21.01.2022, 02:01

“Yaşamak umrumdadır”

“Sevgili okur, ne yazacağımdan ziyade senin ne anlayacağını hesap etmekten vazgeçmem gerek. Böylece sen de, ben de daha özgür iki insan olabiliriz. Sen yazdıklarımı istediğin gibi yorumlayıp, anlam sınırlarını zorlayarak vardırmak istediğin yere vardırabilirsin, ben de anlatmak istediğimi eğip bükmeden söyleyebilirim. Bu, birbirimize muhtaç olduğumuz gerçeğini değiştirmeyecek elbette. Sadece hür, siyah, beyaz, kadın, erkek, yaşlı, genç iki insan olacağız” diye yazdı defterinin kenarına.

Yazmak O’nu özgürleştiriyordu. Hayatın hızla akan zamanından, koşturmacayla geçen saatlerinden, geçmişte yaşadığı birkaç güzel hatırayı hatırlamakla, geleceğe dair hayal kurmakla tükenen günlerinden kendi kuytusuna, kendi köşesine, kendi kuytu köşesine çekilmesini sağlıyordu. -İnsan kendini emniyette hisettiğinde ve ait olduğunu düşündüğü yere vardığında özgürleşirdi.- Zihnini buna göre programladığı için yazmaya başladığında gerçeklikle ayrı bir bağ kuruyor, kendini dışarıya karşı güç tasarrufu moduna alıyor, duyulur dünyada bütün algılarını klavyeye dokunan parmaklarının ucuna, bakan ve görmeye çalışan gözlerine ve adeta bir filtre vazifesi gören, algılarını bir forma sokarak ifade etmesini sağlayan aklına yöneltiyordu.

Saatine baktı, günün ilk ışıkları yeryüzünü, yeryüzü var olduğundan beri nasıl aydınlatıyorsa öyle aydınlatmaya, maddeye rengini vermeye, yeryüzüne bir hayatiyet lutfetmeye başlamıştı. Bu tam manasıyla bir lütuftu. Güneş, “doğmayacağım bugün” dese,  hangi insan evladı güneşi doğurup yeryüzünü aydınlatabilirdi. Perdenin gerisinde tıkır tıkır işleyen bir program vardı. Yazısına ara verdi. Üzerini giyinip dışarı çıktı. Eski model, eski model olmasına rağmen birkez yolda bırakmamış, uzun mesafeleri kısaltmış, birçok hatırasına ortak olmuş bu nedenle de duygusal bir ilişki geliştirdiği aracını kış bakımı için sanayiye bıraktığını hatırladı. Caddeye doğru, acelesi olmadığı her halinden belli olan, buluttan yeni ayrılmış, belki bu ayrılışın, bu kopuşun taşıdığı, az sonra buharlaşacak ya da bir suya, bir şeye karışacak olmanın bilinçli duygusu içinde kendini yerin çekimine ve rüzgarın tesirine teslim etmiş yağmurda usul usul ıslanarak, yağmur sularıyla boydan boya ıslanan sokağın tüm kirinin, pasının, çamurunun biriktiği bozuk asfaltının henüz belediye tarafından doldurulmamış çukurundan hoyratça geçen araçların sıçrattıkları yağmur suyundan giyindiği lacivert takım elbisesinin kirlenmemesine özen göstererek yürüdü. Caddeye vardı, el işaretiyle duran taksiye bindi. Taksici biraz gevşek, biraz samimi,  bir parça da sabahın erken vaktinde uykusunu alamadan uyanmışlığının yüzüne yansıyan gerginliğiyle, günün ilk ışıklarında kimseyle konuşmamış olduğunu, dolayısıyla ses tellerinin henüz açılmamış olduğunu ele veren hırıltılı sesiyle “ne tarafa” diye sordu.  Aslında yol düzdü, her hangi bir yol ayrımında değildi ve taksicinin ters yöne gitmek gibi bir niyeti yoksa dümdüz ilerlemek dışında bir seçeneği de bulunmuyordu. Yine de taksicinin bu sorusunu havada bırakamazdı; “düz devam et” dedi. Bu komutla taksici sanki O’nun görmediği bir yol ayrımına sapmaktan son anda vazgeçmiş gibi gaza bastı. İlerledi. Motosiklet sürücüsüne yol verse iyi olurdu ama aldırmadan ilerledi. Arkasından selektör yapan sürücüye sövmese eksik kalırdı, sövdü ve ilerledi. Bir yandan da  taksiden indiği anda unutacağı cevapların sorularını soruyordu O’na. İnsan unutacağını, işine yaramayacağını, az sonra unutacağı için, yeryüzünde az önce şaşkınlıkla karşıladığı ya da şaşırdığını düşünmesini sağladığı kelimelerden mürekkep, hiç sarf edilmemiş sayılacak cümleleri duymaya neden bu kadar heves ederdi ki?

Taksiden inince çoğumuzun cevabını bildiği soruların peşinden koştuğunu, ulaşınca değersizleşecek hayaller kurduğunu, elindekine dair bir fikri olmadan başkasının eline baktığını, kendi hayatından ziyade hayatına dahil olmayan hayatlara imrendiğini düşündü. “Özeleştiri ne kadar da anlamlı bir kelimeydi” dedi.  Hep başkalarını hesaba katarak yaşadığımız, başkalarının beğen butonunu tıklamasıyla beğendiğini kabul edip sanal gerçekliklerden inşa ettiğimiz sanal hayatlarda, gerçekle aramızdaki bağın koptuğu zamanlarda insanın kendini eleştirmesi, kendiyle kalması, kendine dönmesi ne kadar da cesaret isteyen bir eylemdi. Hep vitrinlere bakarak, hep vitrinlerde olarak, kalabalıklara kaçarak, karışarak hayatın, toplumun gerçekliğine kendi gerçeğini unutarak, gerçeğini hatırlatmasına imkan tanımayarak kaybolan hayatlarımızda özümüze dönmek ne kadar da zordu.

Mutluluğu, sevinci, huzuru hep dışarda arıyorduk. Teşhir edilen, sergilenen,  ama satılık olmayan sadece “bakın ben buna sahibim” anlamına gelen sosyal medya mağazalarının vitrinlerinde gördüklerimizle hatta sadece görmekle kalmayıp zaman zaman satamadığımız, alıcısı bulunmayan ve bulunmayacak olan hayatlarımıza bir maske giydirir gibi medya mağazalarında teşhire sunduğumuz görüntülerle yaşadığımız hayatın görüntülerinin örtüşmemesi bizi ziyadesiyle üzmekteydi. Oysa “Başka vakit yepyeni olaylar bile bizi monoton ve zavalllı ruh halinden silkinip uyandıramaz; bir balo salonunda kayıtsız, vurdumduymaz, bütün etkilere kapalı oturabilirsiniz. Çünkü sevincin de kederin de kaynağı insanın kendi içidir.”  diye yazıyordu Knut Hamsun. Bir durup, storilerden çıkıp, içimizdeki vitrine bir göz atsak nasıl olur? 

Masasının başına yeniden oturdu. Bir İsmet Özel dizesi hislendi içine; “yaşamak debelenir içimde kıvrak ve küheylan/ beni artık ne sıkıntı ne rahatlık haylamaz.” Defterini koydu önüne, öbür kenarına “sevgili okur, senin ne düşündüğünü düşünmek de, senin ne anladığını hesaba katmak da benim özgürlüğüme dahildir” diye yazdı.

Yorumlar (0)
15
açık
Günün Anketi Tümü
Olası bir erken seçimle karşı karşıya mıyız?
Olası bir erken seçimle karşı karşıya mıyız?
Namaz Vakti 18 Mayıs 2022
İmsak 03:32
Güneş 05:17
Öğle 12:42
İkindi 16:36
Akşam 19:58
Yatsı 21:35
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Manisa Futbol Kulübü 36 49
8. Tuzlaspor 35 49
9. Samsunspor 35 48
10. Gençlerbirliği 35 48
11. Keçiörengücü 35 48
12. Boluspor 35 47
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 35 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 36 70
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 36 48
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 36 45
14. Aston Villa 36 44
15. Southampton 37 40
16. Everton 36 36
17. Leeds United 37 35
18. Burnley 36 34
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Getafe 37 39
15. Elche 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@