Yozgat Beyin Göçü de Veriyor!

Abone Ol

Yozgat Sadece nüfus göçü değil, kalifiye elemanı, yetişmiş insan göçü- beyin göçü de veriyor. Zenginimiz, para sahibi insanlarımız, iş sahibi iş verenlerimiz de Yozgat’ı terk ediyor. Üst düzeyde doktor, avukat, siyasetçi, mimar, mühendis... Yozgat’ı terk ediyor. Gariban işçilerin yanı sıra Yozgat ciddi manada ekonomik göç de veriyor; beyin göçü veriyor.
Yozgat ata yurdu, dedelerimizin, ninelerimizin yurt edindiği, ömrünü geçirdiği vatan… Nere gidersek gidelim, burası bizim ana vatanımız. Taşını toprağını özler, orada yatan anne ve babamızın hasretiyle yanar tutuşuruz. Vatanımız Yozgat’ı Unutmamız imkansızdır.
Çocukluk, gençlik hatıralarımızla Yozgat’ı zihnimizde yaşatırız. Bu denli sevmemize rağmen Yozgat’tan göçü önleyemiyoruz. Giden dönmüyor, başka başka diyarlara uçup kendilerine yeni bir vatan, yeni bir yurt aramaya çalışıyorlar.
Biz de gittik, vatan hasretiyle yanıp tutuştuk. Gidişimiz memuriyetimiz nedeniyleydi. Eşimize, dostumuza, anne ve babamıza, memleketimize olan özlem bizi geri bu topraklara dönmemizi sağladı. Bazen dönüşümüze sevinir, bazen de üzülürüz. Malum herkesin bildiği gibi ekmek-aş meselesidir. Çocuklarınıza iş bulabilme telaşımız vardı.
Ekmeğinizi, aşınızı kazanmakta zorlanıyorsanız hayıflanırsınız.
Yozgat küçük bir şehir. Pek çok konuda mahrumiyetleri yaşıyoruz.
Sağlık konusunda, eğitim konusunda, iş-meslek konusunda; bu şehirde kalmanın acılarını-üzüntülerini taşıyoruz. Şehrimizi gelişmiş, modern bir şehir haline getirmek zorundayız diyoruz.
Halen hastalarımızı çevre illere taşıyoruz! Eğitimde istenilen kaliteyi- başarıyı yakalayamadık, çocuklarımız okumak- yetişmek için büyük şehirlere gidiyor. Gençlerimize aş-iş-ekmek bulamıyoruz, geçim derdi ile dünyanın dört bucağına yayılıp iş-aş arıyoruz. Ve maalesef Yozgat göç vermeye devam ediyor.
“Giden gitsin canım bize ne?..”Deme şansınız yok.
Çünkü şehrimiz küçülüyor, nüfusumuz azalıyor. Modern bir şehir olmaktan uzaklaşıyoruz. Maalesef arzu ettiğimiz gelişmeyi, kalkınmayı yakalayamıyoruz. Küskünler şehri konumuna gelmişiz. Yozgat nüfusunun üç beş katı insanı gurbete yollamış, onların hayalleriyle avunmaya çalışıyor. Saymaya kalksak çoğunun adını bile hatırlayamayacak durumdayız.
Zengin iş adamlarımız da vardı, siyasetçimiz, bürokratımız, devlet adamımız da vardı!.. Hepsini bir araya getirebilsek şehrimizi büyük şehir yapardık ama bunu bir türlü beceremedik desem bana kızar mısınız?. Bize göre, “Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş” Biz çevre illerin arasında küçük bir şehir olarak kalmışız. Geri kalmışlık kabuğunu kırabilir miyiz acaba diye çırpınıp duruyoruz. Biz çareler, çözümler düşünürken bir de bakmışız ki, 200-300 bin insanımız birden göçü vermiş…
Evet iş arayanlar da gittiler; bitirenler de; dağıtanlar da; sağlık sorunlarına çözüm arayanlar da, çocuklarına iyi bir istikbal düşünenler de…. Gittiler ve bir daha geri dönmediler. Bir kısmının cenazesi döndü geriye, bir çoğu da kahretti, cenazesini de yollamadı memleketine! Sarı Topraklığa, vatana hasret gitti insanlarımız.
Oturup düşündük mü, kafa yorduk mu neden göçüyoruz diye? Yozgat’ta yaşanılan “Göçün” nedenlerini araştırdık mı? Bir proje, bir çözüm metni hazırladık mı, hazırlattık mı? Yozgatlı niye göçüyormuş, Yozgat’ı niye terk ediyorlarmış? Bu soruyu kendinize sorup masaya yatırdık mı? Kafa yorduk mu?
Tabii ki göçün nedenlerini tespit etmek de yetmez. Ne yapılması gerekir? Göçü durduracak tedbirlerin de alınması gerekir. Siyasetçimiz halinden memnun olmasın, Sivil toplum örgütü başkanlarımız halinden memnun olmasın!..
Şimdi bunların hepsine: “Yozgat” diye bir derdiniz var mı diye sormak isteriz. Var diyorsanız- diyorsak Yozgatlı niye göçüyor? diye bir araştırma yapıp sonuçlarını- nedenlerini açıklamış olurduk. Ve de tedbirlerini almaya başlardık...
Yozgat’ı kim düşünecek? Yozgatlı’nın derdini kim dert edinecek? Cüzdanı boş, üç-beş gariban, bir de elinden bir şey gelmeyen üç – beş yazar – çizer – gazeteci mi? Yani işimiz, gelişmemiz, büyümemiz, Allah’a kalmış olmasın!..(Allah’a kul, Kurban Olayım da!)