Tekbir-Sen Genel Başkanı Zübeyir Demirkaya, camilerin yönetimi ve din hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. İslam medeniyetinde cami yaptırmanın en büyük hayır kapılarından biri olduğunu ifade eden Demirkaya, bu tür eserlerin toplumun ortak kullanımına sunulduğunu ve kişisel tasarruf alanı olmaktan çıktığını söyledi.
Demirkaya, “Bir caminin yapımına katkı sunmak büyük bir sadaka-i cariyedir. Ancak ibadethane tamamlandıktan sonra artık yalnızca onu yaptıranların değil, milletin ve ümmetin ortak değeri haline gelir” dedi.
“Yetki ve Yönetim Diyanet İşleri Başkanlığı’ndadır”
Türkiye Cumhuriyeti’nde ibadet yerlerinin yönetimi ve din hizmetlerinin yürütülmesinin anayasal çerçevede Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görev alanında bulunduğunu belirten Demirkaya, camilerin Diyanet’e devredilmesinin ardından tüm idari süreçlerin resmi kurumlar tarafından yürütüldüğünü ifade etti.
Din görevlilerinin görevlendirilmesi, hutbe ve vaaz programlarının hazırlanması gibi konuların Diyanet’in yetki alanında olduğunu kaydeden Demirkaya, bu süreçlere dışarıdan müdahale edilmesinin hukuki ve kurumsal açıdan doğru olmadığını dile getirdi.
“Din Hizmetlerinde Çift Başlılık Kabul Edilemez”
Camilerin kamuya devredilmesinin ardından bazı kişi veya derneklerin ibadethaneler üzerinde fiili yönetim anlayışı geliştirmesinin sakıncalı olduğunu ifade eden Demirkaya, din hizmetlerinde tek otoritenin devletin ilgili kurumları olması gerektiğini söyledi.
Demirkaya, “Camiyi yaptıran ya da yapımına destek veren kişi ve kuruluşların katkıları son derece kıymetlidir. Ancak bu durum, din görevlileri üzerinde idari tasarruf hakkı doğurmaz. Din hizmetlerinde çift başlılık hem kurumsal işleyişe hem de hizmet kalitesine zarar verir” ifadelerini kullandı.
Müftülüklere Kurumsal Duruş Çağrısı
İl ve ilçe müftülüklerinin din hizmetlerinin sağlıklı yürütülmesinde önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirten Demirkaya, müftülüklerin devlet ciddiyetini ve kurumsal otoriteyi koruması gerektiğini vurguladı.
Din görevlilerinin baskı altında bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Demirkaya, bu tür durumlarda gerekli idari tedbirlerin alınmasının önemine dikkat çekti.
“Camiler Ticarethane Değil, İbadet Mekânıdır”
Açıklamasında camilerin hiçbir kişi veya grubun nüfuz alanı haline getirilmemesi gerektiğini belirten Demirkaya, ibadethanelerin yalnızca dini hizmetlerin yürütüldüğü kutsal mekânlar olduğunu söyledi.
Camilerin toplumun ortak değeri olduğunu vurgulayan Demirkaya, “İbadethanelerimizi şahsi çekişmelerden, kişisel egolardan ve farklı güç mücadelelerinden uzak tutmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Din hizmetlerinin huzur içerisinde yürütülmesi hem toplumun birlik ve beraberliği hem de devletin saygınlığı açısından büyük önem taşımaktadır” dedi.
Din Hizmetlerinde Kurumsal Yapının Önemi
Uzmanlar, camilerde görev yapan din görevlilerinin kamu görevlisi statüsünde olduğunu ve görevlerini ilgili mevzuat çerçevesinde yerine getirdiğini belirtiyor. Bu nedenle ibadethanelerde hizmetlerin tek merkezden ve kurumsal yapı içerisinde yürütülmesinin, hem vatandaşların dini hizmetlere erişimi hem de kamu düzeninin korunması açısından önemli olduğu değerlendiriliyor.




