Çamlık TV ekranlarında yayınlanan “Yusuf Nabi Dursun ile Bereket Vakti” programında konuşan Pırlanta, Ramazan ayının tüm İslam âlemine olduğu gibi üniversiteye de manevi bir canlılık getirdiğini ifade etti.
Öğrencilerdeki Ramazan heyecanını gözlemlediklerini belirten Pırlanta, “Ramazan ayı çok şükür üniversitemize de doğdu. Öğrencilerimizin gözlerinde o hareketliliği, sohbetlerindeki manevi atmosferi görüyoruz. Derslerimiz Ramazan’ın bereketiyle devam ediyor” dedi.
“Dünya Ahiretin Tarlasıdır” Hadisinin Mesajı
Prof. Dr. Pırlanta, Hazreti Peygamber’in (sav) “Dünya ahiretin tarlasıdır” hadisinin insanın yaratılış gayesini özetlediğini vurguladı.
Bu hadisin kulaklara küpe olması gerektiğini belirten Pırlanta, insanın doğum ve ölüm üzerinde tasarrufu olmadığını ancak akıl ve irade sahibi bir varlık olarak dünyaya bir imtihan için gönderildiğini söyledi.
“İnsanoğlu dünyaya bir amaç için geldi. O amaç Allah’ın rızasını kazanmak ve cenneti elde etmektir. Dünyada ne ekerseniz ahirette onu biçersiniz. Buğday ekip arpa biçemezsiniz. Elma ağacı dikip kayısı alamazsınız” ifadelerini kullandı.

Hayat Bir İmtihan: Gençlik, Yaşlılık ve Ölüm Gerçeği
Pırlanta, insanın gençliğinin geçici olduğunu, yaşlılık ve ölüm gerçeğinin herkes için kaçınılmaz olduğunu belirtti. Ölümün genç-yaşlı ayırt etmediğini vurgulayan Pırlanta, dünya meşgalesinin insanı asıl yurttan uzaklaştırabildiğini ifade etti.
“Dünya sevgisi ve geçici lezzetler bizi kuşatıyor. Asıl gideceğimiz yurdu çoğu zaman düşünemiyoruz. Oysa mümin, bu dünyada yolcu olduğunu unutmamalı” dedi.
İman ve Teslimiyet: Stresi Azaltan Hakikat
Pırlanta’ya göre insan hayatını anlamlandıran iki temel unsur bulunuyor: Allah’a iman ve ahiret bilinci.
Yüce Yaradan’a iman eden kişinin teslimiyet duygusuyla hareket ettiğini belirten Pırlanta, bu bilincin insanı stresten ve aşırı kaygıdan uzaklaştırdığını söyledi. Ayrıca ahiret gününde herkesin amel defteriyle hesaba çekileceğini hatırlatarak, bunun insana sorumluluk bilinci kazandırdığını dile getirdi.
Behlül-i Dânâ Kıssasıyla Cennet ve Cehennem Mesajı
Programda Behlül-i Dânâ kıssasına da yer veren Pırlanta, “Cehennemde ateş yok, herkes ateşini dünyadan getirir” sözünün aslında dünyadaki amellerin ahirette karşılık bulacağına işaret ettiğini anlattı.
İnsanın cennet ya da cehenneme dair hazırlığını bu dünyada yaptığını belirten Pırlanta, her davranışın bir karşılığı olduğunu vurguladı.
Dünya-Ahiret Dengesi Nasıl Kurulmalı?
Hazreti Peygamber’in “Bu dünyada ya garip ol ya da yolcu gibi ol” hadisini hatırlatan Pırlanta, insanın geçici bir hayat sürdüğünü bilerek yaşaması gerektiğini ifade etti.
Dünya nimetlerinden meşru ölçüde faydalanmanın doğal olduğunu ancak mal, makam ve evladın birer imtihan vesilesi olduğunun unutulmaması gerektiğini söyledi.
“Dengeyi kurmak zor ama müminin en önemli vasfı budur. Hem dünyadan nasibini almalı hem de ahireti unutmamalıdır” dedi.
Ramazan: Manevi Eğitim ve Sabır Okulu
Ramazan ayının insanı sabra alıştırdığını belirten Pırlanta, orucun yalnızca bedeni değil ruhu da terbiye ettiğini dile getirdi.
“Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur. Dünya nimetleri ruhu doyurmaz. Asıl huzur, Yüce Yaradan’ın sevgisiyle mümkündür” ifadelerini kullandı.
Ramazan’da kazanılan güzel alışkanlıkların yılın tamamına yayılması gerektiğini vurgulayan Pırlanta, aksi halde Ramazan’ın gereği gibi idrak edilemeyeceğini söyledi.
“Söylediğinizi Yaşamazsanız Tesirli Olamazsınız”
Konuşmasının sonunda gençlere verilen nasihatlerin etkili olabilmesi için örnek bir yaşamın şart olduğunu belirten Prof. Dr. İsmail Pırlanta, hitabetin en güçlü yönteminin yaşamak olduğunu ifade etti.
“Gençler söylediklerimizi süzüyor. Eğer biz dünya-ahiret dengesini kendi hayatımızda kuramazsak sözlerimiz tesirli olmaz” diyerek sözlerini tamamladı.





