Bazı davranışlar vardır; anne babanın sabrını zorlar. Tırnak yeme de onlardan biridir. Çoğu zaman 3–4 yaşlarında başlar. Kimi çocukta kısa sürer, kimi çocukta dalga dalga devam eder. Hatta bazen ergenliğe, yetişkinliğe kadar uzanabilir.Aileler sıklıkla “Hocam alışkanlık oldu, nasıl bıraktıracağız?” cümlesini kurarlar.
Çocuklar biz yetişkinler kadar kelimelere hâkim değildir ve bazen kelimeleri bulamazlar. Ama bedenleri konuşur. Tırnak yeme çoğu zaman bir rahatlama biçimidir. Kaygılandığında, sıkıldığında, gerildiğinde, öfkelendiğinde ya da yalnız hissettiğinde… el ağza gider. Çünkü o küçük hareket, o an için iç dünyayı regüle eder.
Biliyor musunuz, ben de çocukken tırnak yiyordum. Hem de 7 yaşıma kadar. Kimseye inat değildi. Aslında o dönem için sahip olduğum sınırlı baş etme becerilerinin bir sonucuydu. İçimde oluşan gerilimi nasıl düzenleyeceğimi bilmiyordum; tırnak yemek benim için otomatik bir sakinleşme yoluydu.Bir süre sonra aile ve akran geri bildirimleriyle davranışa dair farkındalığım arttı. Rahatsızlık duygusu geliştirdim ve değişim isteği içeriden geldi. Bırakma süreci de tam olarak bu noktada başladı.Bu deneyim bana şunu öğretti: Davranış değişikliği çoğu zaman dış baskıyla değil, içsel motivasyon ve duygusal farkındalıkla mümkündür. Çocuk anlaşılmadığında savunmaya geçer; anlaşıldığında ise gelişime açılır. Bazen bırakmak için önce görülmek, duygunun adının konulması ve çocuğun kendi hazır oluşunun oluşması gerekir.
Bu yüzden “Nasıl bıraktırırım?” sorusu yerine
“Ne zaman artıyor?” sorusunu sormak çok daha kıymetlidir.
Değerlendirmeyi siz yapın. Kendinize şu soruları sorun: “Evde hava nasıl?”, “Çocuk en çok hangi anlarda yapıyor?”, “Ödev sırasında mı?”, “Uyku öncesi mi?”, “Sizinle tartıştıktan sonra mı?” Dikkat etmelisiniz davranışı sürekli hatırlatmak, eline bakmak, “Yine mi?” demek… Bunlar çocuğun hem kaygısını hem de utancını artırır. Utanç arttıkça davranış da artar. Çünkü artık sadece gerilim değil, görülme korkusu da devrededir.Acı biber sürmek, oje sürmek, eldiven takmak… Bunlar davranışı bastırabilir ama duyguyu büyütür.
Evde ne yapmalı?
Duyguların konuşulabildiği bir ev ortamı oluşturun. “Bugün seni en çok zorlayan neydi?” diye sorulan küçük sohbetler yapın.“İstersen bunu deneyebiliriz.” diyerek alternatifleri hayatınıza alabilirsiniz: stres topu, oyun hamuru, küçük parçalarla uğraşmak… Bunlar yardımcı olabilir. Ama asıl şifa, çocuğun kendini güvende hissetmesidir.
Ve belki en önemlisi: Ayna olun, dedektif değil.Çocuklar dalga dalga değişir. Tırnak yeme de çoğu zaman dalgalıdır. Amaç hemen bırakması değildir; amaç, kendini başka yollarla sakinleştirmeyi öğrenmesidir.
Unutmayın…
Tırnak yeme bir inat değil, bir sinyaldir.
Sinyali duyduğumuzda, davranış yavaş yavaş anlamını kaybeder.Bazen bir çocuk sadece şunu duymak ister:
“Zorlandığını görüyorum ve yanındayım.”