Unutul(a)mazlardan bir memleket dîvânesi: N. Abbas Sayar

Abone Ol

Bir Abbas Sayar var/dı! Hayata dair sözünü söyledi cömertçe! Yozgat’tı söylediği, söylettiği! Yozgatlı Karac’oğlan’dan, Nâzî’den, Hüznî Baba’dan ve daha nicesinden akıp gelen gümrah bir çağlayan olup suladı satırlarımızı! Sadırlara Yozgat yetiştirip bereketli hasatlar/harmanlar kaldırdı!

Yozgat’ı, mahallî olandan alıp taşıdı edebiyata! Unutul(a)mazlardan oldu böylece!
Yolun sonunda, Yozgat’ta Hakk’a uğurlandı!
Başta “Yılkı Atı” olmak üzere eserleri okunuyor elbette! Okunacak ta!
İnanıyoruz ki; Yozgat’ın ve Yozgatlı’nın var olması için, bereketli Yozgat yaylaları, yeni Abbas Sayar/ları her zaman çıkaracaktır…
Şu dilbesteler ne yaman bir aşk/Yozgat acısıdır/sancısıdır ki bu derece âteşin bir memleket şerhi olmuş ve oturmuş gönül köşküne:

Yozgat’ın ortası Saat Kulesi
Bilesi de benim derdim bilesi
Ben olmuşum Çırçır Pınar lülesi
Helke testi ne var ise doldurun
Ziya’m yaşasın da beni öldürün
*
Çamlığın başında kar yatar yüce
Bir yar sevdiğini orda görünce
Türküler tutulur inceden ince
Karlar erir akar gider sellerim
Gel beri gel beri benim sürmeli,

Çamlık’ının başının dumanı hiç gitmeyen Yozgat, bir Sürmeli sevdadır… O sevdalarla Yozgat dillenir… Sürmeli dinlerken, dinlenen, hep Yozgat olur bizim elin uşağı için… Gene Abbas beyin “Yozgat'ı Dinliyorum” başlığı ile yazdıkları, adeta, bir modern zamanlar Sürmeli’dir:

Yozgat’ı dinliyorum gözlerim kapalı,
Geyik tepesinden bir güneş,
Selâmlıyor büyük sabahı,
Güleç vuruyor,
Tuzlayanın, şeker pınarın,
Çatak mahallesinin evlerine...
Cam ısınıyor,
Sobaları yanmayanlara,
Ateşleri tütmeyen evlere, odalara,

Merhaba diyor...
Ne bir kilim ne bir halı,
Yozgat’ı dinliyorum, gözlerim kapalı...
İştahsız motor sesleri doluyor kulağıma,
İsteksiz saat kulesinin vuruşu,
Atatürk’ün alan’a isteksiz bakışı,
Parkta kesilmiş kavakların,
Gazeli kalmamış dalı,
Yozgat’ı dinliyorum gözlerim kapalı.
Oturuyorum Çamlığın tam ortasına,
Çam gövdeleri hışır geriniyor,
Sabahın ilk yeli geçiyor üstlerinden,
Yaprakları gövdeye “Merhaba” diyor,
Çamlık tepesinde bir karaçalı,
Yozgat’ı dinliyorum, gözlerim kapalı,
Mavi yutuyor boşlukta alı
Yozgat’ı dinliyorum gözlerim kapalı
İştahsız gıcırtılar geliyor dükkân kapılarından
Biri, birine yalandan “Merhaba” diyor,
Sonra “Selâmünaleyküm” dolaşıyor kahve masalarına,
Düşünce umudu yiyor.
Bugün günlerden Salı,
Bir sitil yoğurt alıyorum,
Ve Yozgat’ı dinliyorum gözlerim kapalı…

“Yozgat Var Yozgatlı Yok” demek zorunda kalıp kavrulmamamız için yapılacaklar var, yazılacaklar var…