Tarih ve Milletimize Sorumluluğumuz Var

Abone Ol

Öyle inanıyorum ki, her okumuşun, her tahsillinin tarihe ve milletimize karşı sorumlulukları var. Bu sorumluluklar nedeniyle de öyle sanıyorum ki; Bu gün biz nasıl bizden öncekileri ve özellikle de Osmanlı devletinin son dönemini ve bu son dönemdeki yöneticilerini hadsiz hesapsız bir şekilde eleştiriyorsak. Bundan 50-100 sene sonra da bizi sorgulayıp eleştirecek belki de bizi lanetle anacaklar.
Tarih ve gelecek nesiller bir gün bizleri de yargılayacak.
Biz bu gün nasıl; oturuyor duruyor bu gün meydana gelen tüm aksaklıkları ve eksiklikleri bizden önce yaşayan yöneticileri, nesilleri, Osmanlı devletinin basiretsiz olarak nitelendirdiğimiz yöneticilerini lime lime ediyor ve yargılayıp tarihin tozlu sayfalarına atıyorsak. Bizi ve dönemimizi de bizden sonrakiler yargılayıp yöneticilerimizi basiretsizlikle suçlayacaklar.
Bazı görüşlere göre devletimizin başına gelen tüm felaketler için 18. Yüzyılı felaket yılları olarak kabul edilir, bizim için de; 21.. Yüzyılda bizden sonra gelenler belki de şöyle DİYECEKLER;
“600 sene adalet timsali olarak ayakta duran koskoca imparatorluklarını koruyup yaşatamadılar.
Hürriyet ve adalet getireceğiz diyerek, Sultanlarına karşı geldiler ve en nihayetinde başlarındaki padişahı ve hanedan mensuplarını başlarından atıp yurt dışına çıkarttılar. Bize şanla şerefle dolu bir tarih ve ilave olarak yaşadığımız toprakları bırakan hanedan mensupları gurbet ellere yoksulluk ve sefalet içerisinde ölmelerine göz yumdular ve hiç acımadılar.
Ardından yetmiyor gibi hem saltanatı kaldırdılar, hem halifeliği ilga ettiler.”
DİYECEKLER.
“Yollarını, yönlerini şaşırmış olmalılar ki; Devletlerini parçalamak tarihten silmek için birleşerek üstümüze ordular gönderen batılı devletlerin adet ve yaşantılarını örnek aldılar, onları taklit ettiler diyecekler. Bununla da yetinmeyip yaklaşık 1000 senedir kullandıkları hem alfabelerini, hem her türlü kanunlarını nedendir bilinmez Çanakkale’de mağlup ettikleri devletlerden kopyalayıp alarak değiştirdiler.
Savaş meydanında yendikleri İngiliz’i Fransız’ı ve hatta Rusları bile taklit ettiler, onlar gibi giyinip onlar gibi bir yaşantı benimsediler.”
DİYECEKLER.
“Koskoca imparatorluğu asrın başlarında beceriksizlikleri ile yıktılar.
İmparatorluğun yıkıntıları arasından zar zor küçük bir devlet kurdular.
İlan ettikleri Misak-ı Milli hudutlarını bile koruyamadılar.
Aradan yaklaşık 100 sene geçmiş olmasına rağmen hala doğru dürüst bir hamle ve kalkınma sağlayamadıkları gibi kendi aralarında bir birlik de sağlayamadılar.”
DİYECEKLER.
“Kurdukları devletin kurulması için cepheden cepheye koşan ve canları pahasına vatanlarını savunanların büyük çoğunluğunu çeşitli bahanelerle İstiklal mahkemelerinde yargıladılar. Kimilerini astılar, kimilerini mahkûm ettiler.
Devleti önce vesayete bağladılar, daha sonrada vesayetin müdahalesi ile kuvvetleri birbirinden ayırarak, devleti yöneten ve idare edenlerin karar verme yetisini parçalara ayırıp ortadan kaldırdılar. Yetki kargaşasına sebep oldular.
10 yıllarca yetki bu karmaşası içerisinde hükümetler kurdular, hükümetler yıktılar.
Bir türlü bir araya gelemediler. Hep bir birleri ile uğraştılar.
Birliği tesis edemediler.
Milletin ihtiyaçlarına cevap veremediler, batı karşısında hep ezik kadılar.”
DİYECEKLER.
“Belli bir dönemde; Dini yasakladılar, dini toplumun hayatından tamamen çıkartmaya çalıştılar.
Hatta Ezanı bile değiştirerek Türkçe okuttular, Minber’de hutbe irad etmek için din adamına başı açık frak giydirdiler.”
DİYECEKLER.
“Fransa’dan alarak, kendilerince laiklik adında bir ucube icad ettiler.
Milleti “laiklik elden gider-gidiyor” teraneleri ile korkuttular, sindirdiler.
Milletin bir bölümünü, gerici, yobaz, mürteci, ticani, laiklik karşıtı diye tahkir ettiler, milletin dinini yaşamasına izin vermediler.”
DİYECEKLER.
“Bir kısmı Marksist solu benimsedi.
Bir kısmı İslamcılığı benimsedi.
Diğer bir kısmı da Milliyetçiliği benimsediler.
Fakat asla bir araya gelemediler.
Hatta daha da ileri giderek, solcular solcuları, İslamcılar İslamcıları, milliyetçiler de milliyetçileri eleştirir oldular.
Çok sayıda parçalara bölündüler.
Bir birleri ile uğraşmaktan ve hatta bir birlerini ihanetle suçlamaktan, memleket meselelerine pek bakmadılar.
Bu yüzden karar alıcı hükümetler kuramadılar.
Seçip getirdikleri her iktidarın hemen aleyhine geçtiler.
Ülkeyi senelerce koalisyonlarla idare ettiler.
Kazaen başarılı olan iktidarları hep alaşağı ettiler, kimisini idam ettiler, kimisini yasaklı hale getirdiler.”
DİYECEKLER.
“Bizimle birlikte kalkınmaya başlayan ülkeler bizi geçtiği halde bir türlü ekonomik kalkınmayı sağlayamadılar.
Birinin yaptığını diğeri bozdu,
Bir iktidarın kararlarını diğer iktidar baştan ve kökten yok farz etti.
Eğer özel sektörünüz de olmasaydı 1940-50’ lerin dünyasında çakılıp kalacaktınız.”
DİYECEKLER.
Evet, maalesef öyle görünüyor. Bu yüzden bizim birlik ve beraberliğimizi tesis edip en kısa zamanda kendimize dönüp, üzerimize yüklenen sorumluluğun idraki içinde onu bunu eleştirmeden, aynı hedefleri yönelip kalkınma hamlelerini tamamlamamız lazımdır.