5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla açıklama yapan TEMA Vakfı, iklim krizinin etkilerinin giderek derinleştiğine dikkat çekti. Vakıf, krizin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda toplumsal adaleti doğrudan etkileyen küresel bir mesele haline geldiğini belirtti.
Açıklamada, fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması, ormanların ve tarım alanlarının madencilik faaliyetlerinden korunması ve “adil geçiş” politikalarının hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.

UNEP’in “İklim İçin Şimdi” Çağrısına Destek
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından bu yıl için belirlenen #İklimİçinŞimdi çağrısına atıfta bulunan TEMA Vakfı, iklim krizine karşı gecikmeden harekete geçilmesi gerektiğini ifade etti.
Vakıf, emisyon azaltım hedeflerinin tek başına yeterli olmadığını, doğayı koruyan ve toplumsal dengeyi gözeten bütüncül politikaların zorunlu olduğunu kaydetti.

İklim Krizinin Yükü Adil Dağılmıyor
TEMA Vakfı açıklamasında, iklim krizinden en az sorumlu olan kesimlerin en ağır sonuçları yaşadığına dikkat çekildi. Dünya Eşitsizlik Raporu’na göre küresel nüfusun en zengin yüzde 1’inin sera gazı emisyonlarının büyük bölümünden sorumlu olduğu, en yoksul kesimlerin ise çok düşük paya sahip olduğu hatırlatıldı.
Oxfam’ın 2026 araştırmasına göre ise en zengin yüzde 1’lik kesimin, küresel karbon bütçesini yılın çok erken dönemlerinde tükettiği belirtildi.
Kuraklık, Sel ve Göç Riski Artıyor
Açıklamada iklim krizinin etkilerinin yalnızca çevresel değil, sosyal sonuçlar da doğurduğu vurgulandı. Kuraklık, seller, aşırı hava olayları ve ekosistem kayıplarının milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkilediği ifade edildi.
Uzmanlara göre bu süreç, üretim gücünü kaybeden çiftçilerden yaşadığı bölgeyi terk etmek zorunda kalan topluluklara kadar geniş bir kesimi etkiliyor.

Kömürden Çıkış İklim Mücadelesinin Temeli
TEMA Vakfı, iklim kriziyle mücadelede en kritik adımlardan birinin kömürden çıkış olduğunu vurguladı. Kömürün enerji sektöründeki en büyük sera gazı kaynaklarından biri olduğu hatırlatıldı.
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
“Kömürden çıkış, iklim krizine karşı mücadelenin temel adımlarından biridir. Ancak bu süreç, yalnızca santrallerin kapatılmasıyla sınırlı kalmamalı; yerel halkı, işçileri ve ekonomileri koruyan adil geçiş politikalarıyla desteklenmelidir.”
Doğayı Korumadan İklim Krizi Çözülemez
Ataç, iklim politikalarının doğanın korunmasıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek madencilik faaliyetlerinin ormanlar, tarım alanları ve su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekti.
Akbelen ve benzeri örneklerin fosil yakıt politikaları ile çevre koruma hedefleri arasındaki çelişkiyi açık şekilde ortaya koyduğunu ifade eden Ataç, doğal varlıkların korunmasının iklim mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.

Türkiye’de Maden Ruhsatları Endişe Yaratıyor
TEMA Vakfı’nın daha önce yayımladığı çalışmalara göre Türkiye’de birçok ilde geniş alanların maden ruhsatlarıyla kaplı olduğu belirtildi. Bu durumun ormanlar, tarım alanları ve ekosistemler üzerinde ciddi baskı oluşturduğu ifade edildi.
Uzmanlara göre bu tablo, karbon yutaklarının azalmasına ve iklim krizine karşı dayanıklılığın zayıflamasına neden oluyor.
“Kaybedecek Zamanımız Kalmadı” Uyarısı
TEMA Vakfı, açıklamasının sonunda iklim krizine karşı daha güçlü ve kararlı adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak, doğanın korunmasının ertelenemez bir zorunluluk haline geldiğini belirtti.




