Başkent Ankara’da su kaynaklarının durumu, son veriler ışığında endişe yaratıyor. Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün (ASKİ) açıkladığı rakamlar, barajlardaki su miktarının kritik seviyelere gerilediğini ortaya koyuyor. Kuraklık ve iklim değişikliğinin etkileri, Ankara’nın su rezervlerini tehdit ederken, şehirde günlük 1 milyon 400 bin metreküp su tüketimi devam ediyor. ASKİ, su kaynaklarını korumak ve alternatif çözümler geliştirmek için çalışmalarını sürdürdüğünü belirtse de, mevcut tablo su tasarrufu bilincinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Barajlardaki Doluluk Oranları Düşüşte
ASKİ’nin 12 Aralık 2022 tarihli verilerine göre, Ankara’ya içme ve kullanma suyu sağlayan barajlardaki genel doluluk oranı yüzde 29,19 seviyesinde ölçüldü. Bu, 462 milyon 776 bin metreküp suya tekabül ediyor. Geçtiğimiz yıl aynı dönemde bu miktar 587 milyon 71 bin metreküp ile yüzde 37,03 doluluk oranına ulaşmıştı. Aktif kullanılabilir su miktarı ise 2022’de 273 milyon 807 bin metreküp iken, bu yıl 397 milyon 921 bin metreküp olarak kaydedildi. Ancak bu artış, genel doluluk oranındaki düşüşü telafi etmeye yetmiyor.
Barajların doluluk oranları ise şu şekilde sıralanıyor:
- Çubuk-2 Barajı: Yüzde 41,69
- Çamlıdere Barajı: Yüzde 23,30
- Kurtboğazı Barajı: Yüzde 40,25
- Kavşakkaya Barajı: Yüzde 49,25
- Eğrekkaya Barajı: Yüzde 54,43
- Akyar Barajı: Yüzde 34,20
Özellikle Çamlıdere Barajı’ndaki yüzde 23,30’luk doluluk oranı, başkent için en kritik göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. Bu oranlar, Ankara’nın su kaynaklarının sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Kuraklık ve Çözüm Arayışları
Ankara, son 20 yılda iklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle zaman zaman zorlu dönemlerden geçti. ASKİ, su kaynaklarının düzenli olarak takip edildiğini ve olası krizlere karşı önlemler alındığını vurguluyor. Kurum, su rezervlerini artırmak için projeksiyonlar yapıyor ve alternatif su kaynakları üzerinde çalışıyor. Gerede Sistemi gibi projeler, su arzını desteklemek için hayata geçirilmiş olsa da, artan nüfus ve tüketim alışkanlıkları kaynaklar üzerindeki baskıyı artırıyor.