafif bir yel esse, Çamlık, sevda türküleri söyler, Âşık Kerem ile Aslı Han’ın hatırasını fısıldar. Çamlık’ta nefes aldıktan sonra Sürmeli çeşitlemelerine bir muhabbet nazarı kademli olacaktır:

Bozok ve merkez noktası Yozgat, güçlü bir mûsıkî damarına sahiptir ve türküler, Bozoklu Türkmen’in hayatının nağmelerdeki adıdır ve her dem taze ve kendini yenileyen bir şuurun eseridir. Her bölgeden türkü çıkmaz. Hele Sürmeli hiç çıkmaz. İşte bu sebebin tabiî bir neticesi olarak: “Türkü Yozgat’ta doğar” denilmiştir.  Sürmeli çeşitlemelerindeki şiiriyet, mûsikîsindeki sade ve saf güzellik, bu müstesna eserlere ciddi bir ayrıcalık kazandırmıştır. Hemen hepsinde ortak olan hususlardan biri, bağlantı ve saza teslimlerde Sürmelim sözünün vazgeçilmezliğidir. Yozgat’ta yakılan ve yakan türküler arasında Sürmeliler gerçek bir türkü kılasiğidir. Her biri ayrı bir çilenin yansıdığı hikâyelerin mısralardaki destanıdır ve kendine has o müstesna üslûp içinde hâkimiyet tesis etmiş bir gönül nağmesidir. Geleneğe alem olmuş efsanevî Sürmeli Bey ve Senem hikâyesinden sonra, aynı billûr kıvamı takip ederek, zaman, yeni hikâyeler çerçevesinde yeni Sürmeli dörtlüklerinin doğuşuna şahit olmuştur. Sürmeliler, mevzu çeşitliliği bakımından bir hayli zengindir ve dörtlüklerden hareketle Yozgat şehir merkezinde, Kanak civarında ya da Bozok’un bir başka köşesinde Sürmeli’ye ait izler sürülebilmektedir. Yozgat türkülerinin tamamında Sürmelilerin ciddiyeti, muhabbeti, ağır başlı ama sade üslûbu göze çarpar. Her Sürmeli dörtlüğünde kendine has bir estetik ayrıcalık ve güçlü bir ifade gücü vardır.

Bugün için elimizde tevarüs ettiğimiz zenginliğimiz olan Sürmeli dörtlüklerinin derlenmesi, Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu yönetiminde bir ilmî heyet tarafından 1946’da yapılan ağız derleme çalışmaları sırasında Yozgat’tan Feyyaz Akgüller’den derlenen bir metinle başlamıştır. Ancak bu metin; bir kırkambar misali, anonim türkü sözleri, âşık tarzı ve kalem şuarasının izleri ve ağıt sözlerinin çok bariz bir yansımasıdır. Bundan sonrasında ise adeta mahallî bir hâfıza olan Yılmaz Göksoy (d. 1931 v. 2017), Tamer Önder, Prof. Dr. Bayram Durbilmez ve bilhassa “beş yüz” kadar dörtlüğü neşreden Ertuğrul Kapusuzoğlu tarafından devam ettirilmiş derleme çalışmaları millî folklorumuz için ciddî bir kazanımdır. 

Sürmeliler Yozgat ve çevresinde bir çeşitlemedir: “Dersini almış da ediyor ezber, Sabahınan esen seher yeli mi, Yaz gelirse sarı çiğdem uyanır, Yozgat pınarında yudum elimi, Kanatlı kapının demir sürgüsü, Çamlığın başında tüter bir tütün, Hastane önünde incir ağacı, Yeşil ayna, Asker yolu beklerim, Bir çift turna gördüm, Eydim kavak dalını, Gam gasevet keder, Mihrican mı değdi…” ve daha pek çok nağme, ihtişamın zirvesinde taht kurmuş türkü klasiklerimizdir. Söze, sürme çekip Sürmeli çeşitlemelerinden bir demeti arz edelim: 

Dersini almış da ediyor ezber

Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler

Bu dert beni iflah etmez del’eyler

Benim dert çekmeye dermanım mı var

Kaşın çeğmellenmiş kirpik üstüne

Havada buludun ağdığı gizi

Çiğ düşmüş de gül sineler ıslanmış

Yağmurun güllere yağdığı gibi

Yozgad’ı sel almış Soğluğu duman

Sıtkınan seviyom billâhi inan

Ölüp de mezere girdiğim zaman

Ben susuyum kemiklerim söylesin

* * *

Sabahınan esen seher yeli mi

Benim gönlüm divane mi deli mi

Durup durup yâr göğsünü geçirir

Yoksa bugün ayrılığın günümü

Gel yâr senin ile bir kavl edelim

Kavilden karardan dönmemesine

İkimiz bir dala yuva yapalım

Başka daldan dala konmamasına

* * *

Yozgat pınarında yudum elim

Kime arz edeyim garip hâlimi

Gurbete yolladım nazlı yârimi

Ya ben ağlamayım kimler ağlasın

* * *

Bir çift turna gördüm durur dallarda

Seversen Mevlâ’yı kalma yollarda

Sizi bekleyen var bizim ellerde

Bizim ele doğru gidin turnalar

Turnam dertli öttün derdimi deştin

El vurdun yâremin başını açtın

Eşinden m’ayrıldın yolun mu şaştın

Bizim ele doğru gidin turnalar

Fazla gitmen Deremum’a varınca

Selâm söylen eşe dosta sorunca

Sağ selâmet menziliniz alınca

Benden yâre selâm edin turnalar 

* * *

Mihrican mı değdi gülün mü soldu

Gel ağlama garip bülbül ağlama

Felek baştan başa kimi güldürdü

Gel ağlama garip bülbül ağlama

Şakı benim şeyda bülbülüm şakı

Bu dünya kimseye kalır mı bakî

Sana da mı değdi feleğin oku

Gel ağlama garip bülbül ağlama

Gonca gül açılır har ile geçer

Dertlilerin ömrü zar ile geçer

Turâbî bîçâre serinden geçer

Gel ağlama garip bülbül ağlama

* * *

Yaz gelirse sarı çiğdem uyanır

Mor menevşe pembe güle dayanır

Meyve bile dallarına güvenir

Meyve dalı kadar hükmüm yoğumuş

Sarı çiğdem mor menevşe zamanı

Kaldır dağlar başındaki dumanı

Yine geldi ayrılığın zamanı

Ya ben ağlamayım kimler ağlasın

* * *

Gam gasevet keder yok olur gider

Sevdiğimin cemâlini görünce

Perişan gönlümü şen mamur eder

Sevdiğimin cemâlini görünce

Seversen Mevlâ’yı açma yâremi dost

Gülüstan açılır şakır bülbülü

Açılır bahçede tomurcuk gülü

Medh-i yâri söyler şâd olur dili

Gül yüzlümün cemâlini görünce

Seversen Mevlâ’yı açma yâremi dost

* * *

Çamlığın başında tüter bir tütün

Acı çekmeyenin yüreği bütün

Ziya’mın atını pazara tutun

Gelen geçen Ziya’m ölmüş desinler

At üstünde kuşlar gibi dönen yâr

Kendi gidip ahbapları kalan yâr

Benim yârim yaylalarda oturur

Ak ellerin soğuk suya batırır

Demedim mi nazlı yârim ben sana

Çok ayrılık tez ayrılık getirir

At üstünde kuşlar gibi dönen yâr

Kendi gidip ahbapları kalan yâr

Ham meyvayı kopardılar dalından

Beni ayırdılar nazlı yârimden

Eğer yârim tutmaz ise dalımdan

Onun için açık gider gözlerim

At üstünde kuşlar gibi dönen yâr

Kendi gidip ahbapları kalan yâr

Yozgat yaylasında bir garip kuşum

Elveda sizlere akrabam eşim

Doymadım dünyaya onsekiz yaşım

Onun için açık gider gözlerim

At üstünde kuşlar gibi dönen yâr

Kendi gidip ahbapları kalan yâr

Yüküm kervan yükü savran gidiyor

Sürmedim sefâyı devran gidiyor

Ziya’m ciridine kurban gidiyor

Onun için kapanmıyor gözlerim

At üstünde kuşlar gibi dönen yâr

Kendi gidip ahbapları kalan yâr

* * *

Hastane önünde incir ağacı

Doktor bulamadı bana ilacı

Baş tabip geliyor zehirden acı

Garip kaldım yüreğime dert oldu

Ellerin vatanı bana yurt oldu

Mezerimi kazın kazın bayıra düze

Yönümü çevirin sıladan yüze

Benden selâm söylen o hayırsıza

Başına koysun karalar bağlasın

Gurbet elde kaldım diye ağlasın

* * *

Eğdim kavak dalını

Döktüm yapraklarını

Nazlı yâre ayırdım

Gönül konaklarını

Haydi yavrum çınarım

Dallarına konarım

Bir kötüye düşersem

Ahretece yanarım

Portakal dilim dilim

Gel otur benim gülüm

Ne dedimde darıldın

Lâl olsun ağzım dilim

Haydi yavrum çınarım

Dallarına konarım

Bir kötüye düşersem

Ahretece yanarım

* * *

Yıldız akşamdan doğarsın

Dağlara boyun eğersin

Ben gibi yâr mı seversin

Doğmayaydın mavi yıldız

Yıldızlardan ürüşansın

Benim gibi perişansın

Yârdan bana bir nişansın

Doğmayaydın mavi yıldız

Kaynak: Yozgat mûsıkî geleneği içinde Sürmeli Çeşitlemelerimize dair geniş bilgi için bakınız. S. Burhanetin Kapusuzoğlu, Bozoknağme-Yozgat’a Güzelleme, İstanbul 2015, s. 166-183. 

Yorumlar (2)
MURAT CİVELEK 1 yıl önce
Harika bir çalışma olmuş eline sağlık değerli hocam saygılar selamlar
S. Burhanettin Kapusuzoğlu 1 yıl önce
Murat Civelek bey: Teşekkür ediyorum. Esasen güzellik memleketimizin değerlerine aittir. Selamlar...
Günün Anketi Tümü
Boğazlıyan Belediyesi’nin çalışmalarından memnun musunuz?
Boğazlıyan Belediyesi’nin çalışmalarından memnun musunuz?
Namaz Vakti 10 Aralık 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Samsunspor 16 28
3. Rizespor 15 26
4. Pendikspor 15 26
5. Keçiörengücü 15 26
6. Bodrumspor 15 25
7. Boluspor 15 25
8. Manisa FK 15 24
9. Bandırmaspor 15 24
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 15 21
12. Adanaspor 15 18
13. Göztepe 14 18
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Ö.K Yeni Malatya 16 12
17. Altınordu 15 12
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@